BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin dünkü Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada AKP hükümetini çok sert sözlerle eleştirdi. AKP'nin Kürtlere karşı "düşman hukuku" uyguladığını belirten Demirtaş, BDPlilerin Abdullah Öcalan'ın görüşme notlarını okuduğu için tutuklanmalarına da "ben bu ülkede savcı olsam şayet okumamışsa o görüşme notlarını, onun siyasetinden şüphelenirim" sözleriyle tepki gösterdi.

Boyun eğmeyeceğiz

AKP'nin sandıkta yenemediği BDP'yi hukuk hileleri ile alt etmeye çalıştığını söyleyen Demirtaş, bu operasyonların nasıl yapıldığını herkesin bildiğini dile getirdi. AKP'nin talimatıyla savcıların polislerin dokunulmazlığı olan milletvekillerinin evini bastığını hatırlatan Demirtaş, bunu bir hukuk faciası olarak değerlendirdi. Demirtaş, "Milletvekillerinin evlerini basıyorlar. Bilgisayarlarına el koyuyorlar. Sonra da 'milletvekilinin evi olduğunu bilmiyorduk' deyip gidiyorlar. Üç gün önce Sayın Leyla Zana'yı tehdit edeceksin. Sonra evini basacaksın. Suç işlenmiş gibi yapıp, haberimiz yok diyeceksin. Biz mesajı aldık. Ama biz bu mesaja boyun eğmiyoruz. Bunları çıldırtan bu kadar pervasızlaştıran budur" dedi. Tarihin bunları açığa çıkaracağının altını çizen Demirtaş, 27 Haziran 2007'de hayatını kaybeden DEP eski milletvekili Orhan Doğan'ın evinin basılmasındaki mesajı da aldıklarını ifade ederek, "Rahmetli Orhan Doğan'ın evini de mi yanlışlıkla bastınız. Mesaj net: 'Ölmüş de olsanız, eski vekiller de olsanız, kadın da olsanız, çocuk da olsanız bu faşizmden vazgeçmiyoruz' diyorlar. Mesaj budur. Leyla hanımın evinin adresini Parlamento da, karakol da, istihbarat da, polis de çok iyi biliyor. Siyasi mesajlar veren operasyonlardır bunlar" ifadesini kullandı.

Herkes okur ama BDP’liler okuyamaz

Dün sabah saatlerinde tutuklanan 31 Kürt siyasetçisinden olan Van eski Milletvekili ve BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Fatma Kurtulan ile DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'a tek bir soru sorulduğunu belirten Demirtaş, tutanakları göstererek, "Görüşme notlarının size maille gönderildiği anlaşılmıştır. Sizin okuduğunuz da tespit edilmiştir. Bunları okumanızın nedeni nedir? Bunu söyleyiniz?" sorusunun sorulduğunu kaydetti. Demirtaş, bir iki gün sonra basında yer alan PKK lideri Abdullah Öcalan'a ait görüşme notlarının okunmasının tutuklanma gerekçesi olduğunu belirtti. Tuncer Bakırhan'ın da "Ben siyasetçiyim. Elbette okurum, değerlendiririm" dediğini ifade eden Demirtaş, "Evet KCK operasyonları işte budur. Polisin müthiş başarısı, ortaya çıkarılan derin yapı budur! Ben bu ülkede savcı olsam şayet okumamışsa o görüşme notlarını onun siyasetinden şüphelenirim. Siz bu ülkede siyaset yapacaksınız. Ama İmralı'da ne konuşulmuş bunları okumayacaksınız. Görüşme notlarını okumayan bu ülkede siyaset yapamaz. Herkes okuyor. Başbakan, Adalet Bakanı anında okuyor. Ama BDP okuyamaz. Onları okumadan strateji belirleyemiyorlar. Ama BDP okuyamaz. Tutuklama gerekçeleri bu. Bu kadar basit. Tutuklayan hangi devlet: Roboskide 19'u çocuk 35 kişiyi savaş uçaklarıyla katleden devlet. Roboski'de 'soruşturma yürütüyorum' diyerek katliamda yakınlarını kaybedenleri, kaymakama saldırdı diye 5 kişiyi tutuklayan, 70 kişi hakkında da arama çıkaran devlet. İşte zihniyet ve adalet anlayışı bu noktalara gelmiş durumda. İşte AKP" dedi.

AKP'nin 12 Eylül faşizminden farkı yok!
Demokratik siyasetin önünün açılması için operasyonlara destek veren kesimlere de seslendiğini ifade eden Demirtaş, her Kürdün bu rezaletin farkında olduğunu, kapatılamayan ajansların, gazetelerin bunları yazdığına vurgu yaptı. Başbakan'ın 31 Aralık'ta, "4 saatlik Heron görüntüsü var inceliyoruz" dediğini hatırlatan Demirtaş, "O saatten bu saate 432 saat geçti. Tam 108 defa bu görüntüleri izleyebilirlerdi. Ama hükümetten çıt yok. 432 saattir bu görüntüyü izlememişler. Ya da izlemişlerse açıklamıyorlar. Hiyerarşik bir yapılanmada bunların bilinmemesi imkansız. İstihbaratı veren bombaları bırak diyen belli. Bunlar tesadüfen olmaz. Siz daha Roboski'de kimin suçlu olduğunu bulmadınız. Ama Fatma Kurtulan ile Tuncer Bakırhan'ı tek bir soruyla tutukluyorsunuz. Roboski'nin failleri nerede? Bu nedenle AKP'nin 12 Eylül faşizminden, Kenan Evren'den farkı yok" dedi.

