Almanya Gündemi


Koskoca bir yılı daha geride bıraktık. Her yeni yılın başlangıcında- adettendir- yeni yılın tüm insanlığa barış, mutluluk getirmesi dilenir, bir de bol kazanç. Oysa geçen yıl bu dilekleri dileyenler, bu yılın sonunda bir 'ah' çekecekler, zira ülkeye ne barış geldi, ne mutluluk, ne de fakir fukara için bol kazançlı bir yıl oldu. 2014 yılı barış dileklerinin havada uçuştuğu, fakat savaş politikalarının benimsendiği bir yıldı.  Özellikle Almanya bu konuda istikrarlı bir yol izledi. Her yeni güne artık bir önceki gelişmelere şaşırmadan girdik, çünkü şaşırma kotamız zaten bir önceki gelişmede harcanmıştı.
Almanya, 2014 yılında, savaş politikalarının startını dış politikada daha aktif olma hedefi ile verdi. Münih’te düzenlenen 50. Güvenlik Konferansı’nda Cumhurbaşkanı Joachim Gauck tarafından dile getirilen ’Dış politikada aktif olma’ edimi, bir nevi savaşa, kaosa müdahil olma anlamına geliyordu. Sonraki gelişmeler de bu savaş politikalarını destekledi. Nitekim silah ticareti raporu, şeffaf bir politikanın gereği olarak (!) bu yıl vaktinden çok önce (Haziran ayında) açıklandı. Rakamlar Almanya’nın gördüğü en büyük rakamdı. 2012 yılında izin verilen silah satışı değeri 4 milyar 704 milyon Euro iken, 2013 yılında 5 milyar 845 milyon Euro’ya fırlamıştı. Silah ihracatındaki rakamların büyüklüğü bir yana ihracatın büyük bir kısmının insan hakları ihlallerinin yoğun olduğu ülkelere  yapılması oldukça dikkat çekiciydi.
Silah ticaretinde sınırlandırma getirilmesi, en azından insan hakları ihlallerinin yoğun olduğu ülkelere satış yapılmaması tartışmaları çok ta sonuç vermedi. Tartışmalar üzerine CDU milletvekili Joachim Pfeiffer, "Silah ihracatları dış politikanın ve güvenlik politikasının meşru, anlamlı ve gerekli bir aracıdır" yorumunu yapmıştı. Ülkedeki mülteci sayısının artması da savaş politikalarının getirdikleri idi. Ortadoğu’daki savaşla birlikte artan mülteci sayısını dengelemek açısından mülteci yasasında sertliğe gidildi. İltica etmenin koşulları güçleştirildi, sınırdışı edilmeler arttı.
IŞİD’in sahneye çıkması ile birlikte, Avrupa’da en çok etkilenen ülkelerden biri de Almanya oldu, zira katılımın en yoğun olduğu ülkelerden biri idi. IŞİD’in Şengal’de binlerce masum insanı öldürmesi, Almanya'da da IŞİD'e karşı tepkileri yükseltti. Fakat bu gelişmeleri halı hazırda bekleyen ve 'istenmeyen' başka bir grubun varlığı da gündemin en tepesine yerleşen gelişmelerden biriydi.
IŞİD antisempatisinden beslenmeye çalışan aşırı sağcı oluşumlar. ’İslam karşıtlığı’ enstrümanı ile sokaklara döküldü. Son olarak Pegida adlı bir oluşumun Dresden’de her Pazartesi düzenlediği mitingler ve katılımcılarının on binleri bulması ciddi kaygıları da beraberinde getirdi. Bu konuya hala çare aranıyor. Yine son olarak Almanya eski İçişleri Bakanı Hans Peter Friedrich, Pegida ve AfD'nin güç kazanmasında Angela Merkel'in de payı olduğunu söyledi. Fakat sözleri irdelendiğinde aslında daha muhafazakar bir çizgi istediği, CDU’nun bu insanları da bünyesine dahil edecek politikaları izlemesi gerektiği savunuluyor. Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble de Pegida'nın artan gösterilerine istinaden daha fazla göçe ihtiyaç olduğunu ve siyasetçilerin bunu kamuoyuna kavratmaları gerektiğini belirtti. Yine buradaki göç kavramı, savaştan, ya da ülkelerindeki ekonomik buhranlardan kaçan mültecileri kapsamıyor, bilakis kalifiyeli, eğitimli insanların göçü.
Diğer taraftan bu yıl içerisinde ekonomik gelişmelerde fakirin derdine çare olmadı. Saat başı 8.50 Euroluk asgari ücret, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Almanya genelinde yürürlüğe giricek. Aşamalı olarak girilecek olan bu uygulama ilk yıl bütün meslek gruplarını kapsamıyor. Onun dışında aynı tarihten itibaren, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Almanya’da yürürlüğe giren ve işsizlik yardımını düzenleyen Hartz IV (II. İşsizlik Parası) yardımları da yükseliyor (daha sonra daha geniş işleyeceğiz). Hem de 391 Euro’dan 399 Euro'ya. 8 Euroluk bu artış işsiz olup geçinemeyenlerin derdine derman olacak(!).
2014 yılında en çok bu konuları yazdık; mülteciler, aşırı sağcılar, selefiler ve ücretler. Okucuyumucuzu zaman zaman bu konuların tekrarı ile sıktık. Ben yine de geleneği bozmak istemem. Gelecek olan yeni yılın özellikle Kürt halkına barış dolu bir yıl getirmesi dileği ile, bütün gazete okurlarının yeni yılını kutluyorum. Gazetemiz için de daha çok abonenin olacağı bir yıl diliyorum.