"Dünün şurubunu iç, yarını göreceksin" (Zerdüşt)
Bundan 36 yıl önce, 22-24 Aralık 1978 tarihinde Alevilere yönelik Maraş’da insanlık dışı bir katliam gerçekleştirildi. Bu katliam ne ilkti ve ne de son olacaktı. İnsanlar evlerinde oturuyorlardı. Habersizlerdi. Yıllarca birlikte yaşadıkları insanlardan böyle bir vahşet beklemiyorlardı. Nasıl beklesinler ki: İki tarafın dedeleri düşmana karşı kurtuluş savaşında birlikte savaşmışlardı. Belki bilinmeyen bir çukurda sırt sırta yatıyorlar kefensizce.
Davetsız misafirler gibi Alevilerin evlerine ve iş yerlerine benzin mazot dökerek yaktılar. Ortalığı cehenneme çevirdiler. Tüyler ürpertici metodlarla çocuk, kadın ve ihtiyarların da olduğu yüzlerce insanı öldürdüler. O günün Başbakanı Eceviit, Kıbrıs’a 24 saatte girdiğiği halde üç gün Maraş'a uğramadı. Sonradan öğrenecektik, Ecevit’in katliamdan iki ay önce haberdar edildiğini...
İktidarlara kim gelirse gelsin devlet, düzeni konuşan dile, üreten beyinlere düşmandır. Bozuk çarkı, söz ve yazı ile eleştirenler oldu mu, soluğu işkencehanelerde veya cezaevlerinde alıyor, susturuluyor. 20 milyonu aşkın Kürt ve Alevi vatandaşı görmezden geliniyor. Dili yasak, töresi yasak.
Alevilere iki nedenle acı çektiriliyor. Birincisi; Alevi oldukları için. İkincisi; Kürt oldukları için. Sürgüne gönderilmiş, ben Aleviyim diyenler öldürülmüş. Saygılı olanlar Dersim’de Seyit Rıza, Malatya-Kürecik’te Mehmet Ali (Mamıko) ve yüzlercesi idam edilerek, cesetleri günlerce teşhir edilmiş halk sinsin diye. Halen mezarları nerde oldukları bilinmiyor.
Devletin gayesi: Alevileri Türk-İslam sentezi ile Sünniliğin içerisinde eritmek ve Kürtleri de Türkleştirmektir. Aslında Maraş Katliamları halen Kürt coğrafyasında devam ediyor.  Okul harçlıklarını temin etmek için yola çıkan Roboskîlilerin devlet güçlerince parçalanması ve bugüne dek yasal bir soruşturmanın yapılmamış olması bir Maraş Katliamı değil mi?
Anadilde eğitim yasağı, bir katliam değil mi?
Gezi Parkı’nda yapılan saldırı ve öldürülenler bir Maraş Katliamı değil mi?
Kürt ve Alevileri öldürüp toplu mezarlara ve asit kuyularına atarak kaybetmek bir Maraş Katliamı değil mi?
İnsanlar sokak ortasında, meydanlarda öldürülüyor. Öldürenler belli. Ünüformalı polisler. Soruşturmaya bile alınmıyor. Kazaran soruşturanlar olursa, mekan değiştirilerek zaman aşımı formüliyle dosyalar kapatılıyor. Bunlar birer katliam değil mi?
1925’de "Tarir-i Sükun Kanunu" çıkarıldı. İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Meclis onayı aranmaksızın idamlar yapıldı. Şimdi de çıkarılan "İç Güvenlik yasasıyla" Sokağa çıkan insanlar öldürülecek ve ya içeri alınacakmış. Bunlar birer Maraş Katliamı değil mi?
Faili bilinipte/ bilinmeyen 20 bine yakın faili meçhul cinayet birer Maraş Katliamı değil mi?
Oysaki Aleviler, hoşgörü, evrensel kurallar içerisinde tüm halklarla kardeşçe yaşamak istiyor. Aleviliği yasal güvenceye alınmasını, anadilini özgürce kullanmak, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve Cemevlerine camiler gibi yasal statü verilmesini istiyor. Sizce bölücülük mü istekleri?