Kadınlar bir buçuk asırlık mücadeleyi geride bıraktı. Yani ilk örgütlü kadın eyleminin üzerinden yüzellibeş yıl geçti. Kadın mücadeleleri yaşamın soluk boruları oldu. Eril zihniyet altında kıvranan kesimlere nefes aldırdı. Kadın özgürlüğüne dayanmayan mücadelelerin demokratik dönüşümleri geliştirmediğini herkese gösterdi. Kadın mücadeleleri sistemlerin demokratikleşmesinde önemli adımlara vesile oldu. Kadın enerjisinin etkilerini, sistemler daha fazla gördü. Kısacası birbuçuk asrı aşan örgütlü kadın mücadelesi kadını daha görünür kıldı. Kadınların arayışları güçlendi. Kadın haklarına dönük ulusal ve uluslararası çapta bazı yasaların çıkarılması sağlandı.
Kadın mücadelelerinin kazanımları sadece yasal çerçevede değil tabii ki. En önemlisi ve bence en gereklisi sorgulama. Geçmişte gönül rızasıyla ve son derece normal görülen davranışlar, alışkanlıklar kadınlarca sorgulanıyor. Aile içi şiddet en çok sorgulanan konuların başında geliyor. Baba, kardeş, koca veya akraba gibi olguların kadınlar ve çocuklar üzerinde ki tahakkümü tartışılan bir konu. Sadece evin maddi ihtiyacını karşılayan, toplumdaki ‘baba, reis’ figürü ele alınan diğer bir konu. Geleneksel toplumun kadın ve erkeğe reva gördüğü iş bölümü eskiden normal karşılanırdı. Artık karşılanmıyor. Erkeklerin davranışları kadınlarca mercek altına alınmış adeta. Salt kaba anlamda şiddet içeren davranışlar değil sorgulanan. Bu sorugulamaları yapan kadınların hepsinin örgütlü, okumuş olduğunu da düşünmeyin. Her kesimden ve önemli oranda kadın bu sorgulamaları derinleştiriyor. Ve sorguladıkları her konuya ilişkin söyleyecek sözleri ve alternatifleri de var.
Kanımca kadın özgürlük mücadelesinin en büyük kazanımı da budur. Eğer eril zihniyet yaşamımızın her alanını işgal etmişse, sorgulamanın ve mücadelenin de yaşam hücrelerinden başlaması ve beslenmesi gerekmektedir.
Kadınlar en temelden başlamak üzere sorguluyor. Aileyi, babayı, kocayı, sevgiliyi, siyaseti, ekonomiyi ve geleneksel toplumu sorguluyor. Kadınlar sorguladığı kadar alternatiflerde üretiyor.
Bu gelişmeler kadın özgürlüğü için yeterli mi? Koca bir hayır. Çünkü kadın hakları sorunu, yaşamın her alanında ki demokratik ölçülerin gelişmesiyle bağlantılı. Ancak etrafımıza baktığımızda en gelişmiş demokratik sistemlerin bile kadın hakları konusunda "sözde” kaldığını söylemek yanlış olmaz.
Yine kadının varlığını hissetmeyen, haberdar olmayan milyonlarca erkek var halen. Kadın emeği sömürüsü üzerine kurulu milyonlarca yaşam devam ediyor. Sanki kadın sorunu esasta erkek sorunu değilmiş gibi bir algı var. Oysa sorgulamanın erkekler tarafından da yapılması gerekmektedir artık. Böyle bakınca işin başında olduğumuz daha net görülüyor. Daha örgütlü, güçlü ve bilinçli mücadelelere ihtiyaç her zamankinden daha fazla.
Çünkü örgütlenen-bilinçlenen kadın mücadelesi karşısında eril akıl da boş durmadı/durmuyor. Kadınların özgürlük arayışları kapitalizmin tüketim kültürünün malzesi haline getirilmeye çalışıldı ve halen bu durum sürüyor. Kadın aklının yarattığı kazanımlar bazı kesimleri ürküttü. Buna karşı kadın bedenine yönelim arttı. Geleneksel toplumun tahakkümünde olan kadın bedeni, daha kamusal bir alana taşırıldı. Siyasal, ekonomik, kültürel birçok alanda kadın aklından çok bedeni öne çıkarıldı. Kadınlar şunu da fark etti: Siyasal ekonomik krizlerden, kaoslardan çıkmak için sistemler önce kadını kurban ediyor. Son bir yıl içerisinde yaşanan tam da budur.
Örneğin; Ortadoğu’daki birçok ülke kadınları siyasetin, yaşamın dışında tutmak için daha önce elde edilmiş olan hakları tek tek geri almaya çalıyor. Şeriat yasalarını öne çıkararak kadını eş ve anne olmasını isteyen eğilimde yükseliş gelişti. Diğer birçok kıtada ekonomik, siyasal, sosyal konularda kadınların eve dönmelerini zorunlu kılan uygulamalar geliştirilmek istenmektedir. Örnekler daha çoğaltılabilir.
Ancak gözardı edilen bir şey var. Kadınlar özgürlüğü tattı bir kez. Kolay kolay vazgeçmeyecektir. Giyotinlerden, işkencelerden, katliamlardan ve ateşlerden süzülen bir mücadele geleneği oluştu. Büyük bedellerin yarattığı kazanımlar var. Birbuçuk asırlık mücadele kadınları mutfaktan çıkardı. Geri dönmeye de niyetleri yok.
Bir 8 Mart’ı daha karşılarken kadın özgürlüğü ve demokrasi adına emek veren herkesin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
Birbuçuk asırlık mücadele