
Fransa’nın başkenti Paris’te, her hafta Çarşamba günü ‘Suskunluğunuz Ortaklığınızdan mı’ başlığı ile düzenlenen nöbet eylemi diğer eylemlerde olduğu gibi yine Paris Kültür Sanat Akademisi önünde başladı.
Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbîn), Leyla Şaylemez’in (Ronahî) fotoğraflarının olduğu ve üzerinde “Burada Paris’te Katledildik, Farkında mısınız?” yazılı pankartın taşındığı eylemde, Fransız yetkililerin suskunluğu protesto edildi. Bu hafta eyleme, Fidan Doğan’ın babası Hasan Doğan ve BDP Eşbaşkan yardımcılarından Meral Danış Beştaş da katılım sağladı. 9 Ocak Katliamı’nın meydana geldiği Kürdistan Enformasyon Bürosu’na kadar yapılan yürüyüşte ‘Adalet, Aydınlık, Kadın-Yaşam-Özgürlük’, ‘Katil Türkiye’ sloganları atıldı. Yürüyüş esnasında 11 Ocak günü Paris’te yapılacak merkezi yürüyüşe çağrı bildirileri dağıtıldı.
‘Bir kişiyi tutuklayarak bizi kandıramazlar’
Kortej, Kürdistan Enformasyon Bürosu’na ulaştığında bir dakikalık saygı duruşundan sonra Meral Danış Beştaş bir konuşma yaptı. Beştaş, Kürtlere karşı kirli ittifaklara dikkat çekti. Üç Kürt kadın devrimcinin katledildiği bir yerde konuşmanın çok zor olduğunu vurgulayan Beştaş, “Bir kişiyi tutuklayarak bizi kandıramazlar. Dosyada bilgiler gizli, hala katliamın arkasındaki güçler açıklanmıyor. Üç kadının anısı önünde söz veriyoruz; bu katliamın arkasındaki güçler açıklanıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağız” şeklinde konuştu.
Heval olmanın gerekliliği
Beştaş’ın ardından konuşan Fidan Doğan’ın babası Hasan Doğan da şunları belirtti: “Bundan tam bir yıl önce bu kentte üç fidan katledildi. Bu üç fidandan birisinin babası olarak bir yıldır büyük bir acı yaşıyorum. Diğer şehitlerin aileleri de aynı acıları yaşıyor. Avrupa’nın sözde en demokratik ülkesi geçinen Fransa, katliamın gerçek faillerini tespit etmemiştir. Öyle anlaşılıyor ki, belli güçler bu katliamın üstünü örtmeye çalışıyor. Böyle bir şeyi bariz bir şekilde hissediyorum. Fransa’da bugün Sosyalist Parti iktidardadır. Paris Katliamı yapıldığında da yine sosyalistler iktidardaydı. Gerçek sosyalist olmak ve Kürt dostu olmak, Paris Katliamı’na yaklaşımla mümkün olur. Eğer sosyalistler ‘Biz Kürt dostuyuz’ diyorlarsa, o halde bu katliamı aydınlatsınlar. Avukatlar da burada. Onların da sorumluluğu vardır. Onların da artık bizi anlamaları gerekir. Kim ne yapıyorsa yapsın, hangi güçler ne oyun oynuyorlarsa oynasınlar, bilmek gerekir ki biz aileler ve Kürt halkı olarak bu katliamın aydınlatılması için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Şehitlere bağlılığın ve saygının gereği onların kanına girenlerin açığa çıkarılmasını sağlama değil midir? Arkadaşlığın da, heval olmanın da gerekliliği bu değil midir?”
Hasan Doğan’ın konuşmasının ardından Kürtçe şarkılarla eylem sonuçlandırıldı. Eylem boyunca 11 Ocak’taki merkezi eylem için özel vurgular yapıldı.
11 Ocak için çağrı
Katillerin adalet önüne çıkarılması için bir eylem de Almanya’nın başkenti Berlin’de yapıldı. Nöbet eyleminde 11 Ocak’ta Paris’te yapılacak olan merkezi etkinliğe katılım çağrısında bulunuldu.
DESTDAN Berlin Kadın Meclisi’nin organize ettiği nöbet eylemi, Brandenburger Tor’da bulunan Fransa Konsolosluğu önünde gerçekleşti. Eyleme, Sakine Cansız’ın kardeşi Hasan Cansız, Leyla Şaylemez’in babası Cumali Şaylemez, kardeşi Yasemin Şaylemez de katıldı. ‘Suskunluğunuz Suç Ortaklığınızdandır’ sloganıyla yapılan eylemde ‘Adalet istiyoruz’ ve ‘Hepimiz Sakine, Fidan, Leyla’yız’ , ‘Unutmadık, Unutturmayacağız’ pankartları açıldı.
