Dargeçit Katliamı’nı anlatan “Bîr” belgeseli ile Lakecity Uluslararası Film Festivali’nde en iyi hikaye ve en iyi yönetmen ödülü alan yönetmen Veysi Altay, “İnsanların yaşam kaynağı diyerek açtığı kuyuların devlet eliyle nasıl ölüm kuyularına dönüştüğünü anlatmak istedim” dedi.
MELİKE CEYHAN MA/İSTANBUL
Yönetmenliğini Veysi Altay’ın üstlendiği “Dargeçit Katliamı”nı anlatan “Bîr” (Kuyu) belgeseli Hindistan’da gerçekleştirilen Lakecity Uluslararası Film Festivali’nde en iyi hikaye ve en iyi yönetmen ödülü aldı. JİTEM tarafından 1995 yılında Mardin’in Dargeçit (Kerboran) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra katledilen ve aralarında çocukların da bulunduğu 7 kişinin hikayesini anlatan belgesel, 1990’lar Türkiye’sine ayna tutuyor.
Yönetmen Veysi Altay 15 yıldır kayıplarla ilgili mücadele yürüttüğünü belirterek, “Dargeçit Katliamı önemli bir kayıp vakasıydı. 7 kişi kaybedilmişti. Bunlardan 4’ünün yaşı 11-14 aralığındaydı. Bu, devletin bölgede çocuk yaşlı demeden herkesi ve her şeyi düşman olarak görüp yok etmeye çalıştığının somut bir göstergesiydi. Kayıp meselesinde fail olan kişilerin sonradan siyasete girip bizi yönetmesi, ailelerin çok büyük bir mücadeleye girerek bu meselenin peşini bırakmaması ve öldürülenlerin çocuk olması dikkatimi çeken bir meseleydi” diye konuştu.
Kemikleri bir kuyudan çıkardık
Belgeselin 5 yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıktığını kaydeden Altay şöyle dedi: “Kaybedilenlerin kemiklerini ailelerle birlikte aradık. O dönemde kaybedilen Seyhan Doğan’ın kemiklerini ailesiyle birlikte bir kuyudan çıkardık. Yani bu hikayenin yönetmeni olmaktan ziyade bir parçasıydım. Kemiklerin hepsi su kuyusundan, aslında bize hayat veren yerden çıktı. İnsanların doğaya su vermek, ağaç büyütmek için kazdığı kuyular bölgede devlet eliyle ölüm kuyularına dönüşmüştü. Ben de Kuyu’nun meselesini anlatmak istedim.”
Hafıza oluşturmaya çalışıyorum
Çalışmalarını insanları bilinçlendirmek gibi bir amaçla yürütmediğini ifade eden Altay, “Çünkü insanlar kaybedilenlerin hikayelerini, yakılan köyleri biliyor. Bu işi araştırmak isteyenler ve uluslararası mecralar Türkiye’de neler yaşandığını, neler olduğunu bilsinler diye yapıyorum. Ben bir hafıza oluşturmaya çalışıyorum” dedi.
İlkesel olarak çektiği filmleri Türkiye’deki festivallere göndermediğinin altını çizen Altay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kayıp olaylarının bir parçası olduğunu düşündüğüm festivallerin kayıplarla ilgili filmleri değerlendirmesini istemiyorum. Uluslararası festivallere başvurularımız oldu. Bunlardan 20 tanesi bize geri dönüş yaptı. 15’i de kabul etti. Bu sene 4’üncü düzenlenen Lake City İnternational Film Festivali’nde en iyi hikaye, en iyi yönetmen ödülünü verdiler. Onun dışında birçok festival seçkiye aldı. Yakın zamanda da farklı festivallerde gösterilecek.”