Barış için bir “akil insanlar” komisyonu kurulacağını duyunca, “magazin tarihçisi”, birden bire, sanki bu “ayın, kaf ve lam” ile yazılan Arapça sözcük, ilk defa “akil” diye okunuyormuş gibi, ortaya fırladı ve her zamanki malumatfuruşluğu ile, bir marifet yaptı.
“Akil” demek, “obur” demekmiş, “yiyici” filan anlamına geliyormuş…
Bugüne kadar milyonlarca defa kullanılan ve bütün ciddi etimolojik sözcüklerde bu Arapça kelimenin “bilinmeyen nedenlerle” “akil” diye yazılıp, okunduğu söyleniyor.
Ama malumatfuruş “tarihçi”, “akil” değil de, kendisinin dediği şekilde uzatma işaretli “a” ile başlayan ve “i” yerine “ı” harfiyle yazılan bu kelimeyi nerede görmüş. Kim “akil” yerine, onun dediği şekilde bu kelimeyi “uzatmalı a” ve “ı” harfiyle yazmış?
Pek çok Arapça kelimenin, zamanla aslından farklı “seslerle” ve “anlamlarla” kullanıldığı apaçık iken, bu tarihçi neden böyle bir “Arapça mütehassısı” pozlarında ortalığa atılıp, Arapça kelimenin kullanılmasındaki bu “kolektif ve tarihsel” yanlıştan böyle “mütehassis” oldu? (Buyurun yeni nesil insanlare şu “mütehassıs” ile “mütehassis” arasındaki tek noktalı farkı anlatın bakalım…)
Tarihçi, eğer bu “hassasiyetinde” ısrar edecek olursa, biz ona, örneğin “ukala” diyebiliriz. Kızarsa, bu defa, bu Arapça kelimenin Türk dilinde, asıl anlamından farklı kullanıldığını ona hatırlatabiliriz. Malum, bu kelime, gerçekte “akıllı” demektir, ancak zamanla, tıpkı “obur” anlamına gelen “akil” (yani “kef”le yazılan) kelimesinin “akıllılık” haline gelmesi gibi, bu “ukala” kelimesi de “sözde akıllı, akillik taslayan v.s.” anlamı kazandı.
Her dilde olduğu gibi, Türkçe’de de, başka dillerden alınan sözcükler çoğu zaman o dillerdeki anlamlarından da, gramer özelliklerinden de farklılaşırlar. Malumatfuruş tarihçi bunları bilse de, örneğin, “eşyalar” sözcüğüne itiraz etmez. Oysa “eşya” “şey” kelimesinin çoğuludur. Ya da bir romanda “Annesi, ‘benim biricik evladım’ diyerek çocuğunu kucakladı“ cümlesiyle ilgili de tek satır itirazda bulunmaz. Oysa “evlat” “veled”in çoğuludur. Bu durumda roman yazarı bizim tarihçiye göre cahildir, romanında “benim biricik veledim” dememiştir. Tek bir çocuğu kucakladığı halde “benim biricik veletlerim” demiştir. Bu “veled” sözcüğünün Türkçe’de nasıl anlam değişikliğine uğradığı da ortada. Biz şimdi tarihçiye “veledin biri” desek, o bunu “bana çocuk” dediler diye mi anlar, yoksa “bana hakaret ettiler” diye mi kızar?
“Akil insanlar”la uğraşanlar, örneğin, kendi “mukaddes Türkçelerinde” pek çok tuhaflık olduğunu unuturlar. Örneğin, hemen hepsi, “ev dilinde” helaya “yüz numara” derlerken, “yüce Türkçe”ye bu “yüz numara”nın, düpedüz bir Fransızca çeviri hatasından geldiğini bilmezler. Malum, geçmişte, helalar binalarda ortak idi ve her dairenin bir numarası varken, helalar “numarasızdı”. Yani “00”dı. Fransız dilinde o nedenle helaya “sans numero”, yani “numarasız” deniyor. Ama bizim Türk, bu “sız” anlamındaki eki, okunuşu “yüz” sayısıyla aynı olduğu için “yüz” diye anlıyor ve bir ahmaklık ya da cahillik, Türk diline bir yeni kelime kazandırıyor.
Yalnız Fransızca hatası değil. Bir de, 1700’lü yıllarda yapılan bir şaka yüzünden, İtalyan ve Fransız dillerine bir pencere türü olarak geçen şu bizdeki “vasistas”ın da aslının, “bu nedir?” anlamındaki Almanca “Was ist das?” olduğunu hatırlayalım.
Kelimelerin etimolojik köklerinden hareketle bu gibi tarihçilerin tam da şu sırada böyle tuhaflıklar yapması rastlantı değil.
Çünkü “akil” kelimesi, bu ülkenin en temel meselesi olan “sulh” ya da “barış” süreciyle ilgili bir girişimle ilişkili olarak kullanıldı ve tarihçi, daha işin başında bu girişimi “cıvıtmak” amacıyla, barış karşıtlarının eline bir oyuncak tutuşturdu.
İşte böylece, “akil insanlar”la ilgili tartışma da daha ilk adımında “magazinleşiverdi.”
Rusça’da “Türk”, турок diye yazılıyor, “turok” diye okunuyor.. Bir de “durak” kelimeleri var. İddia ediliyor ki, “ahmak” anlamına gelen bu “durak” kelimesinin etimolojik kökü, “турок“. Ve malum, bir de Amerikanca “Turkey” var ki, o da “hindi” demek. Elbette bu kelimelerin kökü yüzünden Türkler ne ahmak oluyorlar, ne de hindi.
Ama barış ve savaş gibi bir sorunun ele alındığı zamanda, etimolojik malumatfuruşluk taslayarak işleri cıvıttığınız zaman o etimolojik sözlük başınıza çok işler açar… Sizi ahmaklaştırabilir ve sonra da hindi gibi uzun uzun düşündürebilir…
Biraz da boş konuşalım
Yandaş medya dev gibi bir projeyi “çekilme” kelimesine sığdıra dursun, ben de bu yazıda bir başka kelime üzerinde durayım. “Akil” kelimesinin…