Hamburg’da ise Rojbin Kadın Meclisi öncülüğünde 43.cü kez bir araya gelen Kürdistanlı kadınlar, adalet yerine gelinceye kadar eylemleri sürdürmeye kararlı olduklarını belirtti. Hamburg’un en işlek caddesi olan Mönckeberg’te düzenlenen eylemde üç kadın devrimcinin posterleri taşındı. Miting öncesi saygı duruşunda bulunan kadınlar, Fransa ve diğer Avrupa devletinin cinayetler karşısındaki sessizligini kınayan sloganlar attı.
Gever’de katledilen üç Kürdistanlının katilerinin bulunmasını isteyen kadınlar, eylemlerinin devam edeceğini ifade etti. Hamburg Rojbin Kadın Meclisi adına yapılan açıklamada, katillerin bir an önce adalet karşısında hesap vermesi amacıyla 11 Ocak’ta Paris’te yapılacak olan merkezi mitinge katılım çağrısı yapıldı.
Hamburg’ta Kürt kadınlarının, bu eylem için 5 otobüs kiraladığı öğrenildi.
Gever direnişi selamlandı
Almanya’nın Stuttgart kentinde ise yapılan nöbet eyleminde Gever’deki katliam kınanırken, Kürt halkının direnişi ise selamlandı. Eylemin yapıldığı Stadtmitte’de okunan Almanca metinde “Gever halkının direnişini destekliyoruz. Bugünkü eylemimizde Mehmet Reşit İşbilir, Veysel İşbilir ve Bemal Tokçu’yu anıyoruz. Kürt halkına yönelik bu tür saldırıları şiddetle kınıyoruz. Mehmet Reşit İşbilir, Veysel İşbilir ve Bemal Tokçu’nun katillerinin de Sakine, Leyla ve Fidan’ın katilleri gibi açığa çıkarılıp, aydınlatılmalıdır” ifadeleri yer aldı.
‘Susuyorsunuz çünkü ortaksınız’
Her Çarşamba günü düzenlenen ‘Adalet İstiyoruz’ nöbet eylemleri Almanya’nın Darmstadt kentinde de devam ediyor. Darmstadt’ın Luisenplatz Meydanı’nda Sara Kadın Meclisi tarafından bir miting düzenlendi. Gever’de yaşanan katliama dikkat çekilen eyleme 100’ü aşkın Kürdistanlı katıldı. Eylemde Paris’te katledilen Fidan Doğan, Leyla Şaylemez ve Sakine Cansız’ın resimleri ve ‘Susuyorsunuz, çünkü siz de sorumlusunuz’ yazılı pankartlar açıldı. Yanı sıra eylemde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve KCK operasyonları kapsamında tutuklananlar için imza toplandı. Çarşamba günü saat 16:00’de başlayan eylem iki saat sonra Gever ve Paris Katliamı hakkında bir açıklamanın okunması ile son buldu. Sara Kadın Meclisi bugün şehir merkezinde aynı meydanda 13:00 ve 18:00 saatleri arasında Rojava Devrimi için açacakları çadır için katılım ve destek çağrısı yaptı. Çadır’da destek amacıyla kek, kurabiye, çay ve kahve gibi yiyecek ve içecekler satılacak.
‘Almanya soruştur!’
Almanya’nın Münih kentindeki Fransız Konsolosluğu önünde bir araya gelen Kürdistanlılar, Paris Katliamı’nın bir an önce aydınlatılmasını istedi.
‘Suskunluğunuz Suç Ortaklığınızdandır’ sloganı ile gerçekleştirilen eylemde, Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) üyeleri bildiri dağıttı. Eylemde yapılan konuşmalarda, “Üç Kürt kadın devrimcinin katledilmesi üzerinden 10 aydan fazla zaman geçmesine rağmen, Fransa hükümeti suskunluğunu koruyor. Bu suskunluk suç ortaklığı anlamına geliyor” dendi. Çevre sakinlerinin de ilgisini çeken eylemde, Ömer Güney’in Münih ve çevresinde ırkçı dernek ve çevrelerle ilişkide bulunduğu, bunun Alman yetkililer tarafından bilindiği de hatırlatıldı. Alman devletine de soruşturma çağrısının yapıldığı konuşmalarda, eylemlerin her Çarşamba günü saat 17:00’da Heimeranstrasse 31’de yapılmaya devam edeceği belirtti. Münih ve çevresinde yaşayan Kürt ve demokratlara eylemlere güçlü katılım çağrısında bulunuldu. Eylemde ayrıca Nürnberg’de Medya Halkevi üyesinin tutuklanması da ve Gever’deki katliam da protesto edildi.
