İsviçre Gündemi


Merkezi Cenevre’de bulunan BM İnsan Hakları Konseyi dünyadaki insan hakları ihlallerini ele almak, kamuoyuna duyurmak ve BM’ye rapor etmekle görevlidir.
Son günlerde adı ve açıklamaları daha bir sıklıkla kamuoyuna yansımaya başladı. Bu sürecin 'Arap kışı'nı takip etmesi dikkat çekiyor. Konsey küresel anlamda insan haklarının korunmasını, konvensiyonlara, uluslararası anlaşmalara uyulmasını sağlamakla görevli. Konseyi BM Genel kurulu seçer, 47 tam üyeli ve gözlemcileri olan BM İnsan Hakları Konseyi, genelde BM üzerinde etkili olan güçlerin güdümünde şekillenir. İnsan Hakları ihlallerini ele alan bu konseyin yaptırım gücü yoktur, sadece tavsiye kararı alır. Normal koşullarda alınan bu kararların BM Güvenlik Konseyinde benimsenip yaptırımlara dönüşmesi gerekir. Mekanizma öyle işler, ama BM’nin büyük güçlerinin gözden çıkardığı, uluslararası kamuoyundan teşhir etmek istedikleri ülkeler hakkında kararlar çabuk alınır ve kamuoyuna pompalanır.
Konseyin oturumlarına Hükümet Dışı Örgütler de katılır, izler. Bağımsız olanlar büyük güçlerin dost ülkelerinin ihlallerini bin bir emekle, kılı kırk yarararak gündeme getirmeye çalışırlar, ama oylamalarda genellikle istedikleri sonuçları alamazlar. Tabi bu güçlerin perde arkasında destekledikleri kimi hükümet dışı örgütlerin engelleme çabalarıda cabası. Bazen kısmen sonuç alsalar bile bunlar dosyalarda kalan notlarla sınırlı kalır ve kamuoyuna hiç yansımaz. Konsey kamuoyunda isim gereği önemli bir yere sahiptir. Bu özelliğinden dolayı uluslararası güçler ona önemli bir rol biçerler. Zira kara olan burada aklanır, belki ak olan burada karartılır. Ardından manipüle haber ve raporlarla insanlara "kötülüğün tanrıları" ilan edilir.
Bu konuyu elbetti IŞİD teröründen dolayı ele alıyoruz. IŞİD kolayca kentler işgal ediyor, Hıristiyanları, Kürtleri, Şiileri kesiyor, tecavüzü "sevap" ilan ediyor, ama BM İnsan Hakları Konseyi, sadece Esad’la, İsrail'le, Filistin’le meşgul. Adeta IŞİD’in yaptıkları kamuoyunun dikkatinden kaçırılmak isteniyor. Bırakalım Kürtlere, Şiilere yapılan saldırıları, Musul'dan IŞİD tehdidinden kaçan Hıristiyanlar, Erbil'in Birleşmiş Milletler(BM) ofisi önünde, BM’nin duyarsızlığını protesto gösterileri düzenliyor, ama Konseyden tek açıklama gelmiyor.
Bu durum IŞİD terörizmine sessizliğin, büyük güçler tarafından kontrol altında tutulduğunu kanıtlıyor. BM İnsan Hakları Konseyi, insanların kesilen başlarına, toplu infazlarına, kadınlara tecavüzleri, yerinden yurdundan edilmelerini, eşyalarının yağmalanmasını, sivillerin katledilmesini insan hakları ihlali saymıyorsa, insanlık suçu işliyor demektir.
Tarih İnsan Hakları Konseyini, İnsan hakları ihlallerinden dolayı er ya da geç yargılayacaktır.