Lozan ve Kürt soykırımı
Forum Haberleri —

Lozan/Kürtler
- "Kürt soykırıma devam" denildikçe Türkiye’ye de bir fatura çıkıyor. Erdoğan’ın bu kadar çark etmesi, herkesin ayağına gitmesi işte bu politikanın bir sonucudur. Bunca zam ve yolsuzluk, yoksulluk bu savaşın yan ürünleridir.
ZEKİ AKIL
Lozan’ın 100. yıldönümünde Türk devleti Kürtlere karşı saldırı pozisyonunu koruyor. Bitmeyen bir saldırı ve düşmanlık. Tarihi bilmeyenler “acaba bu Kürtler Türk devletine karşı ne kötülük yapmış ki, yüz yıldır düşmanlık ve saldırı hızından bir şey yitirmemiş” diye şaşkınlık içinde kalır. Halbuki Kürtlerin yaptığı herhangi bir düşmanlık ve kötülük yoktur. Tersine Kürtler, cumhuriyetin kuruluşuna en büyük desteği veren bir halk. Bütün cephelerde yer almışlarıdır. Kürtlerle ittifak ve birlik olmadan savaşın kazanılamayacağını bildiği için M. Kemal, Kürtlere özerklik vereceğini belirtmiş. Ancak Lozan’da Kürtleri dışlamayı başardıktan sonra özerkliği bir tarafa atmış ve “tek millet, tek dil vb” ekseninde yeni anayasayı yapmış ve Kürtlere soykırımı dayatmıştır. Lozan Kürt halkının soykırımının anlaşmasına dönmüştür.
O yıllarda yapılanlar doğru dürüst tarih kitaplarında yer almamıştır. Türk devleti arşivlerini açmamıştır. Hala da bu arşivler kapalıdır. Eğer “vatan, millet” için iyi ve başarılı bir şey yapmışlarsa neden arşivleri açmıyorlar? Bu durumda övünerek arşivleri açmaları gerekmez miydi? Ancak öyle olmadığı, kötü ve karanlık bir geçmişe sahip oldukları için bunları gizleme gereği duydukları açık.
İnsanlık, Kürt ve Türk halkları bunları bilsin istemiyorlar. Bu karanlık ve suçlarla dolu sayfayı kapatıp yeni bir sayfa açmaya da hazır değiller. Bunca yıl inkar, imha ve asimilasyona dayandık, artık yeter, şimdi aydınlanma ve demokrasi dönemi, yeni bir sayfa açalım anlayışından çok uzaklar. Tersine o karanlık suçlarla dolu sayfalara yenilerini eklemek için canla başla çalışıyorlar.
Erdoğan fır dolanıyor. Bir yandan Arap ülkelerinin kapılarını aşındırıyor, savaş ve yıkıma uğramış ekonomi için kaynak bulmaya çalışıyor, bir yandan da ABD ve NATO’nun kapılarını aşındırmayı sürdürüyor. Diğer cephede de Rusya, İran ve Suriye gibi ülkelerle iş tutuyor. DAİŞ, El Nusra, Hizbul-Kontra ve diğer insanlık düşmanı karanlık güçlerle ortaklaşıyor. Bunlar da yetmeyince Kürtler içinde işbirlikçi, hain ve çıkarcı çevrelere el atıyor. Velhasıl dünyada kim varsa, hangi güç Kürtlere karşı kullanılacaksa hepsiyle görüşüyor, tavizler veriyor, çıkar sağlıyor. Ancak en kolay çözüme, Kürtlerin kendisine gelmiyor. Onlarla görüşmüyor. Onlarla şiddet diliyle, imha ve soykırım araçlarıyla muhatap oluyor.
Görüldüğü gibi yüzyıldır kanayan ve giderek ağırlaşan yara Lozan’la başladı. Türk devletini yönetenler verdikleri sözlere bağlı kalsaydı ve otonomiyi uygulasaydı bugün yaşananlar yaşanmayacaktı. Bu tarihsel yıkımı, düşmanlığı yaratanlar Kürtler değildir. Tersine Kürtler bu inkarın ve soykırım politikalarının kurbanıdırlar. Türk devletini yönetenler akıl ve adalet yoluna gelselerdi, “şimdiye kadar yaptıklarımız hayır getirmedi, bir yüz yılı daha savaş ve yıkımlarla geçirmeyelim, bu sorunu adilane çözelim” deselerdi şimdi Türkiye zengin, sorunlarını çözmüş ve demokratik bir ülke olurdu.
"Kürt soykırıma devam" denildikçe Türkiye’ye de bir fatura çıkıyor. Erdoğan’ın bu kadar çark etmesi, herkesin ayağına gitmesi işte bu politikanın bir sonucudur. Bunca zam ve yolsuzluk, yoksulluk bu savaşın yan ürünleridir. Kendilerinin de ifade ettiği gibi Kürt sorunu ayaklarına vurulmuş bir pranga haline gelmiş. İç ve dış politikası, kaynakları ve kurumları Kürt sorunu tarafından rehin alınmış durumda. Mevcut devlet aklı Türkiye’nin ayaklarına vurulmuş bu prangayı kıracağız, diyor. Yani vurarak, öldürerek, sürerek Kürtlerden kurtulmayı savunuyor ve uyguluyor. Yüz yıldır uygulanan ve sistemli süren politikada ısrar ediyorlar. Bu yolda denemedikleri bir şey kalmadı. Kimyasal ve yasaklanmış silahlar, envai çeşit insanlık suçları işlediler, işlemeye devam ediyorlar. Denemedikleri tek şey ise barış ve demokrasidir. En masrafsız, en kansız ve insani olana bir türlü yanaşmıyorlar.
Türk egemen çevrelerini destekleyenler, silahlandıranlar bilmelidirler ki, Kürtlere karşı sürdürülen soykırımın suç ortaklarıdırlar. Bu soykırıma muhatap olan bütün Kurdistanlı aydınlar, partiler ve emekçiler hızla silkinip birlik ve güç olmalı, soykırıma dur demelidirler.







