Remzi Kartal: Avrupa, Amerika ve tüm dünyada terör listelerine karşı hukuki ve siyasi bir mücadele başlatacağız. Bunu hem yerellerde hem de genel olarak dünyaya yayacağız.
VEYSEL IŞIK / BRÜKSEL
Belçika yargısı 28 Ocak’ta önemli ve nihai bir kararla ”PKK terör örgütü değildir, savaşın tarafıdır” kararı verdi. Kararla Türkiye’nin Kürtlerin tüm hak ve taleplerini ‘terörizm’ argümanlarına dayandırma sürecinin sonuna gelindi. Bu kararın sadece Belçika değil Avrupa ülkelerini direkt veya dolaylı olarak etkilemesi bekleniyor. Bugünden itibaren gazetemizde yer bulacak yazı dizisiyle Belçika kararının hem hukuki hem de siyasal anlamda sonuçlarını, muhataplarıyla masaya yatırmak istedik. Dosyamıza söz konusu davada yargılanan Kürt siyasetçiler Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal ile başlıyoruz.
KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, bu kararla yeni bir mücadelenin startını vereceklerini belirterek, ”Avrupa, Amerika ve tüm dünyada terör listelerine karşı hukuki ve siyasi bir mücadele başlatacağız. Bunu hem yerellerde hem de genel olarak dünyaya yayacağız” dedi. KNK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar da Almanya, Fransa, İngiltere gibi birçok ülkede hukukçuların çalışmalar yürüttüklerini anlatarak, ”Hem hukuki hem de siyasal alanda çalışmalarımız sürüyor. Bu bir süreçtir. Temel hedefimiz Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten PKK’nin mutlaka listelerden tümden çıkarılmasıdır” diye ekledi.
Belçika İstinaf Mahkemesi’nin 2019 yılında aldığı, PKK’nin ‘terör örgütü’ olarak değerlendirilemeyeceği ve bu çerçevede yargılamanın söz konusu olamayacağı yönündeki kararını temyiz mahkemesi onayladı. Bu kararı nasıl okumak lazım?
PKK’nin ‘terör listesine’ alınması siyasi bir karardı. Bu siyasi karar ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’ya yönelik müdahale planlarının bir parçasıydı. Bir neden Ortadoğu’ya müdahalede kullanılacak olan bir güç olarak düşünülen Türkiye’yi yanlarına çekmekti. İkinci neden ise Ortadoğu’da kendi başına hareket etmekte olan PKK’yi sınırlandırmak, etkisiz hale getirmek ve Önder Apo esareti ile özgürlük hareketini kendisine muhtaç hale getirmekti. Şimdi hukuksal anlamda elde ettiğimiz bu kararla tüm dünyada yeni bir mücadelenin startını vereceğiz. Bu sefer elimizde olan bu hukuki karar ile daha güçlü bir şekilde bunu yapacağız.
Bu karar sonrası nasıl bir süreç yürüteceksiniz?
İlk başta Kürt davalarına bakan tüm avukatlar bir araya gelip var olan kararı değerlendirecekler. Değerlendirmeler neticesinde ortak bir savunma ile herkes bulunduğu ülkedeki davalara karşı hukuki girişimde bulunacak. Belçika yargısının ”PKK çatışmanın tarafıdır” kararı ile biz de hem Avrupa, Amerika ve tüm dünyada bu terör listelerine karşı hukuki ve siyasi bir mücadele başlatacağız. Bunu hem yerellerde hem de genel dünya ve Avrupa’da yapacağız.
Artık her Kürt bireyi Belçika mahkemesinin kararı ile terör listelerine karşı davalar açıp hukuk mücadelesi verebilir, siyasi partiler nezdinde girişimlerde bulunabilir.
Siyasi saiklerle yapılan bu terör listeleri Kürt halkını dünya kamuoyu nezdinde kriminalize ediyor. Ekonomik, kültürel, demokratik hakların gasp edilmesine vesile oluyor. Mesela Almanya devleti bu terör listesine dayanarak Kürt sembollerini yasaklıyor, Kürt kurumlarını kapatıyor, Kürt yurtseverleri hakkında davalar açıp onlara cezalar veriyor. Kültürel ve sanatsal festivalleri bu gibi keyfi gerekçelerle yasaklıyor ya da engelliyor.
Belçika mahkemesinin bu kararı onların bu keyfi uygulamalarının önüne geçebilecek emsalde hukuki süreç başlatacaktır. Bu karar Avrupa’nın başkenti Brüksel’de alındı. Dolayısıyla kimse ‘iç içtihatlarımız ayrıdır’ deyip işin içinden çıkamayacaktır.
