
Açlık grevinin 254. gününde ve 6 aydır tutuklu olan Nuriye Gülmen, ilk kez ifade verdi. Sincan Hapishane kampüsündeki duruşma salonunda görülen dördüncü duruşmaya, Semih Özakça tekerlekli sandalye ile katılırken, Nuriye Gülmen SEGBİS ile bağlandı. Duruşmayı sanatçı Pınar Aydınlar, HDP Milletvekilleri Behçet Yıldırım ve Lezgin Botan, Yüksel direnişçileri ve çok sayıda kişi izliyor.
Sağlıksız koşullar altındayım
SEGBİS yoluyla ifade veren Nuriye, salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı. Bu sırada mahkeme başkanı, salondakileri dışarı çıkarmakla tehdit etti.
Ara ara kopukluk yaşanan SEGBİS’le ifadesine başlayan Nuriye, kendilerine destek olan herkese teşekkür etti. Nuriye, ”Destek olup ceza alan, cezaevlerine giren, gözaltına alınan Türkiye’nin dört bir yanındaki insanlara teşekkür ediyorum. Terör demagojilerine inanmayıp bizim için bir şeyler yapan herkese teşekkür ediyorum, milletvekillerine ve avukatlarımıza” dedi.
En başından bu yana mahkemeye keyfi olarak getirilmediğinin altını çizen Nuriye, mahkemeye katılmak istediğini dile getirdi. Zorla tutulduğu Numune Hastanesi’nin koşulları hakkında bilgi veren Nuriye, ”Numune Hastanesi’nde çok sağlıksız koşullar altında kalıyorum. Odada sürekli bir ışık yanıyor. Açlık grevindeki bir insan olmasam bile bu ışık altında uyuyamam. Ben aylardır tecrit altındayım. Fotoğrafçı bile fotoğrafımızı çekmiyor” diye konuştu.
254 gün aç kaldım
Açlık grevinin 254. gününde olduğunu hatırlatan Gülmen, yemek yemenin içgüdüsel bir davranış olduğunu ve kimsenin kimseye talimatla bir gün dahi aç kalın diyemeyeceğini vurguladı ve ekledi: ”254 gün aç kaldım.”
Gülmen ifadesi sırasında sırasında zaman zaman yorulurken, refakatçisi olan kardeşi Beyza Gülmen su içirerek yardımcı oluyor. Nuriye Gülmen yorulunca duruşmaya 10 dakika ara verildi.
Savunmasında Gülmen, açlık grevi ve direnişinin AKP’nin KHK’larının meşruluğunu ortadan kaldırdığını dile getirdi. Haksız yere insanların hiçbir gerekçe gösterilmeden işlerinden atıldığının altını çizen Gülmen, ”Bu bu kadar kolay değil. Biz bunun bu kadar kolay olmadığını anlattık” diye konuştu.
Taş duydu, beton duydu, bir siz duymadınız
YÖK’le görüşmek istediklerini, karşılarında muhatap bulamadıklarını anlatan Gülmen, Yüksel direnişçisi Acun Karadağ’ın ”Taş duydu, beton duydu, bir siz duymadınız” sözlerini hatırlattı ve sonrasında açlık grevi kararı aldıklarını söyledi.
Nuriye Gülmen, ”Faşizmin arttığı oranda halk açlık grevi yapmaya devam edecektir” dedi. Saldırılar karşısında suskunluk ve korku döneminin olduğunu ancak bir yerden sonra insanların canına ”tak” diyeceğini söyleyen Gülmen, iktidarın asıl korkusunun bu olduğunu belirtti.