Hollanda, İsviçre ve Avusturya
Nöbet eylemleri Fransa ve Almanya dışında, Hollanda, İsviçre ve Avusturya’da da yapıldı.
Hollanda’nın Den Haag kentindeki nöbet eylemi, önceki eylemlerde olduğu gibi Ronahî Kadın Meclisi öncülüğünde gerçekleştirildi.
Den Haag’taki Fransız Konsolosluğu önünde yapılan eylem, ‘Suskunluğunuz Ortaklığınızdandır’ adıyla iki saat sürdü.
İsviçre’nin başkenti Bern’deki eylem ise Fransız Büyükelçiliği önünde yapıldı. Mizgin Kadın Meclisi tarafından düzenlenen eylemde, Fransız yetkililere de benzer çağrılar yapıldı. Kürt kadınları, katliamda yaşamını yitiren PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in fotoğraflarının olduğu pankartı taşıdı.
Avusturya’nın başkenti Viyana’daki eylem ise Avesta Kadın Derneği öncülüğünde, Fransız konsolosluğu önünde yapıldı.
Fikirleri yenemeyenler katliama başvuruyor
Berlin’de bugüne kadar yapılan her nöbet eylemine katılan Alman kadın aktivist Susanne Rössling gazetemize yaptığı açıklamada, “Katliamın birinci yılına gidilirken, hala olayın şokunu yaşıyorum” dedi.
Susanne Rössling, DESTDAN Berlin Kadın Meclisi üyesi. Berlin’de yapılan eylem ve etkinliklerde O’nu mutlaka görürsünüz. Bir Kürt dostu olarak üstlendiği her görevi büyük bir fedakarlıkla yerine getiriyor. 90’ların o sıcak atmosferinde Kürtlerle tanıştığını ve 1993’te de Kürdistan’ı gezdiğini söylüyor. Kürt kadınların büyük bir değişim yaşadığını, kadın ordulaşmasının bunda önemli bir rolü olduğunu belirtiyor.
9 Ocak 2013 te Paris’te devrimci 3 Kürt kadının katledilmesini kabul edilemez olduğunu ve hala olayın şokunu yaşadığını duygulanarak ifade ediyor Rössling… “Elinde silah yok, zor yok. Bilinçleri var, haklı davaları ve onurlu duruşları var. Fikirle onları yenemeyenler katliama başvuruyor. Hem de Avrupa’nın göbeğinde” diyor.
Kürtlerle dayanışmaya çağırdı
Avrupa ve Amerika’nın ve Kürt sorununun demokratik çözümünü bölgesel rant çıkarları için istemediğini ve çözüm süreçlerini sabote etmek için her yola başvurduklarını belirtiyor. Paris Katliamı’nın, Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik bir provokasyon olduğunu söylüyor.
Berlin’de yapılan nöbet eylemleri ve üç Kürt kadın devrimci hakkındaki görüşlerini soruyorum. Rössling şu cümlelerle yanıt veriyor: “Sakine Cansız’la tanışma ve konuşma imkanım oldu. Alçakgönüllülüğü, üslubu ve tarzı beni çok etkiledi. Fidan Doğan’ı bir kez gördüm. Bilgisi ve kültürüne hayran kaldım. Leyla Şaylemez’le karşılaşmadım. Genç yaşına karşın önemli bir faaliyet yürütüyordu. Saygı duyulacak bir durum.”
Yakın bir zamanda katliamın birinci yılını geride bırakacağız. Susanne Rössling de, katliam bütün ayrıntıları ile ortaya çıkana kadar, Kürtlerle birlikte alanları terketmemeye kararlı. Rössling, kendisine “insanım” diyen herkesi, Kürtlerle dayanışmaya çağırıyor.
SELMA AKKAYA/HIDIR ATEŞ - BİRGÜL ROAVA/M.ZAHİT EKİNCİ - ŞAHİN ÖÐÜT/GÜL GÜZEL/ŞERVAN UCAL