Peki böylesi bir kararın, bu dönemde alınmış olmasını neye bağlıyorsunuz?
Sizinde bildiğiniz gibi Ortadoğu’da üçüncü dünya savaşı yaşanıyor. Bu savaşın merkezinde de Kürt halkı ve özgürlük mücadelesi var. Tüm dünya da biliyor ki DAİŞ gibi bir soykırımcı örgüte karşı bu halkın çocukları ciddi bir mücadele verdi. Onların mücadelesi ile tüm dünya bu beladan kurtuldu. Ayrıca PKK’yi araştıran herkes bu hareketin ne kadar barışçıl, demokratik, ahlaklı ve insan haklarına riayet eden bir hareket olduğunu görebilir. Kürdistan Özgürlük Hareketi, böyle bir devrimci harekettir.
Belçika yargısı yıllara yayılan bir araştırma, izleme ve anlama sürecini yürüttü. Yapılan bu araştırmalarda kendisi de gördü bu hareket Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürütüyor. Dolayısıyla yaşanan savaşta çatışmanın bir tarafıdır. Taraf olduğuna göre Belçika devleti de bu çift taraflı çatışma sürecinde kimseden yana bir tutumun sahibi olmamalı. Hukuki olarak da buna karar verdi.
Şimdi biz de tüm uluslararası güçlere çağrıda bulunuyoruz: Kimse bu çift taraflı çatışmada Türk devletinden yana tavır almasın. Kim bu sorunun çözümünde yerini almak istiyorsa siyasi ve demokratik çözüme katkıda bulunmalıdır.
Mahkeme kararından sonra Belçika devleti sorumluluğunu yerine getirecek mi?
Bu karardan sonra Belçika Dışişleri Bakanlığından talihsiz bir açıklama yapıldı. Bu açıklama hukukun üstünlüğünün tanınmamadır. Eğer Belçika kendi mahkemesinin aldığı kararı tanımazsa o zaman onun devlet ciddiyeti olmaz. Hukuk, çıkarlar esas alınarak uygulanmaz. Bu demokrasi adına bir utançtır. Halkların demokratik hakları devletlerin çıkarına kurban edilmemelidir. Bu gibi açıklamalara karşı biz hem hukuki hem de siyasi mücadelemizi yürütmeye devam edeceğiz.
Belçika mahkemesi kararının 6 ayda bir yenilemekte olan ‘AB terör listesi’ne bir etkisi olacak mı?
Biz tüm listelere karşı hukuki girişimlerde bulunacağız. Bu birdenbire ve kendiliğinden olacak bir durum değil. Mesela Türk devleti ‘terör listelerine’ dayanarak sürekli Kırmızı Bülten ve İnterpol üzerinden girişimlerde bulunuyor. Bu mahkeme kararından sonra artık Türkiye’nin tüm bu girişimleri eskisi gibi rahatça uygulanmayacaktır. Bu konuda bir elemeye gidileceğini düşünüyoruz.
Belçika mahkemesi kararından sonra Kürtler neler yapmalı? Ne gibi girişimlerde bulunulmalı ki bu karar uygulanabilir zemin bulsun?
Her ülkenin kendine özgü yasaları var. Fakat lehimizde alınan bu hukuki karar ile dünyanın her yerinde mücadelemizi yürüteceğiz. Halkımızın da bu sürece aktif katılımını bekliyoruz. Örneğin Almanya’da PKK üyesi ya da sempatizanı iddiasıyla ceza alanlar var. Bu cezalara karşı hukuki olarak girişimlerde bulunacağız. Elimizdeki bu karar ile halkımız da siyasi-hukuki girişimlerde bulunmalı. Biz de bu konuda üzerimize düşen rolü oynayacak, gerekli tüm desteği sunacağız.
Karar ile birlikte mücadele meşrulaştı
Zübeyir Aydar: Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede hukukçular ile çalışma çalışma başlattık. Bu bir süreçtir. Temel hedefimiz Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten PKK’nin mutlaka listelerden tümden çıkarılmasıdır.
Sizce Belçika İstinaf Mahkemesi neden böyle bir kararı NATO ve AB’nin başkentinde yani Brüksel’de aldı?
