- Bolivya’da yerli topluluklar, köylüler, mahalle komünleri, sağlıkçılar ve madenciler aşırı sağcı Rodrigo Paz’a karşı direniyor. Maaş artışı, yakıt tedariki ve ekonomik krize çözüm isteyen göstericiler, özellikle toprak gaspını reddediyor.
TİJDA YAĞMUR
Tupac Katari, 1781 yılında İspanyol sömürgeciliğine karşı en büyük yerli ayaklanmaya öncülük etti. “La Paz Kuşatması” olarak bilinen olayda, yerli halk bu çukur şeklindeki kente giden giriş noktalarını kapatarak şehri altı ay boyunca İspanyol sömürge yönetimine karşı kuşattı.
Bu yöntem, o günden beri Altiplano’da büyük protestolarda hep kullanıldı. 2026’da da aynı taktikle Bolivya’nın başkenti La Paz’a giden ana yollar kesildi. Kentte süpermarket rafları boşaldı, yakıt kuyrukları oluştu, hastanelerde oksijen stokları tükendi, halk temel ihtiyaçlarını bulmakta zorlandı.
Ancak bu kez hükümet Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ve Şili Cumhurbaşkanı José Antonio Kast gibi aşırı sağcı liderlerden destek aldı. ABD ise “uyuşturucu kaçakçılarının demokratik hükümetleri devirmesine izin vermeyeceğini” açıkladı.
40 yılın en ağır ekonomik krizi
Bolivya son 40 yılın en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Yıllık enflasyonun nisanda yüzde 14’e ulaşması, alım gücündeki kaybı hızlandırdı. Dolar kıtlığı, yakıt arzındaki sorunlar ve enerji üretimindeki düşüş, krizi daha da görünür hale getirdi. Yaklaşık altı ay önce göreve gelen merkez sağcı Devlet Başkanı Rodrigo Paz’ın ekonomi politikaları, ülkede zaten derinleşen hayat pahalılığı ve yakıt krizinin üzerine yeni bir toplumsal öfke dalgası yarattı.
Protestoların ilk fitilini, küçük tarımsal mülkiyetin kredi teminatı olarak kullanılmasının önünü açan tartışmalı toprak düzenlemesi ateşledi. Köylü ve yerli örgütleri bu adımı “toprağın finansallaştırılması ve küçük üreticilerin arazilerini kaybetme riski” olarak yorumladı. Hükümet düzenlemeyi geri çekse de tepkiler dinmedi. Eylemler kısa sürede maaş artışı, yakıt tedariki, enflasyon, özelleştirme karşıtlığı ve hükümetin istifası taleplerine dönüştü.
Halkın talepleri reddedildi
Nisan ayında Bolivya İşçi Sendikaları Konfederasyonu (COB), hükümete ücret zamları başta olmak üzere bir dizi talep sundu. Asıl sorun ise toprak mülkiyetiydi. Bir ay sonra gelen yanıt neredeyse tüm talepleri reddetti.
Mayıs başında Senatör Milton Condori öncülüğünde toplanan Cabildo Abierto’da, krizin yükünü paylaşmak için milletvekilleri ve yürütme organının maaşlarının düşürülmesi istendi. Bu öneri reddedildi. Aynı dönemde ulusal bütçe görüşülürken, Aymara kökenli ekonomist Gonzalo Colque, milletvekillerinin maaşlarına yüzde 40 zam yapıldığını ortaya çıkardı. Bu durum öfkeyi doruğa çıkardı.
Yerlilerin kazanımlarına tehdit
Protestoların en kritik nedenlerinden biri de yerli halkın topraklarının gaspını kolaylaştıran 1720 sayılı yasa. Bu yasa, kırsal kredi kılıfı altında küçük köylü arazilerinin bankalara ve özel şirketlere devrini kolaylaştırıyor. Köylüler ve yerli topluluklar için bu, tarihsel kazanımlarına doğrudan bir tehditti. Hareketin en önemli zaferlerinden biri, bu yasanın yürürlükten kaldırılması oldu.
