Gazeteci Hrant Dink, katledilişinin 5. yılında anıldı. Mahkeme kararını protesto eden on binlerce kişi, Taksim Meydanı’ndan Agos’a yürüdü. Burada konuşma yapan Karin Karakaşlı, Türkiye’de öldürülen Ermenilerin isimlerini okurken, toplanan kitle de „Burada“ diye karşılık verdi. Karakaşlı, „Artık köprüden önceki son çıkıştayız. Oradan hakkıyla geçmeden tamamlanacak ödeşme, kurulacak düş, inanılacak adalet, yaşanacak memleket yok. O yüzden gün, sadece söz söylemek değil söz vermek zamanı“ dedi.
Hrant Dink’in katledilişinin beşinci yılında, on binlerce kişi Taksim’den Agos’a yürüdü. Saat 13.00’de başlayan ve on binlerce kişinin adeta insan seli oluşturduğu „sessiz yürüyüşte“ slogan atılmazken, „Hepimiz Hrantız hepimiz Ermeniyiz“ yazılı dövizler taşındı. Kortejin en önünde Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ile çocukları yer aldı. Sanatçılar, milletvekilleri, aydınlar, yazarlar, siyasi parti temsilcisi, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve  Batman’da askerlik yaparken kaza kurşunuyla öldüğü açıklanan er Sevag Balıkçı’nın ailesi de yürüyüşe katıldı.

Demirtaş da kortejdeydi
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile milletvekilleri  Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önderi de yürüyenlerin arasındaydı. Yazar Vedat Türkali ise tekerlekli sandalyesiyle kortejin en önünde „Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz“ dövizi taşıdı. Yürüyüş 13:00’te başladı ancak katılımın sürekli artması nedeniyle kortej, ancak 14:30’da Şişli’deki Agos’un önüne varabildi. Agos binasında üzerinde „Beş yıl da geçse, 95 yıl da geçse, bu dava böyle bitmez“ yazılı dev bir pankart asılıydı. 

Vurulduğu saatte saygı duruşu

Saatler 15.05’i gösterdiğinde Hrant Dink’in anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunan onbinlerce kişi, „Katil devlet hesap verecek“, „Bu dava böyle bitmeyecek“, „Faşizme inat kardeşimsin Hrant“, „Yaşasın halkların kardeşliği“, „Biz bitti demedem bu dava bitmez“ sloganlarını attı.

Açıklamayı Karakaşlı okudu
Sloganların ardından Hrant Dink’in arkadaşı gazeteci ve yazar Karin Karakaşlı, Agos gazetesinin penceresinden toplanan kitleye seslendi. “19 Ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman olmadı. Herkes acısının yaşandığı gün bir başına kahroldu“ diyen Karakaşlı, „Sonra 23 Ocak geldi, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Onu güpegündüz bu caddede sırtından vurdular hepimizi de görgü tanığı kıldılar“ diye konuştu.

Hrant’ı bir kez öldürmediler
Karakaşlı, „Onu bir kere de öldürmediler canlar. Barış çağrıları yapan yazılarını yazarken öldürdüler. Valilik binasında uyarırken öldürdüler. Mahkemeden mahkemeye koştururken öldürdüler. Kendisi yetmezmiş gibi oğlunu ölümle tehdit ederken ve kimbilir ona, bizlere hiç söyleyemediği neler neler ederken öldürdüler. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Gizlenen telefon görüşmeleri, başlatılmayan ya da üstü kapatılan soruşturmalar... Hepsi birbirini izledi. Başta Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz başta olmak üzere pek çok Ergenekon sanığının Dink sağken linç kampanyası yürüttüğü biliniyordu ama bu cinayet davası bir türlü Ergenekon ile bağlantısı kurulamadı“ dedi.  Sözleri sık sık sloganlar ve yuhalamalarla kesilen Karin Karakaşlı, „Bu kepazeliğe bir son verin artık. Yargıtay bir kez de adalet adına temyiz makamı olsun. Bunları yapmak şarttır, farzdır. Çünkü bize yaşatılan ayıptır, zulümdür, günahtır. ‘Dosya kapandı’ diyorlar bize. Hrant Dink dosya değil ki kapansın. O bir yara. Artık köprüden önceki son çıkıştayız. Oradan hakkıyla geçmeden tamamlanacak ödeşme, kurulacak düş, inanılacak adalet, yaşanacak memleket yok. Öbür türlüsü sadece yalan olur ve bir gün başımıza yıkılır. Altında kalırız hep birlikte“ dedi.

Artık söz verme zamanı
Konuşmasının sonunda Karakaşlı katılımcılara şu çağrıyı yaptı: „Gün, sadece söz söylemek değil söz vermek zamanı.  Söz verelim mi birbirimize? Bu dava daha bitmedi. Söz verelim mi birbirimize? İnsanlık daha ölmedi. Söz verelim mi birbirimize? Devlet daha hesabını vermedi. Sözümüz söz olsun. Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır. Aksi için uğraşan hepimize helal olsun.“

On binler haykırdı: Hrant Dink burada
Karakaşlı, 1915’te Türkiye’de öldürülen Ermeni aydınların isimlerini okurken, binlerce kişi de hep bir ağızdan „Burada!“ diye bağırdı. Karakaşlı, en son Hrant Dink’in adını okudu. Binlerce kişi yine hep bir ağızdan „Burada“ diye bağırdı.

