• “İşten çıkarmalar yasaklanıyor” şeklinde pazarlanan 66 maddelik kanun taslağı, AKP-MHP iktidarının döşediği hile ve tuzaklarla doldu.

”İşten çıkarma 3 ay yasaklanıyor" denilerek propagandası yapılan yeni teklif, aslında işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğini devreden çıkararak ayda bin 177 TL’lilik ücretsiz izin uygulaması getiriliyor. Teklifte sosyal medyaya yeni sansürü ve fişlemeyi de içeriyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan'ın son Bakanlar Kurulu toplantısında sonra yakın zamanda Meclis'e sunulacağını açıkladığı ve AKP tarafından son şekli verilen 66 maddelik yeni torba kanun teklifi, dünden itibaren “İşten çıkarma 3 ay yasaklanıyor” şeklinde sunuluyor. Teklifte, Toplu Sözleşme Kanunu'ndan Devlet İhale Kanunu'na kadar çok sayıda kanunda değişiklik öngörüldü.

İşten çıkarma yasaklanmıyor

işçi sabit ücrete mahkum ediliyor

Kanun taslağı 4857 sayılı İş Kanunu'na geçici bir madde eklenmesini öngörüyor ve İş Kanunu kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin iş sözleşmesinin üç ay süreyle feshedilemeyeceğini düzenliyor. Bu süre 6 aya kadar uzatılabilecek. "COVİD-19 salgın hastalık neticesinde kamu yararının gerektirmesi nedeni üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci bendinde gösterilen sebepler dışında işçilerin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilemez“ diyor. Olumluymuş gibi yansıtılan işten çıkarma yasağı düzenlemesinin devamı ciddi sorunlar içeriyor. Çalışma ilişkileri, sosyal politika, sendikacılık ve emek tarihi konularında çalışan Doç. Dr. Aziz Çelik, “Fesih yasağı uygulanan hallerde işveren işçiyi ücretsiz izne ayırabilir” düzenlemesi ve ücret izne ayrılacak işçiye yapılacak ödeme konusundaki ciddi sorunlara işaret etti. 15 Mart 2020'den bu yana ücretsiz izne ayrılmış ve bundan sonra ayrılacak işçilere ve işten çıkarılan ancak işsizlik ödeneğinden yararlanma şartlarını yerine getiremeyen işçilere İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödeme yapılması planlanıyor. Çelik’e göre; sorun tam da burada başlıyor. Bu işçilere her gün için 39.24 TL (aylık bin 177 TL) ödeme yapılması planlanıyor. Bu miktar asgari ücretle çalışan bir işçiye ödenen işsizlik ödeneği ile aynı düzeyde. Böylece ücretsiz izne çıkarılan işçilere işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğinden çok daha düşük ödeme yapılması planlanıyor. Kısa çalışma ödeneği uygulanacak olsa 1bin 752 TL ile 4 bin 381 TL arasında ödenek alacak işçiye sadece bin 177 TL ödenecek. Bu vahim bir durumdur. Bu yolla işten çıkarmaların yasaklanması düzenlemesi, işçinin ayda bin 177 TL'ye mahkum edilmesi anlamına geliyor. Ayrıca bu durum kısa çalışma ödeneğinin de bypass edilmesine yol açıyor.

İşten çıkarma yasağına

ücretsiz izin eklemek abestir

İşten çıkarılmaların yasaklanması doğru bir önlem olduğunu teslim eden Çelik, twitter hesabındaki değerlendirmesinde şöyle devam etti: “Ancak ayda bin 177 TL ödenek ile işçileri açlığa mahkum etmek kabul edilemez. Bu miktarda bir ödenek işsizlik ve kısa çalışma ödeneklerini boşa düşürme hamlesidir. Bu tasarı ciddi eksikler içeriyor. İşten çıkarılması yasaklanan ve işveren tarafından çalıştırılmayıp ücretsiz izne çıkarılan işçilere en az asgari ücret düzeyi olmak (2 bin 325 TL) üzere, mevcut ücretlerine paralel olarak kısa çalışma ödeneğine uygun (4 bin 381 TL'ye kadar) ödeme yapılmalıdır. İşten çıkarma yasağının yanında ücretsiz izin uygulamasına gerek yoktur. Bu abesle iştigaldir. İşten çıkarma yasağı durumunda kısa çalışma ödeneği uygulanabilir. Bunun yerine ayda bin 177 TL'ye ücretli izin icadı işçiye daha az para vermek için yapılıyor.”

