Cezaevi'nde yanlış teşhis konulduğu için tedavisi geciken, "cezaevinde kalamaz" raporuna rağmen ölüm sınırında tahliye edilen 26 yaşındaki Abdulmecit Arslan (Argeş) akciğer kanserine yenik düşerek önceki gece yaşamını yitirdi.
2007 yılında Şenyayla bölgesinde çıkan çatışmada ağır yaralı olarak gözaltına alınan Arslan, Muş Alay Komutanlığı'nda ağır işkencelere maruz kalarak günlerce sorgulandı. Sorgusu ardından "Örgüt üyeliği" suçlamasıyla müebbet hapis cezası ve 23 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Muş E Tipi, Van F Tipi Kapalı cezaevlerinde kalan Arslan, Kasım 2013'te Tekirdağ 1 Nolu Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildi.

Tekirdağ Cezaevi'nde sık sık rahatsızlanan Arslan, revire her gittiğinde doktor tarafından "bronşitin var" denilerek, farklı ilaçlar verilip koğuşuna gönderildi. Ancak bir süre sonra cezaevine gelen geçici bir doktorun teşhisiyle akciğer kanserine yakalandığı anlaşıldı. İstanbul Gazi Hastanesi'ne kaldırılan Arslan'ın kanserin tüm vücuduna yayıldığının öğrenilmesi üzerine ailesi, Adli Tıp Kurumu'na dilekçe yazarak, tahliyesini istedi.


Rapora rağmen bırakılmadı
ATK'nin "İhtiyaçlarını tek başına gideremez" raporuna rağmen Arslan başvurudan 2 ay sonra, 24 Ekim 2014 tarihinde tahliye edildi. 'Beni Kürdistan'a götürün' diyen Arslan, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Ünitesi'nde tedavi altına alındı. Doktorların "yapılacak birşey kalmadı" sözleri üzerine birkaç gün önce taburcu edilerek Siirt'teki aile evine götürülen Arslan, önceki gece yaşamını yitirdi.

Son yolculuğuna uğurlandı

26 yaşındaki Arslan dün Siirt'te binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlandı. Dini vecibeleri yerine getirilmek üzere Mele Emer Camii'ne getirilen Arslan'ın tabutu HPG bayrakları, sarı, kırmızı, yeşil flamalara sarılarak omuzlara alındı.
Törende, Arslan'ın annesi Barış Anneleri Meclisi Üyesi Maşallah Arslan ve kardeşleri zılgıtlar eşliğinde kına tepsileri ile Arslan'ın fotoğraflarını taşırken, hasta tutsaklar için mumlar yakıldı.
Dini vecibelerinin yerine getirilmesi ardından kitle, Arslan'ın cenazesini omuzlayarak Ulus Mahallesi'nde bulunan Şeyh Musa Mezarlığı'na kadar yürüdü.

Vebali boynunuzda

Arslan'ın naaşı okunan dualar eşliğinde toprağa verildi.
Törende konuşan TUAD-DER Siirt Şube Başkanı Hekim Ekinci, yüzlerce hasta tutsağın Arslan gibi ölümü beklediğini belirterek,  "Lanet yağdırıyoruz, yüzlerce hasta tutsağın aileleri çocuklarının ölümünü beklerken kendilerine saray yaptıranlara. Hasta tutsakların çığlıklarını, ailelerini feryatlarını görmeyenler yüzlerce hasta tutsağın vebalini boyunlarında taşıyorlar" dedi. Hasta tutsakların serbest bırakılmasını isteyen Ekinci, "Hasta tutsaklar derhal herhangi bir prosedür beklemeden serbest bırakılmalı, tedavi ve aileleri ile geçirecekleri son günleri ellerinden alınmamalıdır" diye konuştu

Argeş'in takipçisi olacağım

Arslan'ın annesi Maşallah Arslan ise çocuğunun mezarı başında durarak törene katılanlara teşekkür etti. Anne Arslan, "Çocuğum Argeş'in bıraktığı mücadelenin devamcısı olacağıma burada söz veriyor, ant içiyorum. On tane çocuğum var; on tanesi de bu mücadeleye feda olsun" dedi. Anne Arslan, AKP hükümetine seslenerek, "Çocuğumun dağa çıkmasına neden olanlar bilsinler ki bu mücadele bir şehit ile bitmeyecek. Heval Argeş ilk şehidimiz değil, son şehidimiz de olmayacak. Sizlerin de yüreğinize, evinize aynı ateş düşsün Erdoğan" diye konuştu.
Konuşmaların ardından kitle, Arslan için Barış Mahallesi'nde kurulan taziye çadırına yürüdü.


 HABER MERKEZİ