Bunun hesabını sormak hepimizin görevidir.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Libya isyancı hareketin lideri Mustafa Abdülcelil, ‘’Türk hükümeti bize taahhüt ettikleri nakdi meblağları ulaştırdı’’ dedi.
Dışişleri Bakanı da onu doğrulayarak, isyancılara 300 milyon Dolarlık (yaklaşık yarım katrilyonluk) bir nakdi yardım yaptıklarını söyledi. Davutoğlu bununla da kalmadı, Libya Temas Grubu Başkanlığı olarak uluslararası düzeyde isyan hareketi için yaptıkları çalışmaları anlattı.
Ahmet Davutoğlu’nun anlattıklarından açıkça belli ki, Recep Tayyip Erdoğan ve emrindeki hükümet Libya’daki isyanı teşvik etmiş ve ona destek olmuştur.
İsyan bozgunla sonuçlansaydı kuşkusuz bundan kimsenin haberi olmayacaktı. İsyan başarılı olma eğilimi gösterince zafer sarhoşluğuna kapılan Dışişleri Bakanı, yaptıkları yardımı göğsünü gere gere açığa vurdu.
Aynı şey Türkiye’de olsa, Türkiye’de patlak veren bir silahlı isyan hareketine başka bir ülke hükümeti bu şekilde teşvikçi olup destek verse, acaba Recep Tayyip Erdoğan ve onun bakanları ne derlerdi?
Türkiye’deki her meselede “yabancı parmağı” arayanlar, Türk hükümetinin Libya’ya böyle pervasızca müdahale ederek iç savaş çıkartan isyancılara destek olmasını acaba nasıl karşılayacaklar?!
Libya’daki iç savaşta binlerce insan hayatını kaybetti. Kendi açıklamaların da anlaşıldığı gibi Başbakan ve bakanları bu savaşta taraf olmuşlardır. Bu nedenle Libya’daki ölümlerden azmettirici olarak sorumludurlar. Uluslar arası Savaş Suçları Mahkemesi adil yargılama iddiası taşıyorsa, Recep Tayyip Erdoğan ve tüm hükümet üyelerini -açığa çıkan bu suçları nedeniyle- yargılaması gerekiyor.
Hükümetin isyancılara yaptığı yarım katrilyonluk para yardımı ise hiçbir gerekçe ile açıklanamaz. Sanki babalarının cebinden harcamışlar gibi bir de kıvançla anlatıyorlar.
Bu para bizim tükettiğimiz mallara bindirilen korkunç vergilerden toplanan paradır. Yani hükümet Libya’ lı isyancılara bizim cebimizden yardım etmiş. Bizden vergi adı altında toplanan paraların nerelere harcandığını böylece görmüş oluyoruz.
Hükümet sadece soluduğumuz havadan ve yürüdüğümüz kaldırımlardan vergi almıyor. Öyle bir kapan kurmuşlar ki, yediğimiz her lokma ekmek, içtiğimiz her yudum su için vergi ödüyoruz. Yaşamımızı sürdürmek için her gün, her adım başı vergi ödemek zorundayız. İşte bizden bu yollarla toplanan para Libya’lı isyancılara peşkeş çekilmiş.
Bunlarda vefa diye bir şey de yok. Daha dün Muammer Kaddafi’nin dizinin dibinde oturuyorlardı. Bugün ise onu devirmeye çalışanlarla kol koladırlar. Buna da siyaset diyorlar. Siyaset kaypaklık, döneklik, vefasızlık ve dost satmaksa lanet olsun siyasete. Böyle bir siyasetin insanlığı götüreceği yer karanlık uçurumlardır.
Sivil siyaset ve sivil toplum örgütleri AKP’nin Libya’da iç savaş başlatan silahlı isyancılara bizim cebimizden yaptığı yarım katrilyonluk yardımın hesabını sormalıdır. Hiçbir neden AKP’nin bizim paramızla bu şekilde hovardalık yapmasını haklı gösteremez.
Recep Tayyip Erdoğan hep böyle saltanat sürdüreceğini sanıyorsa yanılıyor. Umarım bir gün gelecek, yakın tarihteki pek çok örneklerde görüldüğü gibi tüm yaptıklarının hesabını tek tek verecek.

alinakmahmut@hotmail.com