
Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın, Roboskî Katliamı'nı "Emir komuta içinde gerçekleşmiş normal prosedür" göstererek takipsizlik kararı vermesi hukukçular tarafından şiddetle kınandı. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Genelkurmay'a bağlı savcılığın verdiği takipsizlik kararını, “Bizim için şaşırtıcı olmadı, Olayda sorumluluğu bulunan Askeri Savcılık böyle bir suçu tarafsız yürütemezdi. Beklenen bir duruş sergiledi" sözleriyle değerlendiren Elçi, "Yasal prosedürü tamamlamak için önce Genelkurmay Askeri Mahkemesi'ne itirazda bulunacağız. Buradan da ret kararı alırsak dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz” dedi. "Bu karar aynı zamanda insanlığa karşı işlenen çok ağır bir suçtur" diyen Elçi, kararı uluslararası mahkemelere ve Birleşmiş Milletlere kadar taşıyacaklarını ve bir sonuç alıncaya kadar hukuk mücadelesine devam edeceklerini belirtti.
Operasyonda sorumluluğu olanların mutlaka cezalandırılması gerektiğini ifade eden Elçi, "Hiçbir emir ve gerekçe bu kişileri sorumluktan kurtaramaz. Silah kullanma esasları bellidir. Ancak bu olayda silah kullanma boyutu sivillerin yaşam hakkını koruma boyutundan çok tamamen sivil vatandaşları ortadan kaldırmaya dönük gerçekleşmiştir. Olayda canlı hedefin direk öldürülmesinden söz ediyoruz. Bu nedenle kim emir verdiyse cezai sorumluktan kurtulamaz" dedi.
Karar bir darbedir
BDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ise kararın "yeni bir katliam" anlamına geldiğini belirtti.
Beştaş Hava Kuvvetleri Mahkemesi'nde itiraz edeceklerini ancak oradan da sonuç alamayacaklarını bildiklerini belirterek ardından ise Anayasa Mahkemesi ve AİHM süreçlerini işleteceklerini söyledi. Beştaş, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne daha önce başvurduklarını ancak Türkiye'nin taraf olmamasından dolayı bunun sonuçsuz kaldığını bu karar ile bu mahkemenin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, Türkiye'nin UCM'ye taraf olması gerektiği konusunda çağrı yaptı.
Katiller annelerle yüzleşsin
Dava avukatlarından Reyhan Yalçındağ ise, kararın hiçbir şekilde kabul edilebilir olmadığını, kararın insani, vicdani, hukuki hiç bir karşılığının olmadığını vurguladı. Kürtlerin bugün 2'inci Roboskî'nin yaşatıldığını belirten Yalçındağ, yargının Kürtler için bağımsız olmadığını söyleyerek, "Başbakan yolsuzluk üzerine gidildiği zaman 'yargı bağımsız' diyor Kürtler söz konusu olunca kimse yargının bağımlı ya da bağımsızlığından bahsetmiyor" dedi. Karara karşı öfkeli olduklarını dile getiren Yalçındağ şöyle devam etti: "Umarız bir an önce bu karardan dönülür. O katiller çıkıp annelerle yüzleşir. Başbakan, Genelkurmay Başkanı'na çıkıp katliamdan kaynaklı teşekkür ediyor. Biz o teşekkürü unutmadık."
Karar vahim sonuçlar yaratır
İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Serdar Çelebi ise karara tepkisini şöyle dile getirdi: "Ordunun direk olarak şüpheli olarak gösterildiği bir olayda onun içinde yer alan bir kurumun soruşturmaya bakması nasıl adil bir karar verebilir. Bu karar daha vahim sonuçlar doğurabilir. Objektif bir şekilde soruşturma yürütülmüş değil ve bu karar hukuken kabul edilebilir değildir. Biz olayın kasten yapıldığını söylüyoruz onlar da katliamdan nasıl kurtulacaklarının yöntemlerini arıyorlar." n AMED