Türkiye İstanbul/Taksim’deki “Gezi Parkı” eylemi ve sonrası ile çalkalanırken hafta sonunda Diyarbekir’de toplanan “birlik ve çözüm” konferansı Kürdistan’a damgasını vurdu.

Konferansın en başta isminde tam bir isabet vardı: Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı. Kürt ve Kürdistan sorunu ilk etapta birlik olunarak çözüme kavuşturulacaktır. Bu birlik sadece Kürdistan’ın kuzeyindeki birliği sağlamayı hedeflemiyecek, Kürdistan’ın dört parçasının birliğini sağlamaya yönelik olmalıdır/olacaktır.
İlkönce kendi aramızdaki birlik. Sonrada birlikte yaşamaya mecbur edildiğimiz halkların ilerici, demokratik kesimleri ile birlik.
Birlik ve çözüm birbirine bağlıdır. Birbirlerinin içine geçmiş iki halkadır. Çözüme giden yol’un parkeleri Kürtlerin birbirleriyle, birlikte yaşadıkları halklarla oluşturacakları birlikten geçer.
Diyarbekir’deki “Birlik ve Çözüm” konferansı olabildiğince geniş bir kitleyi kucakladı. Bunun dışında kalanların hasar da olduklarını bilince çıkartmaları gerektiği gibi, oluşturulan “birlik ve çözüm” platformununda eksikliklerin Kürtlerin birliğini istemeyenlerin işine yarayacağını bilince çıkarması gerekiyor.
Sayın Öcalan’da konferansa gönderdiği mesajında konferansın dışında kalanların eksiklik olduğunu, bu eksikliğin giderilmesi için konferansa katılmıyanların ikna edilmesini söylüyor. Öcalan’ın mesajını iyi kavraması gerekenlerin başında ise onu sevenlerin, takip edenlerin olması gerektiği apaçık ortadadır.
Konferansın sonuç bildirgesinde yer alan onüç madde önemlidir. Öcalan’ın 21 Mart mesajı önemlidir, KCK bu mesajda ilk yapılması gerekli görevi yerine getirmiştir. Şimdi görevlerini yerine getirmesi gereken AKP/Türk hükümetidir. “Gezi” olaylarını bahane edip “çözüm sürecinin” gündemden düşürülmesi, askıya alınması akıllı bir politika değildir.
Kürtler statüleri (özerklik, federasyon, bağımsızlık) ne olursa olsun artık uluslararası bir statüye sahip olmadan yaşamak istemiyorlar.
Kürtler ana dillerinin yasal olarak tanınmasını, eğitimlerini ana dillerinde ilkokuldan başlayarak görmek istiyorlar.
Kürtler sömürgeci sistemlerin ortadan kaldırılmasını, sömürgeci sistemlerin kendi geçmişleri ile yüzleşmelerini istiyorlar.
Kürtler en başta hasta tutsakların zaman geçirilmeksizin serbest bırakılmasını, yine başta Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmalarını, istiyorlar.
Kürtler Öcalan’ın sürece daha fazla katkıda bulunması için şartlarının düzeltilmesini, arkadaşları, halkı, Türkiyeli demokrasi güçleri ile ilişkiye geçmesinin koşullarının yaratılmasını istiyorlar.
Kürtler onurlu bir barışın, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki engellerin kaldırılması için hukuki yol temizliğinin yapılmasını istiyorlar.
Kürtler kendi ana dillerinin anayasa tarafından resmi dil olarak kabul edilmesini sağlayacak demokratik bir anayasanın yapılmasını istiyorlar.
Kürtler demokratik bir Türkiye, özgür demokratik bir Kürdistan istiyorlar.
Diyarbekir’deki konferansın sonuç bildirgesine bir madde de ben eklemek istiyorum. Kürtler’in de demokratik bir toplum olabilmesi için kendi geçmişleri ile yüzleşmeleri gerekiyor.
Kendi geçmişimizle yüzleşmek hem Kürt toplumunun demokratikleşmesi, hem de birliğimizin güçlenmesinin olmazsa olmazıdır.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 18 Haziran 1919 tarihinde Şeyh Mehmud Berzenci Irak’taki İngiliz yönetimi tarafından Hindistan’a sürgüne gönderildi.
* 19 Haziran 1950 tarihinde Kürt hukukçusu, Siyasetçisi, Şairi ve Gazetecisi Piramerd (Hacı Tevfik) Süleymaniye’de öldü. Vasiyeti üzerine cenazesi Süleymaniye yakınındaki Girdi Yare mezarlığında toprağa verildi.
* 19 Haziran 1924 tarihinde İngilizler Süleymaniye’yi işgal edip, katliam yaptılar.
* 20 Haziran 1930 tarihinde Zilan başkaldırısı başladı.
* 20 Haziran 1999 tarihinde “Ax” filmi Hamburg Film Festivali özel ödülünü aldı.
* 21 Haziran 1994 tarihinde İnsan Hakları savunucusu, HEP Batman yöneticisi Sıdık Tan evine baskın düzenleyen kontgerilla tarafından şehit edildi.
* 23 Haziran 1963 tarihinde aralarında Şeyh Maruf ve Şeyh Hüsen Berzenci, Mecid Hasan ve Cebbar Pirozxan’ında bulunduğu 28 Kürt Baas rejimi tarafından idam edildi.