Êzîdîlere yönelik soykırım saldırılarının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen BM halen yaşananları soykırım olarak tanımadı. “BM’nin Şengal pratiği nedeniyle katliam riski sürüyor” diyen Şengal Diaspora Meclisi Başkanı Fikret İğrek, BM’nin bu tutumunun yeni katliamlara neden olabileceği uyarısında bulundu.
SERKAN DEMİREL
ANF/CENEVRE
3 Ağustos 2014’te DAİŞ çeteleri, Êzîdîleri inançları ve kimlikleri nedeniyle yok etmek istedi. Terör örgütü, dünyanın gözü önünde Güney Kürdistan denetimindeki Êzîdîlerin kadim şehri Şengal’e saldırarak büyük bir soykırım gerçekleştirdi ve binlerce Êzîdî kadınını esir alarak modern dünyanın gözleri önünde köle pazarlarında satışa çıkardı.
Katliamın 5. yılında Êzîdîler ve onların dostları bir kez yine Şengal’de yaşananların başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kamuoyu tarafından soykırım olarak tanınmasını ve sorumluların uluslararası mahkemelerde yargılanmasını istiyor. BM ve uluslar güçler bugüne kadar herhangi bir somut adım atmış değil.
Raporlarda ‘soykırım’ dedi ama devamı gelmedi
Son yaşanan soykırımın ardından bir çalışma içirişine giren BM, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi noktasında önemli bir rol oynamaktan kaçındı. 2015’in Mart ayında bir açıklama yapan BM İnsan Hakları Konseyi ellerindeki raporlara dayanarak, “Êzîdîlere yönelik insanlığa karşı suçları ve savaş suçları işlendi, bu suçlar soykırım tanımına girebilir” dedi. Konsey, açıkladığı raporun ardından BM Güvenlik Konseyi’nin konuya ilişkin harekete geçmesini istese de, Güvenlik Konseyi herhangi bir somut çalışma içerisine girmedi.
UCM’ye taşınması istenmişti
Güvenlik Konseyi’nin tutumuna karşı BM İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, 16 Haziran 2016 tarihinde tekrardan bir rapor açıkladı. Komisyon, rapor içindeki verilere dayanarak DAİŞ’in Êzîdî soykırımı yaptığını duyurarak, sorumluların açığa çıkarılması için uluslararası güçlere çağrıda bulundu.
Komisyon insanlığa karşı işlenen bu suçların aynı zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taşınmasını gerektiğine vurgu yapmıştı.
Sunulan raporlara rağmen BM Güvenlik Konseyinden doğru olumlu bir adım atılmazken, Şengal katliamının 3’üncü yıl dönümünde BM İnsan Hakları Konseyi yaptığı bir açıklama ile talepleri yineledi ve yetkili kurumların harekete geçmesini istedi.
AP de ’soykırım’ demekle yetindi
Avrupa’daki Êzîdî kurumlarının çalışmaları sonucunda, Avrupa Parlamentosu, 4 Şubat 2016 tarihli oturumunda Şengal’deki katliamı gündemine almıştı. Oturumlar sonucunda parlamento üyeleri, Irak ve Suriye’de Hristiyanlar ve dini diğer azınlıklara soykırım yapıldığını oy birliğiyle kabul etti. Parlamento nezdinde bu karar alınmış olsa da, üye devletler yaşanan mağduriyetin giderilmesi noktasında doğrudan bir pratik çalışma içerisine girmedi. Böylece alınan kararlar, kağıt üzerindeki varlığından öteye gitmedi.
‘5 yıl önceki sessizlik sürüyor’
Şengal Diaspora Meclis Başkanı Fikret İğrek; DAİŞ’in Şengal’e saldırdığı dönemde ne uluslararası koalisyonun nede BM’nin net bir tavır ortaya koymadığını söyledi. İğrek, “O gün yaşanan sessizlik bugün hala devam ediyor. 5 yıl içerisinde yaptığımız bütün görüşmelere rağmen başta BM olmak üzere birçok uluslararası kuruluş, Êzîdî toplumunun yaralarını saracak pratik bir adım atmadı” dedi.
