Bir tutsak daha tabutla çıkarıldı
Hakkari’nin Çelê ilçesine bağlı Tiyar köyünde ikamet ederken ”Örgüte yardım ve yataklık etmek” suçlamasıyla 8 aydır tutuklu olan ve beyninde tümör bulunan 67 yaşındaki 10 çocuk babası Tahir Çetinkaya, Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nden kaldırıldığı Ankara Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.
İHD MYK Üyesi Nuray Çevirmen, ”infazının ertelenmesi” talebinin reddedildiğini, ailesinin son zamanlarda yaptığı görüşme başvurularına da olumsuz yanıt verildiğini söyledi.
Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren hasta tutsak Tahir Çetinkaya, Hakkari’de toprağa verildi. Sümbül Mahallesi’ndeki Serê Solan mezarlığında dualarla uğurlanan Çetinkaya’nın cenaze törenine HDP’li yöneticiler de katıldı.
Büyük haksızlık yapıldı
Defin işlemelerinin ardından konuşan oğlu Übeydullah Çetinkaya, “Devlet bizlere büyük bir haksızlık etti. Babam ağır hasta olduğu halde cezaevinden çıkarmadılar. Bizlere çok büyük acılar çektirildi” dedi. Çetinkaya’nın kuzeni Şahin Çetinkaya ise Tahir Çetinkaya’nın haksız yere tutuklandığını belirterek, şöyle konuştu: “Tahir’in tek suçu köyünde yaşamaktı. Onun hiçbir suçu yoktu. Onun tek suçu kendisine misafir gelenlere ekmek vermekti. Köyünde yaşayan kendi halinde bir insandı. Zaten bacağından dolayı engelliydi ama devlet bizlere büyük haksızlık yaparak onu tutukladı ve ölümüne neden oldu. Bir iftira üzerine Tahir tutuklanmıştı. Cezaevinde de yanına gitmek istedik ama izin vermediler.”
Bakıma muhtaç haldeydi
İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen, Çetinkaya hakkında şu bilgileri verdi: “67 yaşındaydı ve dışarıda iken geçirdiği bir kazadan dolayı bir ayağı sakattı. 8 ay önce 4 küsur yıllık kesinleşen cezası için tutuklanarak Van F Tipi Kapalı Cezaevine konuldu. Cezaevindeyken 3-4 kez rahatsızlanmış ve en son felç geçirerek başkalarının bakımına muhtaç hale gelmişti. İhtiyaçlarını cezaevinde birlikte kaldığı arkadaşları tarafından karşılanıyordu.
Beyninde tümör vardı
Yapılan tetkikler sonucunda beyninde tümör tespit edildi ve tedavi amaçlı olarak Ankara Sincan 2 Nolu F Tipi Hapishanesine yaklaşık 6 ay önce sevk edildi. Tedavi için hastaneye gidiş ve gelişler yaptı ve 5 gün önce durumu ağırlaşınca şehir hastanesine kaldırıldı. 2 Ağustos günü sabah 05.00 civarında şehir hastanesinde yaşamını yitirdi. ”
Başvurular reddedildi
Çevirmen, ailenin Çetinkaya ile görüşmek için savcılığa yaptığı başvuruların da reddedildiğini aktardı. Çekinkaya için ailesi tarafından birçok kuruma, cezaevi idaresine, savcılığa, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne infazının durdurulması yönünde başvuruları olduğunu, ancak olumsuz sonuç alındığını belirten Çevirmen, “13 Temmuz 2019’da Ceza ve Tevkifevlerine yazılan yazıya, 26 Temmuz’da verilen cevaba göre ‘Denetimli serbestlik koşulları oluşmamıştır’ diye cevap gelmiştir. Neye göre oluşmamıştır sorusunun cevabı, yok elbette” diye konuştu.
Daha kaç kişi ölecek?
Geçtiğimiz hafta yaşamını yitiren hasta tutuklu Muhsin Kızılkan’ı da anan Çevirmen, şunları söyledi: “Görünen o ki ne ilk oldular ne de son olacağa benziyorlar. Yapılan uygulamalar akla, mantığa ve vicdana nasıl sığmaktadır? Ölümün sınırına gelmiş olan ağır hasta mahpusları cezaevinde tutan ve orada yaşamlarını yitirmelerine seyirci kalan bir devlet, hiçbir hukuksal ve etik norm tanımıyor. Sormak lazım; bu ‘tabutta tahliye’ kamu görevlilerini, yasa yapıcılarını, uygulayıcılarını, devletin adalet sağlama mekanizmalarını, siyasetçilerini, partileri, kurumları ve bütünde koca bir toplumu hiç mi rahatsız etmiyor, hiç mi ne olacak bu işin sonu dedirtmiyor?
Yavaşlatılmış ölümün dayatıldığı cezaevlerinde bakanlığın bile kabul ettiği hasta mahpuslar sorunu için adım atmaktan geri tutan ne gibi etkenler olabilir? Konunun muhatabı olan Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İç İşleri Bakanlığı bir araya gelip devasa ve acı veren bir soruna dönüşen hasta mahpuslar için bir politika geliştirme ihtiyacını, bunca ölüme rağmen neden gündeme almazlar? Kaç mahpus daha cezaevinde yaşamını yitirecek, kaç ailenin ocağına acı düşecek?” HAKKARİ