Çocukların katilleri nerede?

Türkiye'de Kürtlere adalet olmadığını dile getiren Demirtaş, şöyle konuştu : "Bu ülkede bize mahkeme yok. Bize yargısız infaz var. Katliam var, işkence var, zindan var. Bize başka bir şey yok. Bu nedenle Kürtler dağa çıkıyor. Biz göndermiyoruz. Bize sormayın. Bunlar gönderiyor. Bu ikiyüzlülüğü teşhir ederek bu kanı durdurmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Lice'de havan topuyla öldürülen Ceylan Önkol'un, YSK protestosu sırasında öldürülen İbrahim Halil Oruç'un ve polis kurşunu ile öldürülen üniversite öğrencisi Aydın Erdem'in fotoğraflarını göstererek konuşmasını sürdüren Demirtaş, "Tuncer Bakırhan tutuklu peki Ceylan Önkol'u öldürenler nerede? İbrahim Halil Oruç'un katilleri nerede? Öyle gizli saklı değil. Seçim döneminde YSK protestosunda olan bir çocuk yer de tekmeliyorlar. İşte o fotoğrafı. Hakkında tek bir soruşturma yok. Gözaltına alınan yok. Aydın Erdem, üniversite öğrencisi il binamızın önünde öldürüldü. Soruşturma kapatıldı. Kimin öldürüldüğü bilinmiyor.

Berxwedan Jiyane!

JİTEM'in olduğu yerde kafatasları çıkıyor. Bizim dönemizde faili meçhul yok diyor AKP. Alın yüzlerce fotoğraf koyabiliriz önünüze. Bunlarınki faşizmdir. Kürt halkına karşı düşman hukukunu uyguluyorlar. Kürde adalet yoksa Kürde düşen direnmektir. Bu korkaklar bu tirsoneklere karşı 'Berxwedan jiyane'dir. Seyit Rıza gibi, Deniz Gezmiş gibi, Kemal Pir gibi, Mazlum Doğan gibi, İbrahim Kaypakkaya gibi direneceğiz. Sokak sesini ortaya koymalıdır. Bu faşizmi protesto etmelidir. Başka türlü bu faşizm yenilmez. Haklıyız, meşru taleplerimiz var, biz kazanacağız. Anadilde eğitim istiyoruz. Kazanacağız. Herkesin kendi kültürüyle yaşamasını istiyoruz.
Haklıyız kazanacağız. Kürdistan'ı da ismiyle cismiyle savunacağız. Kazanacağız. Sizin yalan tarihlerinize rağmen taleplerimizi ortaya koyacağız. Bu ülke özgür olacak. Bunların faşizmine rağmen bizim direnişimizle olacak. Bedeli neyse ödeyeceğiz. Tek bir geri adım atan bizim açımızdan namerttir. Biz kimsenin dilini kültürünü yasaklamadık. Biz sadece bu topraklara canını malını yüreğini vermiş bir halkın haklarını geri iade edilmesini istiyoruz.”

AKP faşizmi BDP'ye boyun eğdiremez
Kürtlerin AKP'nin ayrımcı dili yüzünden "terörist" muamelesi gördüğünü ifade eden Demirtaş, "Bizi düşman gösteriyorlar. Düşman hukukuyla yaklaşıyorlar. Sen Başbakan olarak BDP'yi hedef gösterirsen polisin bunu yapar. Canlı yayında bakan gazeteciyi tehdit ediyor. Bu kadar pervasızlar. Çılgınlaşmış durumdalar. Dünyayı kendilerinden ibaret sanıyorlar. Bize bir şey olmaz diyorlar. Onun için canlı yayında gazeteciyi hedef gösteriyorlar. Biz değil gazeteciler meslektaşlarına sahip çıkmalıdır" dedi. Yüzlerce köşe yazarının yağcılık yaptığını ifade eden Demirtaş, eleştiren bir iki köşe yazarına dahi tahammüllerinin olmadığını belirtti. "AKP faşizmi BDP'ye boyun eğdiremez. Devletin gücünün tamamını kullanıyor. Bizim de halkımız var. Biz tutuklanan her arkadaşımızın yerine de çalışacağız. Ve daha fazla 'kahrolsun faşizm' diye bağıracağız" şeklinde konuştu. Bütçe görüşmeleri sırasında Kürt halkının taleplerinden bahseden Bülent Arınç'ın konuşmasını hatırlatan Demirtaş, birkaç gün sonra Genelkurmay Başkanı'nın başka bir dilin kamuda kullanılmasını uygun bulmadığını söylemesine karşı bir şey dememesine dikkat çekti.