
Umutlarımızı doldurabileceğimiz bir valizimiz bile yoktu. Memleketimizde kaldı umutlarımız, hayallerimiz, düşlerimiz. Gizledik onları Munzur’un akan suyuna ya da Amed’in surlarına kirlenmesin diye, usulca akıverdik sulara...
Dönüp son kez bakamadık sevdiklerimize. Sevdiklerimiz sesimizi duyabilsin diye çıktık yola. Çığlıklarımız yankısız kalmasın, sesimiz kurşunlanmasın diye düştük gurbetin yollarına.
Bizim hikayemizi dinleyin. Ne çok severdik biz yaşadığımız o toprakları. Kimliğimizle beraber yaşayabilmekti tek amacımız. Yasak koydular kimliğimize. „Ama bu biziz, bizi yok sayamazsınız“ dedik. „Yaşamaya hakkınız yok“ dediler. Onlar hiç anlamadılar, toprağından koparılan karanfillerin, başka topraklarda kök salmayacağını. Dalımızdan koparıp, fırlattılar bizi hasretlerin ortasına. Şimdi yüreğimizde dağ gibi büyüyen o hasretleri dinleyin. Özlemleri dinleyin. Annelerimiz son öpüşleri yarım kaldı yanaklarımızda. Çaresiz, bizden ayrılırken. Yangın yeriydi yürekleri. Ama onlar da biliyorlardı ki, kalırsak kurşun yiyecekti nefesimiz. Ya da dört duvar arasında boğulacaktı sesimiz.
„Dinle şimdi sevgili ülkem“ diyordu Ahmet Kaya. Evet dinle şimdi sevgili ülkem... Değdi mi insanların yüreğini hasretle vurmaya?
Ve şimdi sadece beni dinle.
Gitmekle kalmak arasında ince bir çizgideyim şimdi. Sen olsan ne yapardın? Var mı bana verecek bir cevabın? Senden ayrılışımı dinle şimdi. Gökyüzüne doğru yükseldikçe, baktım ki bulutların arasında düşlerim ağlıyor.
Bildiğim tek şey vardı. O da artık dönüşü yoktu bu yolun. Saatlerce bulutlarla yolculuk yaptım. Ardıma baktıkça, özlemlerim büyüdü. Taşınmaz bir yük oldu bedenimde hasretlerim. Umutlarımsa bıraktım onlar bir başına. Bensiz, kimsesiz.
Dönüp ülkeme baktım. Çocukluğum oynuyor kurşunların arasında. Ülkemin sokaklarında güzel günleri yazdım duvarlara. Geceleyin savurdum umut dolu düşleri. Karanlıkta uçuşmuş sokaktan sokağa halen insan düşleri.
Bulutlarla yolculuktayken, bakım ki benden çok uzaklarda kalmış hayallerim. Bıraktığım o şehirlerde dolaşıyor. Ne yapacağını bilmez bir halde.
Gitmekle kalmak arasında ince bir çizgideyim şimdi. Dudaklarımda mühür yemiş en güzel sözcüklerim. Gülüşlerimde bir kelepçe, tutsak düşmüş zamana. Hayallerim ağlıyor bensiz, düşlerim ağlıyor. Ellerimi uzatabilsem hayallerime, gözyaşı diner düşlerimin...
Gitmekle kalmak arasında ince bir çizgideyim şimdi. Gülüşlerimi özgür bırakmak adına, gitmek mi yoksa kalmak mı?…
A. DÊRSİM GÜLER