Hindistan’da 'hamam böceği' isyanı: Bir yargıcın hakareti on binleri sokağa döktü. Eylemler, Bakanı istifa ettirdi.
- Yüksek Mahkeme Başyargıcı, işsiz gençlere 'hamam böceği' diyerek aşağılayınca ülkede infial uyandırdı. Asıl patlama noktası ise Boston'da okuyan Abhijeet Dipke'nin o basit ama güçlü paylaşımı oldu: 'Ya tüm hamam böcekleri bir araya gelirse?'
- 20 Temmuz’da gençler trenlere, otobüslere, metrolara, hatta uçaklara binerek Delhi’ye adeta bir sel gibi aktı. Polis, interneti kesti, yolları ve metro istasyonlarını kapattı ama bu kalabalığı durduramadı. Emniyet güçleri, ellerinde silahlar, coplar ve göz yaşartıcı bombalarla gençlerin üzerine yürüdü.
BAHAR AVJÎN
20 Temmuz 2026, Yeni Delhi. Hindistan’ın başkenti, bağımsızlık tarihinde eşine az rastlanır bir güne uyandı. On binlerce üniversiteli, sadece birkaç hafta içinde sosyal medyada örgütlenerek sokaklara döküldü.
Peki bu gençlere neden “hamam böceği” deniyor? Ülkenin en üst yargıcının bir hakareti nasıl olup da milyonluk bir siyasi harekete dönüştü? Ve en önemlisi, bu hareket Hindistan’ın kaderini değiştirebilir mi, yoksa baskılar sonucunda tarihe mi karışacak?
Bu soruların cevabını, olayın tam ortasında duran ve kalemiyle bu isyanı belgeleyen yazar Arundhati Roy’un gözünden okuyoruz. Roy, bu hareketi “demokrasi için bir dönüm noktası” olarak nitelendirirken, aynı zamanda ürkütücü bir uyarıda da bulunuyor: “Bu rejim kolay pes etmeyecek. Kan görebiliriz.” İşte Delhi’deki o kritik günün ve bir neslin isyanının perde arkası...
Bir 'hamam böceği' kıvılcımı
Her devrim gibi bu hikâye de tek bir cümleyle başladı. Hindistan Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Surya Kant, ülkenin dört bir yanında işsizlikle boğuşan gençler için sarf ettiği aşağılayıcı bir konuşmada onlara “hamam böceği” dedi. Bu söz, ülkede infial yarattı ama asıl patlama noktası, Boston’da okuyan genç bir Hintli öğrenci olan Abhijeet Dipke’nin Instagram’da yaptığı basit ama güçlü paylaşımdı: “Ya tüm hamam böcekleri bir araya gelirse?”
Bu soru, adeta sihirli bir formül gibi çalıştı. Milyonlarca genç, kendisini bu “hamam böceği” tanımında buldu. Kısa sürede “Hamam Böceği Halk Partisi” (Cockroach Janata Party) adında, klasik siyasi partilerden tamamen farklı, merkeziyetsiz, örgütsüz ama kararlı bir dijital direniş hareketi doğdu. Dipke, kısa sürede bu hareketin “kavalcısı” haline geldi.
Çalınan hayaller ve sınav çetesi
Peki bu gençleri sokağa döken sadece bir hakaret miydi? Elbette hayır. Zira hakaret, buzdağının sadece görünen yüzüydü. Asıl sebep, Hindistan eğitim sisteminin çürümüşlüğüydü.
Ülkede üniversite ve tıp fakültesi giriş sınavları (NEET gibi) sistematik olarak sızdırılıyor. Muhalefet partilerinin verilerine göre 2014’ten bu yana tam 152 sınav sorusu ifşa oldu. Bu sızıntılar, yıllarca gece gündüz ders çalışan, aileleri tarlasını veya evini satıp çocuklarının okuması için her şeyini feda eden milyonlarca gencin alın terini çaldı.
Roy’un ifadesiyle bu, “yasal bir gasp” biçimiydi. Çünkü öğrenciler sınava girebilmek için bile yüksek ücretler ödüyor, dershanelere servet yatırıyordu. En son sızdırılan NEET sınavının ardından hayatının şokunu atlatamayan 12 öğrenci intihar etti. İşte bu çığ, gençleri sadece sosyal medyada değil, doğrudan sokaklara döktü.
