Kürt Halk Önderi Öcalan’ın çağrısıyla birlikte Kürt Özgürlük Hareketi ve Türkiye yeni bir sürece girmiştir. Bu yolun kitlelerde yanıltıcı, aldatıcı algılara neden olabildiği dünyada pek çok örnekte de yaşanmıştır. Dicle Üniversitesi’ndeki olaylar ve diğer tüm farklı politikaların geliştiği süreçte şu soruyu herkes gündemine almalıdır; Bu süreçte Kürtleri kim savunacak?
Dicle Üniversitesi’nde Kürt gençlerine, Kürt halkının savunma gücü olan gerillanın ateşkes pozisyonunu fırsat bilen karanlık güçler saldırıya geçtiler. Bu saldırıların yoğunluğu artabilir. Bu ihtimal az değildir.
Türkiye tarihi böyle birçok örnekle doludur. Dev-Genç’in kitleselleşmeye adım attığı süreçlerde pek çok Dev-Gençli’nin sokak ortasında öldürülmesi ve çeşitli güçlerin saldırısıyla, katliamlarıyla karşılaşmasının üzerinden yarım asır bile geçmedi. Ayrıca sadece Türkiye değil tüm egemen devletlerde direnişçi güçleri fırsat bulduğunda yok etmenin fırsatını kollayan klikler vardır. Devletin özünde bu eğilim her zaman var olmuştur. Çünkü devlet doğası gereği iktidarını isteyerek, gönüllü paylaşamaz, taviz veremez. Kürt Halk Önderi Öcalan bu gerçekten hareketle gerillayı feshetmemiştir. 1999 sürecinde gerillanın geri çekilmesini istemiş ancak Güney’de gücünü arttırarak, sağlam bir şekilde durması gerektiğini söylemiştir.
Bazı kesimler Kürt Halk Önderi Öcalan’ın yeni dönemin dilinin demokratik siyaset olduğunu dile getirdiğini ve artık silahlar sussun, fikirler konuşsun çağrısında bulunduğunu söyleyeceklerdir. Doğru. Kürt Halk Önderi Öcalan böyle söylemiştir ancak bu Kürt toplumunun savunmasız bir şekilde bırakılacağı anlamına gelmez. Ki Kürt Halk Önderi Öcalan Özgürlük Sosyolojisi Üzerine Deneme adlı eserinde, toplumun savunulmasını toplumun kendisinin gerçekleştirmesi gereken ve hiçbir güce devredilemeyecek bir görev olarak ele almaktadır.
Uyguladığı siyasetle geçmişten günümüze Ortadoğu koşullarında başarı kazanan siyaset, Kürt Özgürlük Hareketi’nin siyasetidir. Bu siyaset kendi özgücüne, örgütlü gücüne dayanarak yapılan siyasettir. Farklı bir yaklaşımda olan güçler yenilmekten, yok olmaktan kurtulmamışlardır.
Öz güç halkın her alanda kendi örgütlenmesini kurması, işlevselleştirmesi ve güçlendirmesiyle kazanılır.
Mahalle, köy, kent komün ve meclislerinin bu süreçte hızla kurumsallaşması, işlevselleştirilmesi devletin bu alanda geliştirmek istediği politikalara karşı durması, alternatifler geliştirmesi halkın öz gücünün arttırılmasının önemli bir ayağıdır. Çeşitli güçlerin Kürt toplumu içerisinde geliştirmek istediği uyuşturucu, fuhuş örgütlenmelerine karşı toplumun tümden karşı koyması, buna karşı durması öncelikli görevlerdendir. Devletin geliştirmek istediği politik oyunlara karşı geliştirilecek tartışma platformlarıyla bu politikalar halk arasında teşhir edilmeli, karşı alternatif örgütlenmeler yaratılmalıdır.
Aynı zamanda kooperatif tarzı örgütlenmeleri yaratarak, işlevselleştirerek devletin tekellerin hakimiyetini sarsılmaz kılmayı amaçladığı kalkınma ajansları saldırısı boşa çıkarılmalıdır. Halkın gözünü boyayan teşvik fonları sisteminin “halka bir, elitlere bin” anlayışını taşıdığı görülmelidir. Halkın kendi özgücüyle yaratacağı ekonomi politikalarının devletin ekonomik saldırılarına en önemli cevap olduğu bilinmelidir.
Bölge halklarıyla demokratik ulus anlayışı çerçevesinde girilecek ortaklaşmalarla devletin ve uluslar arası güçlerin politikaları, milliyetçi, ırkçı saldırıları boşa çıkarılabilecektir.
Tüm bu örgütlenmelerde devletten bir şey beklememe, kendi kendine yeterlilik esas alınmalıdır.
Kürtler açısından ve dünya gerçeği açısından Kürtlerin özgücü sayılabilecek temel şey Kürt Özgürlük Hareketi ve onun temel ayağı olan Kürt gerillasıdır. Sınırın dışında, ötesinde, berisinde; Nerede olursa olsun Kürt gerillası Kürt halkına dönük saldırılara karşı savunma gücü olarak her an tetikte olacaktır.
Ayrıca Kürdistan gerillası demokratik siyasetin, demokratik uygarlığın Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve dünyada inşası ve korunması için güçlü pozisyonunu ve garantör olma durumunu koruyacaktır. Yine Kürdistan gerillası Kürt halkının aydınlanma hareketi olarak da rol oynamıştır. Gerilla alanları halkın eğitildiği, Kürtlerin özgürleştiği alanlar olma özelliğini geçmişten günümüze devam ettirmektedir. Gerilla bu konudaki rolünü oynamayı da sürdürecektir. Zira Demokrasi ve demokratik uygarlık ancak aydınlanmış bir halk tarafından yaşamsallaştırılabilir.
Dört parça Kürdistan’da Kürt sorunu çözülmüş değildir. Çözümün Kürt halkının örgütlülüğünü her alanda büyütüp yaygınlaştırmasından geçtiği Kürt Halk Önderi Öcalan tarafından sürekli dile getirilmektedir. Hatta Önder Öcalan özgürlüğüyle ilgili sorulan soruya; Kürt halkı özgürleştiğinde kendisinin de özgürleşeceğini, Kürt halkının özgürlüğünün de örgütlenmesinden geçtiğini söyleyerek yanıt vermiştir.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın özgürlüğü Kürt halkının örgütlenmesini geliştirmesiyle, örgütlü mücadelesini başarıyla taçlandırmasıyla sağlanacaktır. Toplumsal yaşamın her alanında kendini örgütlemek güçlenmenin, kendini savunmanın yegane yoludur.
Ancak geliştirilen örgütlenmelerin de savunmasını toplum kendi özsavunma birliklerini oluşturarak yapabilir. Ayrıca bu örgütlenmelerin koruyucu gücü olan gerillaya da katılarak kendi örgütlenmesini garantiye alacaktır. Ateşkes konumunda da olsa güçlü bir gerilla duruşunun, Kürt Özgürlük Hareketinin ve sürecin garantisi olacağını tüm kesimler kabul etmektedirler. Bu güce güç katmak tüm Kürt gençliğinin birincil görevidir. Yanılmamak, gaflete düşmemek Kürtleri savunacak gücün yine Kürtler olduğunu bilmek sürecin başarısı için birinci şarttır.
Bir süreçte Kürtleri kim savunacak?