Sürekli baskı altındaydım
Hapishaneye dönmek için defalarca dilekçe verdiğini belirterek, ”Çünkü hapishanede devrimci dayanışma vardı” diyen Gülmen, hastaneye götürülüş süreci ve hastanede yaşadıklarını şöyle anlattı: ”Numune Hastanesi’nde ‘hayati tehlikesi vardır, refakatçisiz kalamaz’ raporuna rağmen 18 gün refakatçisiz kaldım. Kendi ihtiyaçlarımı karşılayacak durumda olmama rağmen. Sincan Hapishanesi’nde tecritte bile olsam tekerlekli sandalye ile hava alma şansım vardı, güneşi görme şansım vardı. Ağırlaştırılmış müebbet almış mahkumların ağır tecrit koşulları vardır ama onlar bile havalandırmaya çıkabiliyorlar. Ya ben? Hastaneye getirilmeye itiraz etmemin en önemli nedeni, beni hasta olarak görmeleri. Ben tedavi olmak istemiyorum. Ben direnişçiyim ben ne için hastanede kalıyorum? Zorla çarşaflardan tutarak, hastanede 3. derece yoğun bakım ünitesine koydular. Zorla müdahaleye zemin hazırladılar. 24 saat perdemi aralayıp rapor verdiler birilerine. Çok gergin bir ortam, sürekli baskı altındayım. İçeride tuvaletimi yapmak insanlar izlerken onur kırıcıydı. Bana sürekli olarak ‘tetkikleri yaptır, seni mahkum hasta koğuşuna alalım’ dediler. Ben de onlara bunu (açlık grevini) kendi isteğimle yaptığımı, onları hekim olarak görmediğimi söyledim.
Burada 24 saat ışık yanıyor, güneş yok, havalandırma yok. Uyumam, dinlenmem lazım. Işık altında uyuyamıyorum. Hapishanede açık görüş yapma hakkım var. Burada demir parmaklıkların ardında ailem ile gardiyanların karar verdiği kadar görüşebiliyorum. Avukat görüşünü koridorda diğer tutsakların gardiyanların yanında yapmak zorunda kalıyorum.”
Tarih direnenleri yazacak
AİHM kararına rağmen kendi belirlediği doktoktarla görüştürülmediğini de söyleyen Gülmen, ”Benim kaçma şüphem yok, şuradan iki adım tuvalete gidebiliyorum sadece. Ne diyerek beni hala burada tutacaksınız. Semih’i basından takip ettiğim kadarıyla tahliye sonrasında çok daha iyi görünüyor. Çünkü sevdiklerinin yanında. Tarih direnenleri, bizi yazacak. Ancak sizi de yazacak. Kimse ölmek istemez, biz ölmek için açlık grevi yapmıyoruz. Ancak karşımızda bizi ısrarla öldürmek isteyenler var. Bu olmak zorunda değil. Beni tahliye etmenizi istiyorum. Onca saldırıya rağmen orada hala benim savunmanlığımı yapan avukatlarıma sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Sayıları önemli değil ben onların çok olduğunu biliyorum” dedi.
Savunmayı mahkeme salonunda veririm
Gülmen’in avukatı Ömer Faruk Eminağaoğlu müvekkilinin savunma yapmadığı, beyanda bulunduğu, bu nedenle tutanaklara geçmemesi gerektiğini söylerken, mahkeme heyeti başkanı, bu durumu ”susma hakkını kullanma” olarak yorumladı. Av. Eminağaoğlu, mahkemeye tepki gösterdi, ”Böyle bir sonuç doğamaz. Müvekkil savunma vermediğini yalnızca beyanda bulunduğunu söyledi. SEGBİS’in usul koşulları oluşturulmadan alınan bu beyanın savunma olarak kabulü mümkün değildir” dedi.
Gülmen, heyet başkanının tanık ifadesine ilişkin sorusu üzerine savunmasını ancak mahkeme salonunda vereceğini söyledi.
Gülmen’e örgüt kurmaktan ceza
Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yüksel Caddesi’ndeki eylem ve protestoların DHKP-C talimatıyla gerçekleştiğini iddia ederken, Yüksel eylemcilerinden Acun Karadağ’ın OHAL ve KHK’ları eleştiren yazılar yazdığını, ‘üye’ olduğuna dair delil olmadığını belirterek beraatini istedi. Semih Özakça’nın ise ”örgüt talimatıyla eylem yaptığını” iddia ederek, ”Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti. Diğer suçlardan ise beraatini istedi.
Çakmak gazı ile patlayıcı yalanı
Nuriye Gülmen’in ise eylemlerini örgüt talimatıyla gerçekleştirdiği, çakmak gazı ve torpille patlayıcı hazırladığı iddiasıyla ”Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” iddiasıyla cezalandırılmasını ve tutukluluğunun devamını istedi.
İSTANBUL