20 Temmuz: Başkentte bir tsunami
Protestolar Haziran ayının başında başladı, ancak asıl büyük zirve 20 Temmuz’da yaşandı. Tarih, Parlamento’nun yaz dönemi açılışına denk getirilmişti. Gençler, yeni yasama yılının ilk gününde Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını talep ederek doğrudan Meclis’e yürüyeceklerini duyurdu.
Yürüyüşten iki gün önce, ünlü aktivist ve eğitim reformcusu Sonam Wangchuk, polis tarafından sahneden çekilerek gözaltına alındı ve açlık grevine rağmen hastaneye kaldırıldı.
Buna rağmen 20 Temmuz sabahı Delhi’ye adeta bir insan seli aktı. Gençler trene, otobüse, metrolara, hatta uçağa binerek başkenti doldurdu. Polis, interneti kesti, yolları ve metro istasyonlarını kapattı ama bu kalabalığı durduramadı.
Emniyet güçleri, ellerinde AK-47 tüfekleri, coplar ve göz yaşartıcı bombalarla gençlerin üzerine yürüdü. Gençlerin kafaları kırıldı, kol ve bacakları parçalandı. Ancak Roy’un şaşkınlıkla belirttiği gibi, gençler geri adım atmadı. Hatta akşam polis geri çekilirken, “Sizi dövdüğünüz için alkışlıyoruz!” diyerek alaycı bir şekilde polisi alkışladılar.
Birleştiren kalabalık ve “kaçan” başbakan
Bu protestoları diğerlerinden ayıran en çarpıcı özelliklerden biri, dini ve kast ayrımlarının erimesiydi. Kalabalıkta Müslüman, Hindu, Sih, Hristiyan, Budist; üst kasttan dokunulmaz kastına (Dalit) kadar her kesimden insan yan yana geldi, birbirini kolladı. Kız öğrenciler, polisin taciz girişimlerine rağmen bu devasa kalabalıkta kendilerini güvende hissettiklerini söyledi. Roy, bu durumu “Hayalimizdeki o güzel Hindistan’ı bize gösterdiler” diyerek özetliyor.
Yaşanan en sembolik an ise şüphesiz Başbakan Narendra Modi ile ilgiliydi. Gençler Parlamento binasına yaklaştıkça, sürekli göğsünü gere gere “cesur” imajı çizen Modi, güvenlik gerekçesiyle binadan gizlice tahliye edildi. Roy bu durumu acı bir ironiyle şöyle not düşüyor: “Bir başbakan fiziksel olarak kaçıyorsa, siyasi olarak da kaçması çok uzak değildir.”
Arundhati Roy: “Gençler bize bir armağan verdi. Bu armağanı büyütmek ve anlamlı kılmak hepimize düşüyor. Ama unutmayın, bu rejim sokaklarda aşağılanmaya katlanmayacak. Önümüzdeki günlerde kan görebiliriz. Tüm yapabileceğimiz, birbirimizi korumak ve geri adım atmamaktır.” foto:AFP
Arundhati Roy’dan uyarı: Coşku yetmez
Roy, bu devasa coşkuya rağmen tedirgin ve temkinli. Ona göre hareketin iki büyük zaafı var:
a) Örgütsüzlük ve geçmişin hayaleti:
Roy, bu hareketi 2011’deki ünlü Anna Hazare yolsuzluk karşıtı hareketine benzetiyor. O dönemde de ülke sokaklardaydı, herkes “şeffaflık” istiyordu. Ancak bu kaotik enerji, iktidardaki BJP (Modi’nin partisi) tarafından ustaca manipüle edildi ve sonunda ülkeye 3 dönem boyunca faşist politikalar uygulayan bir rejim hediye etti. Roy, “Bu hareketin arkasında hiçbir organize muhalefet partisi yok. Siyasi örgütlenme olmazsa, hükümet sadece bekleyerek bu ateşin sönmesini sağlayacaktır” diyerek tehlikenin altını çiziyor.
b) İntikam makinesi:
Hükümetin bu gençlere karşı misilleme yapacağından neredeyse emin. Roy, özellikle hareketin sembol ismi Abhijeet Dipke’nin Dalit (dokunulmaz) kastından olmasına rağmen, eğer adı “Halit” olsaydı veya Müslüman olsaydı, şimdiye kadar tutuklanmış olacağını belirtiyor. Bu, ülkedeki adaletin din ve kast bazında ne kadar çarpık işlediğinin acı bir itirafı.