 

Geç hazırlanan taslak

ciddi sorunlar içeriyor

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise işten çıkarmaların yasaklanması önerilerinin doğruluğunu herkesin anladığını, en son hükümetin de anladığını ama milyonlarca işçinin yaşadığı sorunları tam olarak anlamakta hala zorluk çektiğini söyledi. “”Öncelikle bu karar geç kalmış bir karardır. Önerdiğimiz gibi salgının en başında alınmalıydı. Böylece yüz binlerce işçi işinden olmazdı” diyen Çerkezoğlu, şöyle devam etti: “Ancak bu taslakla yapılan düzenlemeler sadece geç değil, aynı zamanda oldukça ciddi sorunlar taşıyor. Her şeyden önce işten çıkarma yasağı sırasında ücretsiz izin uygulamasına gerek yoktur. Ücretsiz izin uygulaması meşrulaştırılamaz, kabul edilemez.”

Bu durumda yapılması öngörülen ödeme miktarının da vahametine işaret eden Çerkezoğlu, şöyle izah etti: “Örneğin kısa çalışma ödeneği uygulanacak olsaydı bin 752 TL ile 4 bin 381 TL arasında ödenek alacak işçiye sadece bin 177 TL ödenmesi planlanıyor. Covid-19 süresince işçilerin çoğunluğu ayda bin 177 TL'ye mahkum edilmek isteniyor. İşsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneği devreden çıkarılarak bunun yerine ayda bin 177 TL ile ucube bir ücretsiz izin uygulaması getirilmiş olması kabul edilemez. Tasarının bu şekilde yasalaşmasını kabul edemeyiz. İşten çıkarılması yasaklanan işçilere en az asgari ücret düzeyi olmak üzere, 4 bin 381 TL'ye kadar ödeme yapılmalıdır. Zorunlu/acil işler dışındaki tüm işler durdurulmalı ve işleri durdurulan işçilere de aynı ödeme yapılmalıdır."

 

Hükümetin amacı patronlara

yeni kaynak yaratmak

Demokrasi İçin Hukukçular (DİH) tarafından yapılan açıklamada da aslında taslaktaki düzenlemenin iki nedenle işçi çıkarmayı yasaklamadığına dikkat çekildi:

  •  Dileyen işveren tek yanlı bildirimle 25/II’inci maddeye göre işçi çıkartabilecektir. Bu hususta bir denetleme mekanizması, yargı kararından sonra dahi bir yaptırım öngörülmemiştir.
  •  25/II dışında işten çıkarmalar sadece 3 aylığına yasaklanmıştır. Bu fesih yasağı değil, aksine ücretsiz izne bin 177 TL destek verip resmi feshi öteleme düzenlemesidir. Fesih yasağı olsa idari ceza fıkrasına ‘ücretsiz iznin sonunda, izin süresinin 2 katı kadar süre geçmedikçe iş akdi feshedilemez. Bu süre tamamlanmadan iş akdinin feshedilmesi halinde de aynı ceza uygulanır’ vb. bir düzenleme olurdu.

Hükümetin amacının işsizlik fonundan ücretsiz izne çıkarma hakkı tanıyarak patronlara yeni kaynak aktarmak olduğu belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi: “Bu düzenlemeden sonra kısa çalışma ödeneği başvurularının reddedilmesi hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Düzenleme ayrıca işverenlerin kıdem tazminatı yükünü de hafifletmeyi amaçlamaktadır. Her ne kadar işçilerin haklı fesih hakkı devam etse de işverenler zorunlu nedenle fesih ve kıdem tazminatı yükünden kurtulacaklardır. Ayrıca işçiler de küçük de olsa bir gelire kavuştuğundan haklı fesih haklarını kullanmayacaktır.”

 

Sosyal medyaya yasak,

devlete hizmet şartı

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, AKP-MHP hükümetinin oldukça rahatsız olduğu sosyal medyaya kapsamlı yasak, servis sağlayacılara işbirliği şartı getiriyor.  Teklif metnine göre, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunu'na eklenecek maddeler şöyle:

