- Göç, işkence, cezaevi... Kürtlere reva görülen her türlü baskıyı yaşayan 45 yaşındaki Reşahat Ada, şimdi de hasta tutsak kardeşi Hamdusena ve arkadaşları için adalet arayışını sürdürüyor; dört aya yakın bir süredir seslerini duyurmaya çalışıyor.
- İbadet eden bir Müslüman Kürt olarak mücadeleden vazgeçmeyip boyun eğmediğini vurgulayan Ada, inancını, öfkesini diri tuttuğunu; talep ettikleri adaleti sağlamadan da Adalet Nöbeti’ne devam etmekte kararlı olduklarının altını çizdi.
1990’lı yıllarda devlet baskısıyla başlayan adaletsizliği bugün hasta tutsak yakınlarının ölüme terk edilmesiyle yaşayan Reşahat Ada, Adalet Barosu’nda sürdürdüğü Adalet Nöbeti’yle cezaevlerinin kapılarını açmakta kararlı. 45 yaşındaki Reşahat Ada, sadece kardeşi Hamdusena Ada (31) için değil, 27 yıldır tutsak olan iki kuzeni ve tüm hasta tutsaklar için adalet talep ediyor.
Hasta ve infazlarını tamamlamalarına rağmen tahliyeleri engellenen tutsak için Amed Barosu'nda Adalet Nöbeti tutan aileler, eylemlerinin 100. gününde Adli Tıp Kurumu (ATK) binası önünde bir araya geldi. Halkların Demokratik Partisi (HDP), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardım ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ile Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) üyeleri ailelere destek için ATK önüne geldi. Bölgeyi ablukaya alınan polisler, sivil toplum örgütü temsilcilerinin açıklamaya katılmasına izin vermedi. ATK önünde adalet çağrısı yapan tutuklu yakınlarından Reşahat Ada, polis ablukası ve engellemesine tepki gösterdi. Ada, "Çocuklarımız üzerindeki baskı ve şiddet son bulsun. İnfazları yakılmasın. Buradan çocuklarımızın cenazelerini almak istemiyoruz. Barış ve adalet istiyoruz. Anneyiz ve adalet için nöbetteyiz" dedi. Benzer taleplerde bulunan tutsak yakını İnci Güler de "30 yıldır cezaevinde olmalarına rağmen evlatlarımız bize verilmiyor. Yıllardır hasta olan ve 90'lı yıllardan bu yana cezaevinde olmalarına rağmen kanunlar uygulanmıyor. Kanunları uygulayın. Evlatlarımızı bize verin" şeklinde konuştu. Açıklama, "Bijî berxwedana zindanan (Yaşasın zindan direnişi)" ve "Hak, hukuk, adalet" sloganlarıyla son buldu.
90'lardan beri mücadele ediyor
ATK önünde açıklama yapan Reşahat Ada'nın hikayesi de devletin Kürtlere yönelik terörünün örneklerinden. Amed'in Silvan ilçesine bağlı Sêdeqnê (Bayrambaşı) köyünde 10 çocuklu bir ailede büyüdü. Devletin, tüm zor aygıtlarını Kürtler üzerinde denediği 1990’lı yıllarda geniş ailesiyle birlikte yaşayan Reşahat Ada’nın aile üyelerine koruculuk dayatıldı. Türk ordusu, 1994'te köye baskın yapıp koruculuğu reddeden Ada Ailesi'ne ait evleri tek tek yaktı, köylüleri gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında Reşahat Ada’nın babası Mehmet Sıddık Ada (84) ve kardeşi de vardı. Gözaltında kaldıkları sürece baba-oğul dönemin her türlü işkencesine maruz kaldı. 45 gün tutuklu kalan baba ve oğlu serbest bırakılsa da doğup büyüdükleri köyü terk etmek zorunda kalan Ada Ailesi, yeni baskı, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldı. Reşahat Ada, anne ve babası, evli olan üç kız kardeşiyle aynı evde yaşamaya başladı.
Kuzenleri 27 yıldır tutsak
Köyden kente yapılan göçün ardından 1995'te Reşahat Ada’nın kuzeni Ahmet Kolakan ve Osman Klavuz gözaltına alınıp tutuklandı. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılanan iki kuzen 27 yıldır tutsak. Birçok cezaevine sürgün edilen Kolakan, Balıkesir Cezaevi’nde tutuluyor. Osman Klavuz’un tahliye edilmesi gerektiği yerde, infazı yakılarak tahliyesi ertelendi. Tek başına hayatın tüm yükünü omuzlayan bir yandan değerleri, diğer yandan kızı için mücadele eden ve hep bu yönüyle tanınan Reşahat Ada’nın kardeşi Hamdüsena Ada, 2011'de gözaltına alındı. Ailesinin düğün hazırlığı yaptığı, hatta kınasını dahi hazırladığı Hamdüsena Ada, bir arkadaşının düğününe gittiği Lice’de gözaltına alınıp “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi’ne atıldı, ardından Rize Cezaevi’ne sürgün edildi. Uzun yıllar Rize Cezaevi’nde kalan Ada, uzun uğraşlar ve verilen dilekçeler sonucu yeniden Diyarbakır Cezaevi’ne getirildi.
