- 'Örgüt propagandası' gibi uydurma bir 'suç'tan tutuklu bulunan; pankreas kanseri olmasına rağmen tahliye başvuruları reddedilen Tuncer Sağlam'ın cenazesi verildi.
- Tutsaklar adına yapılan açıklamada, zindanların hâlâ tecrit, cezalandırma, pişmanlık dayatması ve irade kırma alanları olarak ele alınmasının sürecin özüyle çeliştiği vurgulandı.
Wan'da "Örgüt propagandası" yaptığı iddiasıyla tutuklanan Tuncer Sağlam, geç teşhisin ve antibiyotiklerle geçiştirmenin ardından kaldırıldığı Ankara Etlik Şehir Hastanesi'ndeki 25 günün sonunda yaşamını yitirdi.
Wan'da 21 Nisan 2025'te "Örgüt propagandası" yaptığı iddiasıyla tutuklanan Tuncer Sağlam, Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde durumunun ağırlaşması üzerine 9 Ekim'de Ankara Sincan 2 Nolu Cezaevi’ne sevk edildi. Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde 25 gündür tedavi gören Sağlam’ın durumunun ağırlaşması üzerine entübe edildi. Sağlam önceki gün sabah saatlerinde yaşamını yitirdi.
Sağlam'ın avukatı Halil Kaya, 23 Eylül'de tahliye olması için Van Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu. Başvuruda, müvekkilinin ciddi sağlık sorunları yaşadığı belirtilerek, 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında cezasının infazının ertelenmesi talep edildi. Başvuru dilekçesinde, Sağlam’ın pankreas başında yaklaşık 10 santimetrelik kitle bulunduğu, damar invazyonu ve olası metastaz bulgularının tespit edildiği, tekrarlanan biyopsilere rağmen kesin tanıya ulaşılamadığı aktarıldı. Ayrıca hastanın stent uygulaması, antibiyotik tedavisi, damar yoluyla beslenme ve sürekli tıbbi takip ihtiyacı bulunduğu vurgulandı. Avukatı Halil Kaya, Sağlam’ın cezaevi koşullarında tedavisinin yeterli ve kesintisiz sürdürülüp sürdürülemeyeceğinin ivedilikle değerlendirilmesini, gerekli sağlık kurulu ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarının alınmasını istedi. Savcılık ise söz konusu başvuruya olumlu veya olumsuz bir yanıt vermedi.
Antibiyotiklerle geçiştirildi
Sağlam'ın sağlık durumuna ilişkin Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 21 Ağustos'ta hazırlanan raporda, günlük tedavisinin yapıldığı, ağrıları ve mide bulantıları için antibiyotik tedavisi devam hastalıkları kliniğinin önerileri ile antibiyotik ve IV sıvıları verildiği belirtildi. Sağlam'ın yapılan ameliyat notunda ise "Duodenoskopla girildi, papil bulundu, papilla ödemli görünümde idi. Sfinkterotom ve guide-wire ile koledok kanüle edildi. Kontrast madde verilerek yapılan incelemede intrahepatik safra yolları ve koledok dilate idi. Koledokta kalküller mevcut idi. Sfinkterotomi yapıldı. Koledoktaki mikrokalküller balon ile süpürülerek duodenuma düşürüldü. Pankreas baş kısmında kitle olması nedeniyle buji dilatasyonu sırasında koledoğa 10 F 10 cm plastik stent takıldı. İşlem komplikasyonsuz sonlandırıldı" ifadeleri yer aldı.
Qelqeli’de toprağa verildi
Tuncer Sağlam, dün Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) öncülüğünde Wan’ın Qelqeli (Özalp) ilçesinde yaşadığı Kolo köyünde kitlesel bir şekilde toprağa verildi. “Şehîd namirin” sloganlarının atıldığı cenaze törenine; Sağlam'ın ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Colemêrg Milletvekili Öznur Bartın, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, siyasi ve sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Sağlam, okunan dualarla toprağa verildi.
