Nedim SEVEN

Bilimsel değerlendirmelere göre “Biyolojik Savaş” zehirli maddeler kullanılarak insan, hayvan ve bitkilerin öldürülmesi ya da etkinliklerinin kısıtlanmasına yönelik bir savaş yöntemidir. Bakteriler, riketsiyalar, virüsler, fongoslar, protozoalar gibi mikro organizmalar, Biyolojik Savaş maddesi (ajanı) olarak kullanılır. Bu kısa tanımlama çerçevesinde bakıldığında koronavirüsünün çıkışı, etkilediği coğrafya yayılma hızı Biyolojik Savaş kapsamına girmektedir.

Dünyada var olan bütün sistemlerin Aralık 2019’da başlayıp günümüzde devam eden koronavirüs salgın hastalığı gerekçeli adeta çaresiz kalan, çözümsüzlükte derinleşen politikaları günlük insan ölüm sayısının rakamlarına bağlanmış, nasıl daha az ölümle bu salgının önünü alabiliriz çabası şimdilik tek yol olmaktadır. Oysa ki insan canlısı kadar, bu tip salgınlarda ne kadar diğer canlılar (bitkiler, hayvanlar vd) etkileniyor, hiç kimsenin umurunda değil. Ya da diğer canlılar, insan canlısına kurban ediliyor.

Tüm bu salgınların ortaya çıkmasının esas nedeni insan canlısı ve onun egemen olduğu zihniyet, politikalarının yol açtığı kapitalist sistemdir. Kim ne derse desin yaşanan bir ‘Biyolojik Savaş’tır. Kaynağı ister Çin, ister Amerika olsun sonuçta tüm dünya coğrafyasına adım adım yayılan ve giderek milyonlarca canlının yok olmasına yol açacak bir ‘Biyolojik Savaş’ ile karşı karşıyayız. Bu ‘Biyolojik Savaş’a yol açan da esasta insan canlısıdır. Tarihsel toplum ve uygarlıklar tarihi incelendiğinde görülecektir ki, tüm süreçlerde bu ölümlere yol açan zihniyet, felsefe, pratik ve politikası iktidar ve devlet olgusundan, onun paylaşım hırsından, onun bağnaz, zalim, katliamcı, sermaye birikimci, paracı vb. politikalarından ve bu politikaların oluşturduğu sistemlerden kaynaklanmaktadır. Bu salgının adı doğru konulmadıkça, ölümler sınırlandırılıp kontrollü ölüm haline getirilebilir ama uzun süreçte asla önlenemez.

Koronavirüs 31 Aralık 2019 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’nün Çin’deki ülke ofisi Çin’in Hubei Eyaleti’nin Wuhan şehrinde etimolojisi (kökeni ve nedeni) bilinmeyen Pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni koronavirüs 2019 –nCov olarak tanımlanmıştır. Daha sonra hastalığın adı Covid-19 olarak kabul edilmiştir.

Koronavirüsle, Coronaviridae ailesi içinde bulunurlar. Başlıca dört türde sınıflandırılır. İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedir. İnsanlarda koronavirüsün neden olduğu hastalık spektrumu basit soğuk algınlığında – ağır akut solunum sendromuna kadar değişiklik gösterebilmektedir. İnsan ve hayvanlarda çeşitli derecelerde respiratua, enterik, hepatik, nevrotik ve nörolojik tutumlarla seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir. Belirtileri; birkaç gün süren yüksek ateş (38.3 derecenin üzeri), balgamlı veya kuru öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı, baş ağrısı, ishal, burun akıntısı ve sık sık hapşırma olarak biliniyor.

Günümüzde batı bilimleri tarafından adı konulan Covid-19 salgını, basına ve kamuoyuna yansıyan resmi anlamdaki açıklamalarda dün itibariyle tüm coğrafyalarda 43 binin üzerinde ölü, 875 bin vaka tespiti biçimindedir. Resmi olmayan ve kamuoyuyla paylaşılmayan bilgiler de hale bilinmezliğini koruyor.

İlginçtir kimse hala tam adını koymuyor. İtalya’da ölümler fazla gelişince ilk defa İtalyan yetkililer “bilinmez bir düşman ile karşı karşıyayız” demeye başladılar. İyi de kim bu bilinmez düşmanı yarattı. Mevcut salgına doğru isim verilmeyip, nedenleri doğru ve derinliğine sorgulanmadıkça, doğru ve köklü çözümler üretilemez.

Önder Apo’nun özellikle İmralı sürecindeki yoğunlaşmaları, tespitleri ve politik, pratik çözüm perspektiflerini içeren Demokratik Uygarlık Manifestosu adlı kitap dizisi, sadece Covid-19 salgını değil, Kapitalizm ve onun yarattığı bundan sonrası da yaratacağı tüm hastalıkların kaynağı ve nedenleri ve buna karşı mücadele yöntemlerini içermektedir. Sadece insan canlısı değil, tüm canlılar ve tüm doğa yaşam ve özgürlüğü sonsuz çizgi de seyreder duruma gelecektir.

