İsviçre Gündemi

İsviçre’de “Öcalan’a Özgürlük, Kürtlere siyasi statü” uzun yürüyüşü, herkesi şaşırttı. Zira günler önceden uzun yürüyüş yapılacağı ilan edildiğinde, büyük bir çoğunluk uzun yürüyüşün yine Kürtlerin bilinen eylemleri kadar etkili olacağı, eylemin Kürtlerin dışına taşmayacağı, yani etkisinin Kürtlerle sınırlı olacağını düşünüyordu.
Bu sefer öyle olmadı. Uzun yürüyüşün şimdiden hiç abartmadan siyasal, sosyolojik, psikolojik, diplomatik, organize vb çok önemli sonuçları ve etkileri oldu, olmaya devam ediyor.
Önce Kürt yurtseverleri ve aydınlarından başlamak gerekir. Dünyaya aydın-halk ilişkisinin nasıl olması gerektiği konusunda ders verdiler. Kürt aydınları özgürlük mücadelesine hizmet etmek sözkonusuysa halkın içinde erimenin, onlar gibi yaşamanın, yürümenin, üşümenin, yorulmanın bir erdem ve hatta bir ayrıcalık olduğunu gösterdiler. Kürt yurtseverleri adeta gerilla endamı içinde yürüdüler. Sanki Kürt gerillasının kış koşullarındaki direnme gücünü yaşamak, hissetmek istiyor gibiydiler. Kadınlara özel bir yer ayırmak gerekir. Adeta bu kadar da olmaz dedirttiler. Ne buz kesen hava, ne yolun uzunluğu, ne açlık, ne yorgunluk hiç bir şey kararlılıklarında birşey eksiltmedi. Hem dimdik duruşları, hem eksilmeyen coşkularıyla erkek kitlesini de sürükleyenler oldular. Bütün bu bileşkenin anlamı, özgürlüğü için yürüdükleri Öcalan’ın yaratmış olduğu iradenin kendisiydi. Öcalan’ın yoğurduğu, şekillendirdiği ve anlam kazandırdığı iradenin, özgürlüğünü, Öcalan’ın özgürlüğünde bulması, hem siyasetin, hem çözümün ne olması gerektiğinin fotoğrafını verdi.
Türkiye devrimci hareketinin uzun yürüyüşte, Kürt halkıyla buluşması ve uzun yol arkadaşlığı mesajı vermesi, birçok önyargıyı sallamakla kalmadı, devrimci kuçaklaşmanın hem siyasal, hem moral esintilerinden tatlar bıraktı. İsviçreli ilerici çevrelerinin yürüyüşün Bern durağında derneklerini Kürt halkına açması, ve onları coşkuyla misafir etmesi de çok anlamlıydı. Elbette Uzun Yürüyüş tertip komitesinin son yılların en başarılı organizasyona imza attığını vurgulamak gerekir. Yürüyüşün güvenliği, mola, konaklama alanları, hangi duraklarda kimlerle diplomatik ilişki kurulacağı, olası sağlık sorunlarına ilişkin önlemler, miting, panel alanları vb her alanda hiç bir şeyi aksatmıyorlar. Özetle Tertip Komitesi İsviçre saati misali organizasyonuyla eylemin başarısında büyük pay sahibi olmayı şimdiden başardı.
Eylem beklentilerin üzerinde siyasal ve diplomatik başarı kazanmayı sürdürüyor. Hükümet ortakları Sosyalist Parti ve Yeşiller’in en üst düzeyde, KCK, KON-KURD, FEKAR yöneticilerini kabul etmeleri ve önümüzdeki süreçte ortak mücadele etmeyi kararlaştırmaları uzun yürüyüşün diplomatik ve siyasal zaferini müjdeledi. Halkın gösterdiği irade ve duruş, hem Kürt özgürlük mücadelesine saygıyı arttırdı hem de siyasal dostlar kazandırdı.
Buraya kadar anlattıklarımız yürüyüşün sadece 1 haftalık bile olmayan bölümü. Toplam 18 gün sürecek olan eylem her  durakta yeni katılımlarla büyüyor. Sanki Strassbourg’a değil Öcalan’a doğru, Kürdistan’a yürüyorlar. Hava buz gibi keskin. Onlar ise sımsıcak. Her zorlu virajdan sonra daha bir kararlı ve özgüvenle yürüyorlar. İsviçre polisi bile hayranlığını gizleyemiyor. Avrupa tarihinin en soğuk günlerinde kentlerde bile insanlar sokaklara çıkamazken, Kürtler İsviçre dağ ve ovalarında rengarenk görüntüleri, festival havasındaki coşkularıyla doğa kanunlarını iradeleriyle yeniyorlar. Polisin zaman zaman seyrine bile dayanamayıp “ne olur bir çay molası verin, sonra devam edin” ricasının, gülümseme ile karşılanması kararlılığa saygı ve hayranlığı daha da arttırıyor.
Kısaca Uzun Kürt Yürüyüşü uğradığı her durakta Kürt tadında miras bırakarak, ve bir nehir misali yeni katılımlarla  Strassbourg’da akmaya devam ediyor. Ve anlaşılan o ki yürüyüş  çelikten iradesi, kararlılığı, sosyolojik, diplomatik etkileriyle şimdiden birçok şeyi başarmış gözüküyor.