Günümüzde çeşitli manipülasyonlar ile yapay gündemler yaratmak mümkün. Toplum mühendisliği dedikleri meslek dalının marifetlerinden biri de bu. En önemli araç da medya.  Türkiye'de şu anda en önemli gündem maddesi, Suriye’yi işgal. Kısa özeti; Türkiye’nin gündemi savaş mı, demokrasi mi ikilemi. Medyada bu konuda oldukça çarpıcı, hatta bazen oldukça eğlendirici bir tarışma sürüyor.
Çelişkiler derinleştikçe, taraflar da daha çok netleşiyor. Ustalıkla kamufle edilmiş, gizli saklı kalmış ırkçı, diktatöryal mentaliteler bir bir açığa çıkıyor.
Bu, Türkiye’nin gündemi. Bizim gündemimiz, birlik. Kürtler arası birliği pekiştirlip, geleceği kurmak.
Kürtler ve Türkler’in toplumsal çelişkilerindeki farklılığı anlamayanlar, ya da anlamak istemeyenler, Kürtlere çeşitli yaftalar takıyorlar. Bu onların sorunu.
Kürtlerin birlik sorunu, varlık ve yokluk sorunudur. Birliğin önemini ve öneminin nedenlerini anlatmaya gerek görmüyorum. Siyasetçilerimiz yeterince anlatıyorlar.
Size bir olay, bir toplantı ve iki  şahsiyet anlatacağım.
Toplantı:  ANF 2 Eylül 2012'de Hewlêr'de gizlice yapılmış bir toplantının belgelerini yayınladı. Toplantıya Türk, Amerikan, İsrail ve Kürt diplomat ve devlet görevlileri katılmış. ANF'nin haberine ve sunduğu belgeye göre, toplantıda Batı Kürdistan'daki PYD'nin etkisinin kırılması amacıyla, ortak bir takım çalışmaların yapılması için kararlar alınmış. Toplantıya katılanlar arasında Neçirvan Barzani de var.
Olay: 26 Kasım 1971'de Güney Kürdistan'da üç T-DKP kurucusu Sivan- Brusk-Çeko İKDP tarafından ve Baba Barzani’nin onayı ile idam ediliyorlar. Kürdistan tarihinde bu olay ”İki Sait ya da Saitler” olarak bilinir. Bu olay konusunda bilenler ve araştıranlar yazdılar. Ancak henüz sırları çözülmedi. Çünkü bu olayın henüz yaşayan tanıkları (belkide failleri) var ve onlar ısrarla konuşmuyorlar (istenmesi ve ihtiyaç durumunda yaşayan bu tanıkları da yazabilirim). Bu konuda, bize yaşadıklarını ve bildiklerini oldukça objektif ve kronolojik bir biçimde yazan Sayın Şevket Epözdemir yorumu okuyucusuna bırakıyor. Bir çok bilgiden sonra Şevket Epözdemir’in yazısını okuyunca ben de bıraktığı izlenim şu; TC’nin klasik ve her dönem uyguladığı Kürdü Kürde kırdırma politikasının bir ürünü. Ayrıca TC kontrol edemediği her Kürt (Türk) hareketini doğmadan yoketmenin çabasını hep göstermiş. Başarılı oldukları da var, olamadıkları da...
İki Sait olayı da bunun ürünü. En acısı da, Kürt tarihinde sürekli tekerrür eden bu tür olaylarda ölenler de Kürtler’in değerleri, öldüren de...
Sait Kırmızıtoprak( Dr. Şivan), Sait Elçi, Hasan Yıkmış (Brusk), Hikmet Buluttekin (Çeko), Mistefa Barzani, herbiri Kürdistan tarihinde anılan büyük şahsiyetler,  Kürdistan özgürlük mücadelesine kattıkları değerler ve hataları ile. onları sorgulamak  ve yargılamak benim haddim değildir. Ancak sırları çözülmemiş bu olayın Kürtlerin ruhunda bıraktığı acılar ve izler derindir. Hem de tahmin edildiğinden daha derin. Yoksa Hewlêr'deki bu toplantı, bende hemen iki Saitler olayını çağrıştırmazdı… Ben eminim ki  sayın Mesud Barzani'de de bu toplantı aynı çağrışımı yapmıştır...