  •  Kullanıcıların, internet ortamında sosyal etkileşim amacıyla metin, görüntü, ses, konum gibi içerik, bilgi veya veriyi oluşturmalarına, paylaşmalarına veya görüntülemelerine olanak sağlayan gerçek veya tüzel kişiler kanununa eklenen maddeyle “sosyal ağ sağlayıcı” olarak tanımlanacak.
  • Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) yer sağlayacıların kanun kapsamındaki yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğini denetlemek için gerekli gördüğü takdirde olay mahalinde de inceleme yapabilecek veya yaptırabilecek. Devlet güçleri ve diğer devlet kurumlarının amir ve memurları BTK'nın denetim ekiplerine yardımcı olacak.
  • Türkiye'den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, BTK ve adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereğinin yerine getirilmesi ve kişiler tarafından yapılacak başvuruların cevaplandırılması için yetkili en az bir kişiyi Türkiye'de temsilci olarak belirleyecek.
  • Sosyal ağ sağlayıcı bu kişinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilir bir şekilde internet sitesinde yer verecek. Eğer temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğü yerine getirilmezse sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 59 oranında daraltılması için BTK sulh ceza hakimliğine başvuracak. Kararın ardından 30 gün içerisinde yine temsilci belirlenmezse sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliği yüzde 95 oranında daraltılacak.
  • Türkiye'den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, içeriklere yönelik olarak kişiler tarafından yapılacak başvurulara, başvurudan itibaren en geç 72 saat içinde cevap vermekle yükümlü olacak. Eğer cevap vermezse sosyal ağ sağlayıcıya 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar para cezası kesilecek. Sosyal ağ sağlayıcı, kendisine bildirilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararlarını uygulayacak ve başvurulara ilişkin istatistiksel ve kategorik bilgileri içeren raporları üç ayda bir BTK'ya bildirecek.
  • Türkiye'den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, Türkiye'deki kullanıcıların verilerini Türkiye'de barındırmakla yükümlü olacak. Bunu yerine getirmeyenlere, bir milyon Türk lirasından beş milyon Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanacak.
  • Hukuka aykırılığı hakim veya mahkeme kararı ile tespit edilen içeriğin sosyal ağ sağlayıcıya bildirilmesi durumunda, bildirime rağmen 24 saat içinde içeriği çıkarmayan veya içeriğe erişimi engellemeyen sosyal ağ sağlayıcı, doğan zararların tazmin edilmesinden sorumlu olacak. Yani eğer içerik kaldırılmazsa bundan böyle sadece içeriği üreten değil, onun yayınlamasına ve yayılmasına olanak sağlayan da cezalandırılacak.
 

Müteahhitler ve ihaleler

Teklifte, bir işin planlanan sürede bitirilememesi nedeniyle tazminat ödemek zorunda olan müteahhitler, salgın hastalığı mücbir sebep olarak gösterebilecek ve iş bitirmeme durumunda tazminat ödemeyecek. Teklife göre, elektronik ortamda gerçekleştirilebilen ihalelerin kapsamı genişledi. Bu konuda yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verildi.

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'da da değişiklik öngörülüyor; salgın döneminde Hazine'ye ait taşınmazları kullanlardan kira alınmaması için Bakanlığa tam yetki verdi.

Öğrencilerin öğrenim kredisi borcu ÜFE artışı dikkate alınarak hesaplanacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı ÜFE kadar eklenen tutarı yarıya kadar indirmeye, Cumhurbaşkanı mücbir sebep ilan ederse Yİ-ÜFE uygulanmadan ertelemeye yetkili olacak.

Stokçuluk ve fahiş fiyat artışları Türk Ceza Kanunu’nda yasak olmasına ve bu yönde cezalar kesilmesine rağmen torba kanunda bu iki eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini belirten yeni düzenlemeler torba kanuna girdi. Stokçulukla ilgili olarak kanunda şu ifadeler yer aldı: Piyasanın olağan akışını bozarak piyasa aksaklıklarına sebep olan ve kamunun genel menfaatine uygun olmayan haksız ve rekabeti bozucu faaliyetlere yönelik idari ve hukuki tedbirlerin ivedilikle uygulamaya konulması için ilave yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur.

Salgın hastalıklar, deprem, doğal afet gibi olağanüstü hallerde ve acil durumlarda, gelir ölçütleri ve engellilik durumları dikkate alınmadan bakım hizmetlerine ihtiyaç duyanlara bakım hizmeti verilebilecek ve bakım ücreti ve sosyal yardım ödemesi yapılabilecek.

Sermaye şirketlerinin, 31 Aralık 2020’ye kadar dağıtabilecekleri nakit kar payı tutarı 2019 net dönem karının yüzde 25’ini aşamayacak, genel kurulca yönetim kuruluna kar payı avansı dağıtımı yetkisi verilemeyecek.

Kredi kartı ve banka kartı çıkarmak isteyen müşterilerin sözleşmeleri elektronik ortamda yapılabilecek. ANKARA