Bir ay sonra yetmiş yaşıma gireceğim. 6 Mayıs’lar artık benim yaş günüm gibi oldu. Her 6 Mayıs’ta yazmayı, yıllardır acılı ama o kadar da geleceğe umutla baktığım bir görev olarak benimsedim. Eski 6 Mayıs yazılarıma bir göz attım az önce. Dilimde Sezen Aksu’nun çok sevdiğim bir şarkısı:

 Dünle beraber gitti cancağzım

Artık yeni şeyler söylemek lazım.

İki hafta önce İzmir Kitap Fuarı’ndaydım. Beni çağıran İmece Derneği’ne küçük bir köşe verilmiş. Standın üstünde, “Deniz Gezmiş’in yoldaşları standımızda” yazıyor. Tuncer Sümer, Oktay Kaynak ve ben, kitaplarımızı masaya koymuş, süklüm-püklüm oturuyoruz.

Deniz, Yusuf, Hüseyin ve diğer katledilen yoldaşlarımı anlattığım “Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler” kitabım bir iki günde tükeniyor. Son kitabım “Bir Başka Kandil”e ise pek ilgi gösteren yok. Ancak on beş - yirmi adet satılıyor.

Fuarın girişinde Devrimci Liseliler (Dev-Lis) bir dergi satıyor. Dergide Deniz’in büyük bir resmi var. Bir başka yerde, Deniz Gezmiş rozetleri satılıyor.

6 Mayıs’a on beş gün var. Şimdiden İzmir’in duvarları Deniz-Hüseyin-Yusuf afişleriyle donatılmış.

Kitap Fuarı’nda onlarca Deniz Gezmiş kitabı var. Bazıları fuarın girişinde de Deniz Gezmiş kitabı satıyor.

Aklıma Paris’in en lüks caddesindeki pahalı butiklerde gördüğüm Che tişörtleri, şapkaları geliyor. Türkiye’de de akıllı bir tüccar Deniz’in parkasının benzerini üretip satmadı mı?

Fuarın içinde “Atatürk’ün Askerleri” büyük bir stand açmış. Doğu Perinçek’in “Arkadaşım Deniz Gezmiş” kitabı da satılıyor. Çıldırasıya sinirleniyorum. Ama yapacak bir şey yok.

Dışarda bir müzik grubu Kürtçe türküler çalıyor. “Oyumuz HDP’ye” diye tempo tutuyorlar. Bir genç elime bir bildiri tutuşturuyor. Özeti: “Bizler HDP’li değiliz ama bu karanlığı aydınlatabilmek için herkesi HDP’ye oy vermeye çağırıyoruz.”

Can Dündar ve Deniz’in kardeşi Hamdi standımıza geliyor. Bir anda sakin standımız “şenleniyor.” Can Dündar’ı gören onlarca genç ellerinde “Abim Deniz” kitabıyla koşturarak geliyor.

Yan taraftaki imza salonunda Can ve Hamdi’nin imza günü var. Yüzlerce genç ellerinde kitap sıraya girmiş bekliyor.

Arkadaşım Ertuğrul Kürkçü de İzmir’de. Seçim çalışmaları için tüm HDP’liler koşturuyor. Buluşup iki çift laf etmeye bile zamanları yok.

Acaba CHP, bu sene de “Üç Fidan Anıtı” açılışı yapacak mı? Yine aklıma aykırı sorular takılıyor. Mecliste yoldaşlarımın idam kararı oylanırken 28 CHP’li evet oyu vermemiş miydi? Ret kararı verenler ise sadece 47 değil miydi. Çoğu da oylamaya katılmamıştı.

Herkes Denizlerin ruhuna sahip çıkıyor, mirasını paylaşamıyor. Oysa Denizlerin ruhunu gerçek anlamda taşıyanları da tanıdım ben.

Deniz kitabı soranlara, “Alın okuyun, Denizlerin ruhunu Kandil’de tanıdığım gerillalar taşıyor” diyesim geliyor.

Bugün Türkiye’de yıllardır ilk kez değişim rüzgarları esiyor. Halkların Demokratik Partisi’nin barajı aşıp meclise girmesi, Türk’üyle, Kürt’üyle, Ermeni’si, Yahudi’si, Süryani’siyle, Alevi’si, Sünni’siyle tüm halklar ve inanç grupları için bir umut kapısı olacak. Ezilenler, sömürülenler, ötekileştirilenlerin umutsuzluğu, sessizliği kırılacak; aydınlık günlere özlem duyanların umudu, mücadele azmi yükselecek.

Bizler, Deniz ve yoldaşları, dahası Çayanlar, Kaypakkayalar, böylesi bir değişim için isyan etmiştik. Bizlerin yaktığı, üflediği isyan ateşi bugün yiğitçe mücadele eden gerillalar sayesinde söndürülemeyecek büyük bir aleve dönüştü.

Tüm bunları görmeden Deniz’leri anmak mümkün müdür?

Neredeyse yarım yüzyıl önce idam sehpasında Türk ve Kürt halklarının birlikte mücadelesini haykıran Deniz’e saygı, ancak ve ancak özgürlük mücadelesine omuz vermekle olanaklıdır. Hüseyin İnan kardeşim, gencecik yaşında yazdığı “Türkiye Devriminin Yolu” broşüründe, “Türkiye’deki tüm emekçilerin çıkarlarına en uygun yol bölgesel özerklik olacaktır” derken sanki bugünleri görerek yazmıştır.

Biliyorum, bu satırları okuyan, Kemalizm’in etkisinden kurtulamamış kimi arkadaşlarım bana kızacaktır ama onları kızdırmamak için gerçekleri dile getirmekten çekinemezdim.

Denizlerin ruhunu, onların mücadele azmini yaşatan, boyunlarında Deniz Gezmiş kolyesiyle yiğitçe savaşan gerillalardır. Kobanê’de, Şengal’de, Kuzey Kürdistan’da canlarını feda eden gerillalardır. Dağlarda takma isimleri Deniz olan kadın ve erkek gerillalardır.

Artık yeni şeyler söylemek lazım.

Denizlere ilişkin yeni şeyler, ancak özgürlük için kavga edenlere omuz vererek, çok somut olarak HDP’nin barajı geçmesi için çaba harcayarak söylenebilir.


ATİLLA KESKİN