Bugün tabiat döngüsünde bir son ve yeni bir başlangıç. Her başlangıç, barındırdığı yeniliklerle umut ve heyecanı da yayar. 'İnsanoğlunun' tabiat üzerindeki onca tahribatına rağmen, yine de inanılmaz bir direnç gösterir doğa. Sürekli kendisini yenileyerek, yaralarını sararak, kendisini onararak bir başlangıç yapar. Bu enerji pozitiftir, kapsayıcı ve sürükleyicidir çoğunlukla.
Tarih bu evrensel döngünün insanda gerçekleşme anı olarak bugünü yani Newroz'u gösterir. Yani evrenin yasaları ile yeni yaşam arayışı olan insan yasalarının da buluşma noktasıdır aynı zamanda Newroz. Tıpkı tabiat gibi insanlığı zemheri soğuğuna mahkum etmiş bir dönemin sonunu ve yeni bir başlangıcı anlatır. Tarih direniş ve diriliş günü olarak özetler Newroz'un özünü.
Kürdistan ve Ortadoğu halkları için oldukça büyük anlam taşıyan Newroz bayramı son yıllarda farklı bir nitelik kazandı. Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan'ın mesajları, Newroz'u Kürdistan ve Türkiye halkları için barış umudunun yükseldiği bir güne dönüştürdü. Dolayısıyla yüz binlerce insan Newroz'un yükselen barış umudu için Amed Newrozu'nda buluşmakta. Bu katılım barışa duyulan ihtiyacı ve özlemi de göstermektedir.
Evet, Türkiye'nin barış ihtiyacı var. Ve Newroz barışa biraz daha yaklaştıran bir kapı, bir eşik. Ve yine onurlu bir barış Kürdistan ve bölgenin en acil ihtiyacı.
Bu ihtiyacın nasıl giderileceğini ise şair ve oyun yazarı Bertholt BRECHT'in Çağrı şiirinin mısralarına bırakıyorum.
***
‘...Bir tabiat kanunu değildir savaş,
Barışsa bir armağan gibi verilmez insana:
Savaşa karşı
Barış için
Katillerin önüne dikilmek gerek,
'Hayır yaşayacağız!' demek.
İndirin yumruğunuzu suratlarına!
Böylece mümkün olacak savaşı önlemek.
Onlar demir çeliği elinde tutan birkaç kişidir,
Yoktur karabasandan bir çıkarları
Dünyaya bakıp 'ne küçük' derler,
Bir şeylerle yetinmezler ucunda,
Para hesap eder gibi hesaplıyorlar bizi,
Savaş da bu hesabın ucunda.
Ürkmeyin tutmuşlar diye suyun başını:
Korkunç oyunları, davranın, bitsin.
Söz konusu olan çocuğundur, ana:
Koru onu, dikil karşılarına,
Biz milyonlarca kişi
Savaşı yener miyiz?
Bunu sen bileceksin.
Bunu biz bilecek, biz seçeceğiz.
Bir de düşün 'Yok!' dediğini:
Düşün ki savaş geçmişin malı
ve barış taşıyor gelecekten’
'Biz milyonlarca kişi savaşı yener miyiz?' Evet, yenebiliriz aslında. Yeter ki seçimimiz barış olsun. Yaşamın kutsandığı zamanlar kapımızda. Newroz yeni bir kapı açarken barışa, milyonlar demokrasi, adalet, özgürlük ve eşitliğin hüküm sürdüğü zamanlar için kolları sıvamalı. İşte o zaman savaşı yeneriz. Newroza we pîroz be!