Belçika mahkemesi üç ayrı davada aynı kararı verdi. Yapılan itirazlar sonucu hakkımızdaki bu dava Yargıtaya gitti ve nihai karar verildi. Bu karar AB’nin başkentinde, Brüksel’de alındı. Uzun tartışmalar ve bilirkişilerin araştırmaları sonucu alınan bir karardır. Mahkeme ”uluslararası hukuka göre PKK bir terör örgütü mü değil mi?” yönündeki araştırmaları sonucu kararını verdi. Ben de sanıktım bu mahkemede. Mesela bana Belçika’da isnat edilen bir suç yok. PKK ile devlet arasında yaşanan çatışmada, şahıslara yönelik terör suçlamasıyla dava açılmış. Belçika mahkemesi de yargılanan kişilerin suçlu olmadığına, Türk devleti ile PKK arasında yaşanan çatışmaya kendi devletlerinin taraf olamayacağına karar verdi. Bu kararın uluslararası alanda mutlaka etkisi olacaktır.
Bu karar, Belçika’da bundan sonra Kürtlere yönelik ‘terör’ iddiası ile yargılama olamayacak mı? Öyle mi anlamamız gerekiyor?
Şimdi Türk devleti ‘terör’ iddiasına dayanarak her yerde Kürt halkının siyasi, hukuki, ekonomik, kültürel çalışmalarını engellemeye çalışıyor. Bu karardan sonra Belçika’daki Türk devletinin girişimleri sonuçsuz kalacaktır. Yani Kürtler artık PKK adına da Belçika’da her türlü çalışmayı yapabilecekler. Bu konuda önlerinde bir engel yok.
‘Terör listeleri’ni bürokratlar oluşturuyor ve tamamen siyasi saiklerle bu listeler yapılıyor. Biz de hukuki ve siyasi olarak bu kararlara karşı girişimlerde bulunacağız. Mesela Adalet Divanı usulden karar verdi. Eğer Adalet Divanı da Belçika mahkemesi gibi esastan araştırmalar yapsa ve ona göre karar verse o zaman 6 ayda bir yenilenen ‘terör örgütlesi listesi’ne PKK alınmaz.
Usul üzeri yapılan tartışmalar yeni kararların önünde engel teşkil etmiyor. Biz bu sefer Avrupa Konseyi Adalet Divanına esastan karar vermesi için girişimlerde bulunacağız. Temel hedefimiz de Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten PKK’nin mutlaka bu listelerden tümden çıkarılmasıdır.
Kürtler devleti olmayan bir halktır. Uluslararası hukukta devletler arası savaşlar için yasalar olduğu gibi devleti olmayan halklarla ya da örgütlerle devletler arası çatışmaları tarif eden yasalar da var. Devletler bu kararlara uymuyor ya da istedikleri gibi yorumluyorlar. Bu konuda İran’da mücadele eden Halkın Mücahitleri’ne ilişkin karar var. Mesela onlar da listede yer alıyorlardı ama çıkarıldılar. Tabii bunların siyasi yanları da var. Devletler Kürtlere gelince ikircikli davranıyorlardı, ancak bu mahkeme oldukça cesaretli davrandı ve bu kararı verdi.
Bu mahkemeyi farklı kılan ne oldu?
Bence dünyada Kürtler artık dinleniyor. Özellikle Rojava, Şengal ve DAİŞ’e karşı mücadele ile birlikte bize karşı ciddi bir yakınlık ve tanıma gelişti uluslararası alanda. Bu kararın alınmasının siyasi gelişmelerle yakından ilişkisi var. On yıldır süren bir dava. Büyük bir hukuki mücadele yürüttük. Bu dava zaten sipariş üzeri açılan bir dava. Wikileaks belgelerinde de ortaya çıktı.
Türkiye Belçika’dan PKK aleyhine bir davanın açılması için girişimlerde bulunuyor. Belçika böyle bir davayı kabul etmeyince bu sefer Türkiye, Amerika’yı devreye sokuyor ve davanın açılmasını istiyor. ABD’nin devreye girmesiyle bunlar üçlü toplantılar yapıyorlar. Bu toplantılar, Türkiye, Brüksel ve ABD konsolosluklarında yapılıyor. Bu toplantılarda Belçikalılar bizim buralarda suç işlemediğimizi dolayısıyla hakkımızda dava açılamayacağını söylüyor. Türkler, Belçikalılara kendilerince belge ibraz ediyorlar. Ancak Belçikalılar bu belgelere göre suçlanamayacağımız söylüyor Türk yetkililerine. ABD, Belçikalılara diyor ki biz Türklere söz vermişiz. Bir şeyler yapmalıyız. Tüm bunlar belgelendi ve elimizde var.