Vurulduğu yere kaldırım taşı döşendi

Bu arada 5 yıl önce katledilen Hrant Dink’in öldürüldüğü yere Ermenice ve Türkçe, „Hrant Dink burada öldürüldü. 19 Ocak 2007 saat 15.05“ yazılı bir kaldırım taşı yerleştirildi. Kaldırım taşının etrafıra mumlar yerleştirilirken çok sayıda kişi çiçek bıraktı. Karakaşlı konuşması sırasında kaldırım taşını göstererek „Tarihi inkâr ede ede geldik bu noktaya dayandık. Şu kaldırıma dikilen taş, Hrant Dink kadar diğer bütün susturulmuş aydınların ve isimsiz, mezarsız kurbanların da simgesi olsun“ dedi.

İSTANBUL




Bitti demeyene kadar bitmeyecek


Selahattin Demirtaş: BDP Eşbaşkanı

Bu dava hem dava sürecinde hem soruşturma sürecinde Türkiye’de adaletin nasıl yönlendirildiğini somut olarak gösteren çok ciddi davadır. O davada, o tetiği çekenler yakalandı ama işin perde arkası ortaya çıkartılmadı. AKP onun hep arkasında durdu. Hatta dönemim valisini ödüllendirdi. Hrant’ın dostları ‘bitti’ demeyene kadar bu dava bitmeyecektir. AKP ‘bu dava namus davamızdır’ demişti, bakalım ne olacak?

Karar kabullenilemez

Ertuğrul Kürkçü: BDP Mersin Milletvekili

Hrant Dink’i katleden örgüt, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla aklandı. İçişleri Bakanlığı ve hükümet parmakların kendilerine uzandığı polis şefleri ve valilerin soruşturulmasına izin vermeyerek devlet içindeki cinayet şebekesini korudu. Bir ‘dalga’da onlarca generali gözünün yaşına bakmadan hapse atabilen yargıçlar, Hrant Dink cinayeti davasında bir polis muhbirinden yukarı çıkamadılar. Bu kararı kabullenecek akıl ve vicdan sahibi bir tek insan yoktur.


Bu karar korkunç

Derya Alabora Tiyatro Sanatçısı

Mahkemenin kararını korkunç buluyorum Baklava çalan çocukların örgütlü suçtan cezalandırıldığı bir ülkede insan öldürenler adeta ödüllendirildi Davanın sonucundan anlıyoruz ki, bizi yıllardır oyalamışlar. Gerçek bir yargılama olmadığı kesin. Sözün bittiği noktadayız. Bir dava ancak bu kadar komik sonuçlanabilir. Biz bu dava böyle bitmez diyoruz.


Yargı kadar AKP de sorumlu

Sezgin Tanrıkulu CHP İstanbul Milletvekili

Yargı kadar AK Parti’nin de birinci derecede sorumluluğu vardı. AK Parti bu vicdani yükün altında kalacaktır, sorumluluğunu tarih boyunca taşıyacaktır. Bu cinayet Trabzon’da birkaç gencin bir araya gelip bir şekilde karar verip işledikleri bir cinayet değildir.


‘Bugün olsa gene öldürürüz’ diyorlar


Deniz Türkali Sinema Sanatçısı


Devlet şunu demek istiyor, ‘bugün de olsa gene öldürürüz’. Biz hepimiz biliyoruz ki ‘öldüren ok değil onu atan eldir.’ Burada ok kırılmadı bile. O oku atan eller ise, alkışa durdu. Bu dava bitmez. Yalnız üzgün değil çok öfkeliyim.



Amed’deki STK’ler: Hakikati istiyoruz

Amed’deki STK’ler, Dink davasındaki kararı, „Benim devletim suç işlemez. Benim devletim insan öldürtmez. Benim devletim yurttaşlarını bombalamaz zihniyetinin dışa vurumu“ olarak yorumladı.
Diyarbakır Barosu, İHD, MAZLUMDER ile TİHV, Hrant Dink’in katledilişinin 5. yıldönümünde ortak açıklama yaptı. „Hakikati istiyoruz. Yalın çıplaklığıyla hakikati!“ ve „Hrant için, adalet için, biz bitti demedikçe bu dava böyle bitmez!“ başlıklı açıklamayı kurumlar adına Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar okudu. Aktar, cinayetin arka planına dair hiç bir ilerlemenin sağlanmadığını, bunun da istihbarat örgütlerinin, kamu kuruluşlarının bilgi paylaşmak istemediği davanın kamu vicdanını tatmin etmeden sonuçlandığını söyledi. Aktar „Bu cinayet örgütlü, planlı ve güvenlik birimlerinin bilgisi ve gözetimi altında işlenmiştir“ dedi.

Karara imza atan zihniyeti bildiklerini ve bu anlayışın „Benim devletim suç işlemez. Benim devletim insan öldürtmez. Benim devletim yurttaşlarını bombalamaz“ zihniyetinin dışa vurumu olduğuna vurgu yapan Aktar, hukuksuzluk cehennemini cennete çevirme yolundaki mücadelelerinde Hrant’ı yaşatacaklarını söyledi.

AMED