
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), hafta sonu gerçekleştirdiği 3. Olağanüstü Kongresi'nde parti tüzüğü ve programında radikal değişiklere giderek yeni bir döneme başladı. Kongrede yeniden eşbaşkan seçilen Emine Ayna, DBP'deki değişiklikler ile önümüzdeki süreçte yükleneceği misyona ilişkin DİHA'ya konuştu. İlk kez tüzükle "net bir şekilde partinin kimlik tanımlamasına gittiklerini" belirten Ayna, "Bugüne kadar kendimizi Kürt sorunun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümüne endeksli bir siyasi kimlikle tanıttık. Tanımlamayı çok genel tuttuk. Doğal olarak demokratı da sosyalisti muhafazakarı da liberali de geldi. Bu da çok bileşenli bir yapı oluşturdu" dedi. Yaptıkları parti tanımlamasını, "Neyin ideolojisi? Hangi siyasi kimliğin ideolojisi?" sorularına getirilen cevaplar üzerinden oluşturduklarını dile getiren Ayna şöyle devam etti: "İlk kez DBP olarak bu anlamda bir siyasi kimlikle kendimizi tanıttık. Önce programımızı yeniden ele aldık. Politikalarımız nelerdir? Bunların hepsini tartışıp programımızı oluşturduk. Bunun da ismini Demokratik Sosyalizm olarak tanımladık. En büyük ve en önemli değişikliğimiz budur."
Demokratik sosyalizm
"Demokratik sosyalizmden ne kastettiklerine" de açıklık getiren Ayna, "Sosyalizmin tek başına birebir karşılığı toplumculuktur. Bir bu boyutu var. Toplumu esas alma, toplumun yararını esas almak ama neye göre? İşte buradan itibaren değiştiriyoruz ve demokratik sosyalizm diyoruz. Demokrasiye göre toplumu esas almak diyoruz" ifadelerini kullandı.
Herkes için demokrasi
Ulusal egemenliğe karşı olduklarını ifade eden Ayna, "Biz o sınırlar içerisinde yaşayan tüm toplumun demokratik yaşamını esas alıyoruz. Şunu ısrarla söylüyoruz: Bir bölgede yaşayan tek bir farklı kimlik varsa dahi orada temsiliyetini bulmalıdır. Tam kabulle temsil edilmelidir ki iradesi kabul edilsin, orada kendisini ifade edebilsin, sorunlarını ifade edebilsin ve sorunlarının çözümünü ifade edebilsin. Bu anlamda bir demokratik sosyalizm öngörümüz var. Yine buna göre ekonomi, sosyal ve siyasal politikalarımızı belirliyoruz" dedi.
Özerklik için mücadele
Ayna, DBP olarak siyasal alanda Türkiye'nin siyasetine ortak olurken idari yönetim değişikliğini esas alıp, özerkliğin anayasal çerçeveye kavuşması için mücadele yürüteceklerini söyledi. Sistem tartışmaları açısından "Biz başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı gibi bir taraflaşmanın içerisinde değiliz" diyen Ayna, Türkiye'nin bir rejim değişikliğine gebe olduğu tespitinde bulundu. Tartışmaların rejimin anti-demokratik yapısından kaynaklandığını vurgulayan Ayna, "başkanlık" denilen rejimin de "tekçiliği ve anti demokratik yapıyı sürdürmek üzerinden" kurgulandığını belirtti.
Üçüncü seçenek
"İktidar da toplumdaki değişiklik talebinin farkında ancak demokratikleşmeyi esas almıyor" diyen Ayna "Çünkü demokratikleşme demek kendisinin yetkisinin azalması demektir" ifadelerini kullandı. Tartışılan ve talep edilen rejim modellerinin, "halkı esas almadığının" altını çizen Ayna şöyle konuştu: "Biz de tam da burada 3'üncü bir seçenek olarak, halk olarak müdahale ediyoruz. Diyoruz ki, 'Bizim rahatsızlığımız rejimin adıyla ilgili değil. Bizim rahatsızlığımız rejimin işleyişiyle ilgilidir.' Değişmesi gereken sistemidir. Biz de bu tartışmaların içerisinde bir tarafız. Biz demokrasi tarafıyız. Türkiye rejiminin demokratikleşmesi tarafıyız. Bu nedenle de bir yanda siyasal anlamda bunun mücadelesini yürüteceğiz ama diğer yandan da halkın özerkliği inşa çalışmalarının içerisinde yer alacağız."
Halkla karar verilecek
Belediyelerin halkla ortak karar vererek çalışma yürütmesinin önemine vurgu yapan Ayna şöyle dedi: "Belediyelerimizin tümü halk meclislerinin de üyesidir. Sadece kendi aralarında bir araya gelip bir şeye karar vermeyecek. O mahalle meclisinde yer alacak. 'Belediyenin bütçesi budur. Bu bütçeyi nasıl planlayacağız' diyecek. O mahalle beklenti ve ihtiyaçlarını söyleyecek. Orada hep birlikte ne yapılacağına karar verilecek. Belediye kendi başına işte şurada bina yapılacak, bu ağaçları keseyim diye karar veremeyecek. Sosyal yaşamın inşasının içerisinde yer alacak."