Büyüyen örgütlülük
COB, öğretmenler başta olmak üzere çeşitli sektörlerin taleplerini birleştirdi, kısa sürede önemli ittifaklar oluştu. Bolivya Köylü İşçileri Tek Sendika Konfederasyonu ile güç birliği yapıldı. La Paz’ın 20 ilini kapsayan Tupac Katari sendikası, Los Ponchos Rojos, mahalle komünleri, doktorlar, madenciler ve özellikle La Paz-El Alto nakliyecileri harekete geçti. La Paz’taki yerli toplulukların büyük bölümü sokağa indi.
Siyaset bilimci Susana Bejarano, El Salto’ya, “La Paz’taki yerli toplulukların tamamı harekete geçti. Tüm bunlar, üstelik ulusal bütçenin sunulduğu dönemde gerçekleşti ve halkın öfkesini daha da artırdı. Bolivya’da, halk hareketi içindeki bölünmeleri birleştiren, öncülük eden ve yatıştıran tek şey, hükümete karşı büyük bir hoşnutsuzluktur” diyor.
Sorunu çözmüyor, halkı suçluyor
Rodrigo Paz hükümeti önce protestocuları damgalamayı denedi. Bolivya'nın ilk yerli devlet başkanı ve Latin Amerika solunun en ikonik figürlerinden biri olan Evo Morales’i olayların arkasındaki güç olarak gösterdi ve hareketi, ‘uyuşturucu kaçakçılarının finanse ettiğini’ iddia etti. Öte yandan, COB Genel Sekreteri Mario Argollo hakkında tutuklama kararı verildi ve Senatör Milton Condori de hedef alındı.
Paz hükümetinin politikaları
Rodrigo Paz, Ekim 2025’te MAS (Sosyalizm Hareketi) iktidarının yarattığı derin yıpranma ve ciddi bir ekonomik kriz ortamında göreve geldi. İktidara gelir gelmez aldığı ilk kararlardan biri, “yatırımları çekmek” gerekçesiyle Büyük Servet Vergisi’ni kaldırmak oldu. Halk bunu, oy verdikleri başkanın elitlere hizmet ettiğinin işareti olarak gördü. Bir diğer kırılma noktası, 2019’daki Sacaba ve Senkata katliamlarıyla anılan eski polis komutanı Rodolfo Montero’nun, Güvenlik Bakan Yardımcısı olarak atanmasıydı. Bu atama geniş kesimlerde ihanet olarak algılandı. Paz, protestolar karşısında kabinesini yeniden düzenledi ve kendi maaşını da dahil ederek üst düzey maaşlarda kesinti açıkladı. Ancak bunlar halk tarafından yetersiz ve geç kalınmış adımlar olarak değerlendirildi.
Üç haftayı aşkındır süren protestolarda halk, Paz’ın istifasını istiyor. La Paz başta olmak üzere El Alto, Cochabamba, Oruro, Potosí ve diğer kentlerde yollar kesildi, güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandı. Ülke genelinde onlarca barikat oluştu, dört kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi gözaltına alındı. Hükümet olayları Morales yanlılarına bağlarken Paz, bir yandan diyalog çağrısı yapıyor, diğer yandan olağanüstü hal ilanı tehditlerini savuruyor.
Bolivya, ağır ekonomik kriz, siyasi yıpranma ve somut çözüm eksikliğiyle derin bir süreçten geçiyor. Köylü ve sendika hareketlerinin omurgasını oluşturduğu bu protestolar, fiyat artışlarına, yakıt sorununa ve krizin bedelinin hep aynı kesimden çıkarılmasına karşı bir tepki. Aynı zamanda iktidarın yeniden geleneksel elitlere kaymasına duyulan itirazın da ifadesi. Halk ayrıca yeni bir sayfanın açılmasını talep ediyor.