Türkiye, 49 rehineyi kurtardı mı? CIA yetkilileri MİT’i 5 saat beklemişler. Rehineler’i almak için "gecikmek" ilk "blöf" oldu.

Kimsenin burnu kanamadan, ilk kez sayısı 49 rehine kurtarıldı(!?)
CIA’mı kurtardı?
DAİŞ, CIA’nın emrinde mi?
Rehineler’i bırakın dediler ve rehineler bırakıldı mı(!???)
Sonrasında, Erdoğan BM’de konuştu.
"Blöf" yapacağını biliyorlardı.
Onu boş bir salona bırakıp, terkettiler.
Kızdı.
Frene basmadığı anlaşılıyor.
Konuşmasını kısa kesecekti, uzattı.
Salonun boş olduğunu anlamadığı anlaşılıyor:
Uzun ve ciddi konuştu.
Yoldaşı Mursi’nin ipini çeken Sisi’nin karşısındaki koltuğa oturmadı.
Blöf yapıp oturacağını zannetmişlerdi.
Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ergenlik çağına takıldığını unutmuşlardı.
Hatırlattı.
O koltuğa hiç oturmadı.
Amerika’da bir dizi komplo ile karşılaştı.
Ergen bir genç gibi yaptı.
Dünya Ekonomik Forumu’nda "intikamını" aldı.
Bu konuşması tam bir "blöf" oldu.
Sisi’ye saldırdı.
Kobanê’den bahsetmedi.
Uzaklara gitti ve gücünün ulaşmadığı, Gazze için gözyaşı döktü.
Gözlerinin gördüğünü unuttu, kalbine "Gazze"yi gömdü.
Bu da bir "blöf" oldu.
Sonra Erdoğan, göndere çekilen DAİŞ (IŞİD) bayrağını taşıyan Türkiye menşeli Tankların görüntülendiği günün arifesinde yaptığı konuşmada, DAİŞ’i El Qaide’nin kurduğunu açıkladı.
Öncesinde, ABD Musul ve çevresinde, Bağdat’da DAİŞ’e karşı hava saldırısı başlatmış ve böylece Türkiye-Barzani’nin sarsılmaz görünen köprüsünü uçurmuş, Petrol konusunda ABD’nin Barzani yönetimiyle dolaysız Pazar kuracağını ima eden açıklamalarda bulunmuştu.
ABD Kürdistan’a asıl Üs’lerinden birini kuracak.
Hewler’deki Parlamento buna yeşil ışık yaktı.
Böylece İncirlik Ortadoğu için "ikinci plana" itilmiş olabilecek.
NATO’nun güçlü ülkesi Almanya, ilk kez Türkiye’yi aşan bir operasyonla, Barzani yönetimini silah vererek destekledi.
Erdoğan yine bir "blöf" yaptı: Türkiye’nin Peşmerge’ye Êzîdîler’e yardım ettiğini söyledi.
Peşmerge Bakanı Yawer bunun doğru olmadığının altını çizdi.
Sonrası:
Erdoğan’a Amerika’da yaptırılan "soğuk duş"dan sonra, açıklama yaptı: "Türkiye, IŞİD'e karşı operasyona gerekli desteği verecektir."
Bu da yepyeni bir "BLÖF" oldu.
Sonra, en rafine "Blöf" adam eski başdanışman, yeni Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, blöf yaptı ve "Kandil"i "blöf yapmakla" suçladı.
Sonra güleryüzlü bir adam çıktı ve Akdoğan’a seslenerek: "Sana yakında nasıl blöf yapılır, göstereceğiz" dedi.
En güçlü "Blöf" 28’inde geldi. Erdoğan, Güvenlik Konseyi Üyeliği’ne tırmanmak isteyen Türkiye’nin gücünü hissettirmenin ilk sinyalini verdi ve: 'Made in Turkey' yerine 'Gücü Keşfet'i koyacaklarını açıkladı.
Ve Türkiye’de koca bir "blöf"ler resmi geçidine rağmen, ben gerçekten Akdoğan’ın "blöf"ü Kandil’e atfetmesinde bir "giz" gibi duranı anlayamadım.
Yoksa Akdoğan, Kandil ile siyasi flört başlatmanın kodu olarak mı kullandı şu "Made in Turkey" "Blöf"ünü?