Kızı ve diğer kardeşi de tutuklandı
2015’e gelindiğinde ise Reşahat Ada’nın kızı Hilal Ada (32), Bismil’de seçim çalışması yaptığı sırada gözaltına alınıp tutuklandı. Hakkında “örgüt üyeliği” iddiasıyla dava açılan Hilal Ada, 6 yıl Gebze Cezaevi’nde kaldı. Reşahat Ada, hem kızının hem de kardeşinin aynı anda görüşüne gitmeye çalıştı. Bu süre zarfında da tutsaklar için yapılan her eyleme katılarak, adalet talebini haykırdı. 2018'de ise Reşahat Ada’nın bir diğer kardeşi Mevlüd Ada gözaltına alınıp tutuklandı.
Cezaevleri arasında mekik dokudu
Reşahat Ada için artık İstanbul, Rize ve Amed'deki cezaevleri arasında mekik dokuduğu günler başladı. Önce kızını ziyaret etmek için Amed'den otobüse binen ve 24 saatlik bir yolculuktan sonra İstanbul’a varan Ada, görüşün ardından bir o kadar yol kat ederek, Amed'e varır. Kardeşi Hamdüsena’nın ziyaretine gidebilmek için de Rize'ye kilometrelerce yol giden Ada, aynı hafta kardeşi Mevlüd’ün görüşüne gidebilmek için koşturur. Okuma-yazma ve Türkçe bilmeyen Reşahat Ada, özellikle Türk illerine yaptığı yolculuklarda çok zorlandığını söyledi.
Cenaze katılmalarına izin verilmedi
Aynı anda iki kardeşinin ve kızının tutuklu olduğu 10 Eylül 2018'de kardeşi Abdurahman Ada, suda boğularak yaşamını yitirdi. Cenazesi defnedilmeden her üç cezaevine de haber verildi. Cenazeye ve taziyeye katılmaları yönüne verilen tüm dilekçeler, “güvenlik” gerekçesiyle reddedildi. Hamdüsena ile Mevlüd Ada, yaşamını yitiren kardeşlerini, Hilal Ada da dayısını son kez göremedi. Reşahat Ada, bu olayın ailesinde bıraktığı travmayı şu sözlerle anlattı: “Kardeşlerim bu olaydan çok etkilendi. Abdurahman’ın cenazesine katılamadıkları için hala öldüğüne inanmıyorlar. Bu bize yaşatılan zulüm değil de nedir?”
Hilal Ada, 7 yıl tutukluluğun ardından 2021'de, Mevlit Ada ise 2019'da serbest bırakıldı. Evli ve çocukları olan Mevlüd Ada, cezasının onaylanması üzerine Avrupa’ya çıkmak zorunda kaldı.
6 kez kapısı kırılıp evi basıldı
Reşahat Ada’nın verdiği adalet mücadelesinde sayısız kez evine baskın düzenlendi. Her baskında evi dağıtıldı. 2020’de kapısı kırılarak evi 6. kez basılan Ada, gözaltına alındı. 9 gün gözaltında kalan Ada, daha sonra serbest bırakıldı.
Kalp ve böbrek hastası olan ve her ay iğne yapılması gereken Hamdüsena Ada ise 11 yıldır tutsak. Kardeşinin 20 gardiyanın saldırısına uğradığını hatırlatan Ada, “Şimdi üzerlerinde baskı ve şiddet var. Üç hafta görüşme yasağı vermişler. Cezayı niye vermişler bilmiyorum. Bize söylemediler ama tahmin ediyoruz. Ya bir kitap okumuşlardır, ya dillerini konuşmuşlardır ya da baskı şiddet uygulamayın demişlerdir. Dört duvar arasında nasıl bir suç işlemiş olabilirler ki?” sözleriyle tepki gösterdi.
Salgın nedeniyle üç yıl boyunca kardeşinin açık görüşüne gidemeyen Reşahat Ada, hasta tutsakların serbest bırakılması için diğer ailelerle birlikte her yolu denedi. Önce sokaklara çıkıp eylem yapan, cezaevi önlerinde açıklama yapan Ada, diğer yandan da resmi kurumların kapısını çaldı.
İnancı ve öfkesini diri tuttu
İbadet eden bir Müslüman Kürt olarak mücadeleden vazgeçmeyip boyun eğmediğini vurgulayan Ada, inancını, öfkesini diri tuttuğunu; dört aya yakın bir süredir seslerini duyurmaya çalıştıklarını ve bunu sağlamadan da Adalet Nöbeti’nden vazgeçmeyeceğini söyledi. “Ağladık duymadılar, kamuoyuna çağrı yaptık duymadılar, biz de buraya gelerek nöbete başladık” diyerek, yine nöbet yerleri olan Amed Barosu’ndan sesini bir kez daha duyurmaya çalışan Ada, tüm ailelerle birlikte direnişle cezaevlerinin kapılarını açmaya kararlı. Ada, şunları dile getirdi: “Biz aileleri olarak onları asla yalnız bırakmayacağız. Dışarıda sesleri olmaya devam edeceğiz. Bizi duymayanlara, görmeyenlere inat daha fazla görünür olacağız. Bunca yaşadığımız baskı ve kötü muameleye rağmen hala dilimizde barış sözcüğü var. Biz anneler olarak, kadınlar olarak, barış ve eşit bir yaşam istiyoruz ama çocuklarımız, kardeşlerimiz olmadan olmaz.” MA/AMED