Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi 32. oturumları, İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. Oturumlara Türk devletinin tank, top ve askerle girdiği Kürt kentlerinde sivilleri katletmesine dair raporlar masaya yatırılıyor. Oturumlara insan hakları kuruluşlarından temsilciler de katılarak ihlallere dair veriler ile gözlemlerini aktarıyor. Çok sayıda devlet ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı oturumlar 1 Temmuz’a kadar devam edecek.  


Uydu görüntüleri yıkımı ispatladı

Oturumun açılış konuşmasını yapan BM'nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, Türk devletinin Nusaybin'i ağır silahlarla yakıp yıktığı uydu görüntüleriyle tespit ettiklerini belirterek, yerinde inceleme taleplerine derhal yanıt verilmesini istedi.


BM Nusaybin'i incelemek istiyor

Hüseyin, "Türkiye’nin Güneydoğu'sunda uluslararası hukuk ve yaşam hakkı ihlali konusunda daha önce de birçok kez açıklama yaptık ve kaygılarımızı dile getirdik. Çok sayıda raporlar gelmekte. Ofisime bağlı birimin oraya gidip inceleme yapabilmesinin önünün açılmasını talep ediyoruz. Beni bireysel olarak davet etmeleri olumlu. Ancak asıl incelemeyi yapacak olan ekibin biran önce oraya gidip inceleme yapması gerekmekte" dedi. 


Cizre için halen izin çıkmadı

BM, Mayıs ayında da Türk ordusu tarafından ablukaya alınan Cizre'de 100'den fazla sivilin bodrumlarda canlı canlı yakıldığına dair ellerinde tanık raporu olduğunu belirterek, yerinde inceleme talep etmişti. Ancak Türk Dışişleri Bakanlığı, 'İstediğiniz zaman inceleme yapabilirsiniz' demesine rağmen Ankara'dan bağımsız inceleme için BM'ye henüz resmi izin çıkmış değil. 


Demirtaş BM’yle görüştü

Türkiye'nin BM'ye izin vermemesi üzerine harekete geçen HDP, Avrupa'da bir dizi temaslarda bulundu. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve HDP Avrupa Temsilcisi Eyüp Doru geçtiğimiz günlerde İsviçre'de çok sayıda kurumun temsilcisiyle görüştü. HDP heyeti, Cenevre'de BM yetkilileriyle de biraraya geldi.

Temaslarına dair gazetemize konuşan Eyüp Doru, BM'nin Kürdistan'daki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek, "BM, bölgedeki durumdan haberdar. Daha önce de bir açıklama yaparak Türk devletinden Kürt kentlerinde araştırma yapmak için izin istemişlerdi" dedi. 

Doru, görüştükleri BM yetkililerinin Türkiye’nin inceleme için kendilerine izin vermediğini söylediği de aktardı. 


BM belge talep ediyor

Doru, BM'nin Kürdistan'da işlenen insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarına dair kendilerinden daha ayrıntılı rapor ve belge istediğini ifade ederek, HDP'nin de Kürdistan'daki katliamlar hakkında çeşitli dosyalar ve kitapçık hazırlandığı bilgisini verdi.


HDP'den halka çağrı

"Devletin bölgede işediği insanlık suçlarını gerek BM, gerekse Avrupa’daki parlamentolarda tartışmak için önümüzdeki süreçte yoğun bir çalışma içerisinde olacağız. Hem genel merkezimiz hem de Avrupa koordinasyonu olarak çalışmaları sürdüreceğiz" diyen HDP temsilcisi gazetemiz aracılığıyla halka da şu çağrıyı yaptı: "Bölgede yaşayan ya da bölgeye gidip gelen Avrupa’da yaşayan insanlarımız, ellerinde ne kadar belge ve görüntü varsa Avrupa’daki temsilciliklerimize gönderebilirler. Süreci hızlandırmak için gerekli şeyler bunlar."


Deliller karartılmadan gelin!

Türk devletinin Kürt kentlerinde savaş ve insanlık suçu işlediğini raporlarıyla kanıtlayan HDP ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) temsilcileri ise BM'den deliller daha fazla karartılmadan bir an önce inceleme yapmasını talep ediyor. 


BM'ye rapor sunulmuştu

Cizre'de yaşanan vahşet üzerine harekete geçen insan hakları kuruluşları BM'ye veriler ile tanık anlatımlarını içeren raporlar sunmuştu. Mayıs ayında BM İşkenceye Karşı Komite'nin iki günlük oturumlarında bu raporlar masaya yatırılmıştı. Cenevre’deki oturumlarda, Kürdistan’daki katliamlar, Öcalan’a tecrit, gazetecilere baskılar, cezaevinde çocuklara işkence ve sokağa çıkma yasakları konusunda Türk heyetine 88 soru yöneltilmişti. Ancak Büyükelçi Mehmet Ferden Çarıkçı başkanlığındaki Türk heyeti, 'terörle mücadele ediyoruz' yalanına sarılarak yapılanları savunmuştu. Türk heyeti,  verilere dayalı raporları ve insan hakları örgütlerini yalanlamak dışında başka bir şey söyleyememişti. 


 HABER MERKEZİ