Cenazeler çıkmasın
MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Tuncer Sağlam için federasyon binasında basın toplantısı düzenlendi. MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat, Tuncer Sağlam’ın avukatının defalarca itiraz etmesine rağmen tahliyesinin ertelendiği ve tedaviye erişiminde yaşanan sorunlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti. Hasta tutsakların durumunun siyasi süreçlerden bağımsız olarak insani ve vicdani bir mesele olduğunu vurgulayan Canpolat, cezaevlerinden cenazelerin çıkmasına tahammül edilmediğini, hasta tutsakların durumunun bir an önce yeniden değerlendirilmesini ve yaşam haklarının güvence altına alınmasını istedi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret eden Canpolat, süreçle birlikte cezaevlerindeki koşulların normalleşmesinin beklendiği, ancak yaşanan gelişmelerin bu beklentiyle çeliştiğini; bu durumun tutsakları, ailelerini ve hak savunucularını endişelendirdiğini ifade etti.
Devletin sorumluluğudur
Türk cezaevlerindeki Apocu tutsaklar adına yapılan açıklamada ise devletin sürecin gerektirdiği demokratik ve hukuki adımları atmamasının, oyalayıcı ve zamana yayan yaklaşımın, özellikle tutsaklar açısından ağır ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurduğu belirtildi. Açıklamada, şunlar ifade edildi: “Barışın toplumsallaşmasından ve demokratik siyasetin önünün açılmasından söz edilirken zindanların hâlâ tecrit, cezalandırma, pişmanlık dayatması ve irade kırma alanları olarak ele alınması sürecin özüyle açıkça çelişmektedir. Bugün yüzlerce yoldaşımız ağır sağlık sorunlarıyla, ilerleyen hastalıklarla ve yaşamlarını tehdit eden koşullarla karşı karşıyadır. Hastane sevklerinin geciktirilmesi, tedavilerinin engellenmesi, sağlık durumlarının gerektirdiği insani koşulların oluşturulmaması kabul edilemez. Yaşam hakkı ve sağlık hakkı söz konusu olduğunda hiçbir siyasi, idari ya da güvenlik gerekçesi bu sorumluluğu ortadan kaldıramaz. Ağır hasta tutsakların zindanlarda tutulmaya devam edilmesi, yaşamlarının açıkça tehlikeye atılması anlamına gelmektedir. Son olarak ağır kanser hastalığıyla mücadele eden, tüm zindan koşullarına rağmen özgürlük ve demokratik toplum mücadelesindeki iradesinden taviz vermeyen Tuncer Sağlam arkadaşımızın şehadeti, bu gerçekliğin acı bir ifadesidir. Onun yaşamını yitirmesi, hasta tutsakların sağlık ve tedavi hakkının ertelenemez bir yaşam hakkı meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur."
Artık son verilmeli
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin, zindanlardaki mevcut politik tutsaklık sorununun demokratik çözüm perspektifiyle ele alınmasını zorunlu kıldığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Barışın toplumsal yaşamda karşılık bulması, en ağır hak ihlallerinin yaşandığı alanlarda somut adımların atılmasına bağlıdır. Kendi hukuk düzeni içerisinde tanımlanan infaz hükümlerinin keyfi biçimde uygulanması, cezasını tamamlayan politik tutsakların çeşitli idari gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum bırakılması kabul edilemez. Tahliye süreçlerinde siyasi değerlendirmelerin belirleyici hâle getirilmesi, pişmanlık dayatmaları ve irade kırmayı amaçlayan baskı politikaları demokratikleşme iddiasıyla bağdaşmamaktadır. Hiç kimse düşüncesi, siyasal kimliği ve demokratik mücadeledeki duruşu nedeniyle tutulamaz. Bu kapsamda ağır hasta tutsakların derhal tahliye edilerek tedavi ve sağlık hizmetlerine koşulsuz erişimleri sağlanmalı, infazını tamamladığı hâlde tahliye edilmeyen yoldaşlarımızın serbest bırakılmalı ve zindanlardaki hukuksuz uygulamalara son verilmelidir." WAN