Şimdi iki şahsiyeti anlatacağım. Yorumları ve çağrışımları da siz okuyuculara bırakacağım.
Mimar, Dara Kırmızıtoprak. Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın oğlu. Babası idam edildiğinde tahminen 9-10 yaşlarındaydı. Orta öğrenim dönemlerinde, hatırladığım kadarı ile,  Dr. Şivan’ın taraftarları ve sempatizanlari tarafindan, ısrar ile aranmış ve kontak kurulmak istenmişti. Annelik içgüdüsü ile oğlunu korumak isteyen annesi onu bu ilişkilerden uzak tutarak büyüttü. Dara Kırmızıtoprak, şimdilerde 50'li yaşlarda ve Türkiye'de mesleki alanında başarılı biri. 17 Kasım'da Dersim’de , yani Seid Riza’nın idam ediliş gününde bir anıt mezar açacak. Dersim Soykırımı adına yapılmış bu anıt mezarın mimarı Dara Kırmızıtoprak. Tasarımı ilginç… Ve oldukça  duygu yüklü…
Dara Kırmızıtoprak’ın Güney Kürdistan’da da çalışmaları varmış… Mistefa Barzani'nın oğlu, Mesud Barzani ve Sait Kırmızıtoprak’ın oğlu Dara Kırmızıtoprak acaba yüzyüze görüştüler mi… İnsanın tüylerini diken diken eden bir sahne olsa gerek… Herhalde ikisinin de hayat hikayesi yazılsa, o yüzyüze geliş anlarından, hiç kuşkunuz olmasın en büyük ödüllü bir film çıkarır.
İkinci şahsiyet… Eren Kawa Yıkmış… Burusk’un oğlu… Şimdilerde 45 yaşlarında ve Almanya'da yaşıyor. Hayat  Eren’e  cömert davranmadı… Eren müthiş acılar ile büyüdü. Oldukça mütevazi ve onurlu bir yaşamı var. Eren’in hikayesinde öyle olaylar ve durumlar var ki, anlatmak, anlatabilmek bile yürek ister. O'nun da hayat hikayesi ve annesinin mücadelesi büyük ödüllü bir film çıkarır.
Güney'de otonom bölge yeni oluşmuştu. Türk medyası Güney Kürdistan’in isgalini durmadan pompalıyordu, tıpkı bugün  Rojava'da olduğu gibi. Tarihi tam haırlamıyorum, Eren ile durumu konuşuyorduk. Böyle bir olasılık durumunu konuşurken, Eren hiç teredütsüz ve çok büyük br kararlılıkla, Güney'e gidip, Barzani peşmergeleri ile birlikte, omuz omuza işgale karşı savaşacağını söyledi... Nefes kesen bir an... Kim yapar böyle bir şeyi? .. Kendinizi Eren’in yerine koyun ve elinizi de vicdanınıza… Eren’in tereddütsüz söylediği ve yapacağından yüzde yüz emin olduğum, bu durumu kaç kişi yapabilir…
Eren’in bu tavrı herkese ders olmalı… Acısını kalbine gömüp, ulusunun, halkının kurtuluşu için, en zor olanı tereddütsüz  sergileyebilmek…
Sevgili okuyucular, olaylar ve kişiler arasındaki bağlantıları siz kurun. Yazımın biraz karışık olduğunu fark ediyorum. Ancak benim için bu yazıyı yazmak oldukça zor oldu. Umarım ve dilerim birileri bu yazıyı Sayın Mesud Barzani’ye iletir… Onun iki Sait ile ilgili ne düşündüğünü biliyorum… umarım bu yazı ona geçmişi hatırlaması için bir vesile olur… Bize makus tarihimizi tekerrür ettirmez…
İkinci temennim, bana küskün ve kırgın olan, çok saygı duyduğum ve çocukluğundan beri onu çok sevdiğim Sevgili Eren’in beni affetmesi…