Ekoloji bilinci, jineoloji bilinci, özgürlük sosyolojisi bilinci ve bu bilinç irade, onun oluşturacağı komünal yaşam, ilişkiler ve tüm bu bilincin dayandığı felsefe, ideoloji, politikaların tüm canlılar kadar, evrenimizin tamamına yayılacak neticede idealimizdeki geleceğimize cevap olacak çözüm, öngörülen Konfederalizmdir ve Konfederalizmin tam zamanıdır.

Çözüm gerçekten de Kapitalizmden her açıdan kurtulma ile olur. Kapitalizmden kurtulma olmadıkça kesinlikle salgınlar kontrol altına alınsa da önümüzdeki on yıllarda yeniden insanlığı ve canlı evreni her zaman yüreğinden ve beyninden vuracaktır.

Görüldüğü kadarıyla mevcut sistemlerin ürettikleri politikalar, devletçilik sınırlarını aşmıyor. Her kes sözde devletlerle sınırlı olan kendi vatandaşının yaşamına ve onun tedbirlerine bakıyor. 4 aydır devam eden bu ‘Biyolojik Savaş’, neredeyse en gelişkin sistem ve kurumlara sahip Avrupa devletlerini alt üst etti. Dünyanın Süper Gücü olarak tanımlanan ABD, böyle giderse Hiroşima, Nagazaki’nin on katı bir tahribatla karşı karşıya. İran sarsıldı, hala tam bir çözüm üretmedi. Hatta 60 yıl sonra IMF’dan para talebinde bulundu.

İnsan kaybının ötesinde psikolojik medya savaşı ‘Biyolojik Savaşa’ adeta teslim olurcasına günde yüzlerce insanın travmadan geçmesine yol açıyor. Ana medya grupları para borsaları gibi günlük insan ölüm sayılarını sürekli istatistikler olarak veriyor. Hatta yaş sınıflandırmaları da yaparak nesilleri adeta bir birine karşı kışkırtıyor.

Öngörülen durum bu ‘Biyolojik Savaş’ en kısa sürede iki yıl içerisinde kontrol altına alınabileceği yönündedir.

Kısacası Covid-19 salgını olarak batı bilimlerince tanımlanan hastalık gerçek anlamda bir ‘Biyolojik Savaş’tır. Bu ‘Biyolojik Savaş’tan dolayı her devlet gibi, her güç, grup ya da örgüt de her açıdan yeni politikalar yaratmak durumundadır.

Bu değerlendirmelerle şu soruları sormadan geçemiyoruz?

1. Koronavirüs gerekçeli kamuoyuna yansıyan açıklama ve tutumlardan anlaşılıyor ki ulus-devletler üstü bir organizasyon Dünya’ya yeniden çeki düzen mi vermek istiyor?

2. Dünya Sağlık Örgütünün açıklamaları bütün uluslararası ve devletler tarafından resmi verilerin ve açıklamaların, dikkat edilmesi gereken uyarıların, yapılması gereken politikaların merkezi durumunda bir işlev görüyor. Acaba kapitalizmi yöneten Dünya Sağlık Örgütü müdür?

3. Birçok Avrupalı ve uluslararası yetkili kurumun açıklamalarından II.Dünya Savaşından sonra en büyük krizle karşı karşıyayız biçimindeki açıklamalar yapılıyor ve her kes IMF’ye mecbur kılınmak isteniyor. Dünya Sağlık Örgütü ile IMF’nin ilişki ve yönetimi nedir? Nasıldır? Bütün halklar yeniden parayla teslim alınmak mı isteniyor? Kamuoyundan da izlediğimiz kadarıyla 80’in üzerinde devlet IMF’ye mahkum edildi.

4. Savaş ve insani boyutlarda BM sık sık açıklamalar yapıyor. Tüm çatışmalı grupların çatışmasızlık pozisyonuna geçmesini isterken küresel güçler olarak Rusya, Amerika, İngiltere, Çin, Hindistan vb. güçlerin bu yaptıklarına nasıl bakacağız?

5. Mevcut Dünya siyasetini ulus-üstü güçler pozisyonuna geçen IMF, BM, Dünya Bankası, Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumlar koronavirüsü gerekçeli dünyadaki kapitalizmin derin kriz ve bunalımına çözümler mi üretmek isteniyor? Yoksa kapitalizmin eseri olan bu tip organizasyonların aşılma zamanı mı geldi?

6. Acaba virüs gerekçeli kağıt paraların tümü saf dışı edilip dijital para mı yaratılmak isteniyor? Özellikle insan gücünün ve emeğinin giderek ötelendiği, robotların yöneteceği yeni bir dünya ile mi karşı karşıyayız?

7. Dünyaya egemen olmak isteyen kapitalist modernite acaba bundan sonra uzaydan mı dünyayı yönetmek istiyor?