Biz bunları mahkemeye ibraz ettik. Hangi hakim bu belgelerden sonra aykırı bir karar verebilirki. Sunduğumuz belgeler vicdanlı ve ahlaklı olan herkes nazarında bu karara tekabül eder. Dolayısıyla verilen karar isabetlidir ve geç kalınmış bir karardır.
Belçika mahkemesinin aldığı kararın sonuçları neler olacak?
Bu karar, önyargıların kırılması için ciddi bir eşiktir. Bu mahkemenin kararı ile Kürt halkının işgalcilere karşı kullandığı tüm mücadele biçimleri meşrulaştırıldı. Silahlı mücadele de bunun içindedir. Bu karar diyor ki silahlı mücadele Kürtlerin hakkıdır ve meşrudur. Kürtler soykırım saldırılarına karşı kendilerini her türlü savunma hakkına sahiptir.
Şimdiye kadar uluslararası güçler bize karşı olan argümanlarda ‘siz meşru bir güç olan devlete karşı savaşıyorsunuz, dolayısıyla teröristsiniz’ diyordu. Ancak bu karar ile birlikte bizim işgalcilere karşı yürüttüğümüz mücadele meşrulaştı. Kimse kendimizi savunduğumuz için bize terörist diyemeyecek. Kürt halkının yürüttüğü mücadele uluslararası alanda meşrulaştı. İşgalciler gayri meşru duruma düştü. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin Kürdistan işgali meşru değildir. Onlar işgalci durumundadır. Sömürgecidir. Dolayısıyla bu kararın Kürtlerin mücadelesine büyük katkısı olacaktır. Yani uluslararası hukukun içinde kalmak kaydıyla bizde meşru olarak silahla kendimizi koruma hakkına sahip durumdayız. Cenevre savaş yönetmeliğine göre kendimizi ve halkımızı koruyacağız. Bu kararla birlikte bizim bu hukukumuz oluştu.
Biz zaten meşru ve haklı olduğumuzu biliyorduk. Ancak devletler arası hukukta bu karar ile birlikte meşru bir güç olarak yer almış olacağız. Şimdiye kadar ‘terörist’ olarak tarif edildiğimiz için bize karşı uluslararası alanda mücadele yürütülüyordu. Ancak bu karar iki tarafın çatışması olarak bizim lehimizde sonuçlandı. Bu da bize karşı olan çok yönlü saldırıların önünü alabilecek bir durumu ortaya çıkaracak.
Son kararla birlikte her türlü girişimde bulunarak var olan siyasi listeleri ortadan kaldırmanın mücadelesini vereceğiz. Tüm planlarımız bu yöndedir ve bu konuda geniş bir hazırlık yapıyoruz. Hazırlıklarımız hem hukuki hemde siyasi alanda olacak. Bu bir süreçtir ve bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Almanya’da Nisan ayı başında bu alanda çalışma yürüten hukukçularla bir toplantı gerçekleştirilecek. Fransa, İngiltere gibi ülkelerde de bu tür girişimler var, Mayıs ortasında ise Avrupa genelinden hukukçularla Brüksel’de bir araya gelmeyi hedefliyoruz. Kararı hukuki olarak yorumlatmak, nasıl sonuçlar doğuracağını tartışmak ve Avrupa ülkeleri nezdinde ne tür girişimlerde bulunulacağı tartışılacak ve daha somut adımlar atılacak. Farklı ülkelerde de benzer kararların çıkması için çaba içerisinde olacağız. Sadece hukuki değil siyasal anlamda da Avrupa ülkelerinde girişimlerimiz olacak.
YARIN: Brüksel davası avukatlarından Jan Fermon ile söyleşi/Erkan Gülbahçe
Ne olmuştu ?
Brüksel’de 2006’da başlayan ve aralarında Zübeyir Aydar, Remzi Kartal gibi Kürt siyasetçilerinin de bulunduğu 37 kişi ve kurumla ilgili PKK davasında 28 Ocak 2020’de nihai karar verildi. Belçika İstinaf Mahkemesi’nin PKK’nin ‘terör örgütü’ olarak değerlendirelemeyeceği ve bu çerçevede yargılanmasının söz konusu olamayacağı yönündeki kararı temyiz mahkemesi olan Belçika Yüksek Mahkemesi tarafından onayladı. Mahkeme, PKK’nin yürüttüğü mücadeleyi, ”Kürtler ve Türk devletini karşı karşıya getiren, uluslararası olmayan silahlı bir çatışma” olarak tanımladı. Ayrıca, PKK’nin yürüttüğü mücadelenin uluslararası savaş hukuku kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.