BM İnsan Hakları Konseyi’nin Şengal’de yaşananları soykırım olarak tanımlayan raporlarını hatırlatan İğrek, “Bu raporlara rağmen, BM ve diğer kurumlar Şengal’de yaşananlar soykırım olarak tanımaktan kaçındı. Acılarımız hala dünkü gibi tazeliğini korurken, BM olmak üzere uluslararası güçlere 3 Ağustos’un Êzîdî Soykırımı olarak tanınması çağrısı yapıyor ve aynı zamanda soykırımla ilişkisi olan herkesin uluslararası mahkemelerde yargılanmasını talep ediyoruz” diye ekledi.
‘Şengal’e doğrudan yardım yapılmadı’
“BM, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu bugüne kadar bazı kuruluşlara Êzîdîler adına maddi yardımda bulunsa da, fakat Şengal’e yönelik doğrudan bir yardım yapmamıştır” diyen İğrek, devamla şunları ekledi: “BM bugüne kadar neden Şengal’e bir heyet göndermedi? Soykırımın acıları hala tüp çıplaklığıyla Şengal’de yaşanmaya devam ederken, BM neden buradaki insanlarla bir görüşme gereksinimi hissetmedi? Neden bu insanların mağduriyetini gidermede noktasında bir pratik içerisine girilmedi? Görev ve sorumluluğu bunlar olan bu kuruma, bizler bu soruları sormaya devam ederek, sergilenen kirli politikayı deşifre etmeye devam edeceğiz.”
‘Yasalara rağmen özerk statü verilmiyor’
Êzîdî toplumunun temel talepleri arasında Şengal’in özerk statüsünün kabul edilmesi olduğunu da vurgulayan İğrek, şunları ifade etti: “4 Temmuz 2018’de Avrupa Konseyi’nin Şengal ve Ninova bölgesinde yaşayan dini azınlıkların kendi kendilerini yönetme hakkı vardır dedi. Ancak konsey aldığı bu kararın hayata geçirilmesi için pratik bir çalışma içerisine girmedi. Yine Irak yasaları, kendi sınırları içerisinde katliam tehlikesi altında olan halklara kendi kendilerini yönetme hakkı veriyor.
Tüm bunlara rağmen, batılı güçler ve kurumlar Bağdat hükümetine Şengal’in özerk statüsünün tanınması noktasında bir baskı yapmadı.”
‘Yeni soykırım tehlikesi var’
Şengal’in yeni soykırım tehlikeleri karşı karşıya olduğunu söyleyen İğrek, “Bugün Şengal kuşatılmıştır.
Hem Irak güçleri hem de Haşdi Şabi oradaki varlığını hala koruyor. Yine Türkiye’nin tehditleri ve defalarca Şengal’e yönelik saldırıları, halkımıza yönelik yeni katliamların olabileceğinin mesajını veriyor” diye ekledi.
‘Soykırım olarak tanınsın’
Şengal halkının kendi cabalarıyla yaralarını sararak bugüne geldiğini dile getiren İğrek, “Eğer BM ve uluslararası güçler bugüne kadar sergilediği tavrına devam ederse, bu durum halkımıza yönelik yeni katliamların planlanmasını beraberinde getirecektir. Bir kez yine BM ve uluslararası güçleri, 3 Ağustos’u Êzîdî Soykırımı olarak tanımaya ve Şengal’in özerk statüsünü kabul etmeye çağırıyorum” şeklinde konuştu.
Şengal’in statüsü tanınmalı
KCDK-E Eş Başkanlık Divanı, Êzîdîlere yönelik soykırım saldırılarının beşinci yıldönümü olan 3 Ağustos vesilesiyle yaptığı açıklamada soykırımın tanınması ve Êzîdî statüsünün kabul edilmesini istedi.
KCDK-E yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadeler yer aldı:“Başta BM olmak üzere tüm uluslararası kurumlara, insanlığa çağrı yapıyoruz; Êzîdîlerin, kutsal yerleşim yeri olan Şengal’in statüsü tanınmalı ve tehditlere karşı korumaya alınmalıdır. Kadın kırımına ve soykırımına karşı mücadele günü ilan edilmelidir. Şengal halkının kendini korumak için oluşturduğu öz savunma ve özyönetim iradesi kabul edilmelidir.” BRÜKSEL
BM katliamlara zemin sunuyor