Roy’a göre bu protesto sadece sınav skandallarını aşan, varoluşsal bir demokrasi mücadelesi.
Yazısında, Modi hükümetinin uygulamaya çalıştığı CAA (Vatandaşlık Değişikliği Yasası) ve NRC (Ulusal Vatandaş Kaydı) uygulamalarını sert bir dille eleştiriyor. Bu uygulamaları, Nazi Almanyası’nın 1935 tarihli Nürnberg Yasaları’na benzetiyor. Nasıl ki Naziler, Alman vatandaşlığını “soy belgelerine” göre tanımladıysa, Modi hükümeti de Hinduları “gerçek vatandaş”, Müslümanları ise “şüpheli” ilan eden bir sistem kuruyor.
Şu an ülkede pasaportlar bile vatandaşlık kanıtı sayılmıyor ve milyonlarca kişi seçmen listesinden siliniyor. İnsanlar, devasa gözaltı merkezlerine düşmemek için çaresizce dedelerinden kalma eski belgeleri arıyor.
Peki “Hamam Böceği” enerjisi Hindistan’ı bu çukurdan çıkarabilir mi? Roy, tarihsel örneklere (1960-70’lerdeki Naksalit ayaklanmaları, Narmada Barajı direnişi vb.) bakarak pek ümitli değil. Ancak yine de bu gençlerin gösterdiği cesareti “paha biçilmez bir armağan” olarak tanımlıyor.
Hindistan’ın dört bir yanı kaynıyor: Madhya Pradesh’te Adivasi kabileleri nehirlere yapılan barajları protesto ediyor, Uttarakhand’da ağaç kesimine karşı köylüler ayaklandı, Manipur’da etnik çatışmalar sürüyor ve çiftçiler yeni ticaret anlaşmalarına karşı yeniden Delhi yürüyüşüne başlıyor.
Roy’un son cümleleri adeta bir manifesto niteliğinde:
“Gençler bize bir armağan verdi. Bu armağanı büyütmek ve anlamlı kılmak hepimize düşüyor. Ama unutmayın, bu rejim sokaklarda aşağılanmaya katlanmayacak. Önümüzdeki günlerde kan görebiliriz. Tüm yapabileceğimiz, birbirimizi korumak ve geri adım atmamaktır.”
Protestoların ilk siyasi kazanımı
Arundhati Roy'un bu değerlendirmesi, 20 Temmuz'daki "Sansad Chalo" (Parlamentoya Yürüyüş) eyleminin hemen ardından kaleme alındı. Yazının yayımlanmasından sonraki günlerde protestolar yeni bir evreye geçti ve hükümet, öğrenci hareketinin temel taleplerinin büyük bölümünü kabul etmek zorunda kaldı.
25 Temmuz'da hükümet ile "Cockroach Janata Party" (CJP) arasında gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmelerin ardından Birlik Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan görevinden ayrıldı. Yerine Pralhad Joshi atandı. Pradhan'ın istifası, hareketin en önemli talebi olarak görülüyordu ve CJP, muhalefet partileriyle birlikte bunun dışında hiçbir çözümü kabul etmeyeceğini açıklamıştı.
Aynı gün düzenlenen ortak basın toplantısında hükümet, protestocular hakkında açılan soruşturmaların geri çekileceğini, eylemlere katılanlar hakkında yeni dava açılmayacağını ve organizatörlere yönelik herhangi bir cezai işlem uygulanmayacağını duyurdu. Ayrıca NEET sınavı skandalının ardından yaşamını yitiren öğrencilerin ailelerine yasal çerçevede tazminat ödeneceği açıklandı.
Sınav sistemi ve eğitim reformuna ilişkin CJP'nin beş maddelik talebi konusunda ise hükümet dört hafta içinde kapsamlı bir reform paketi hazırlama sözü verdi. Öğrenci hareketi ayrıca, protestocuların gelecekte yargılanmayacağına ilişkin yazılı bir güvence taslağını hükümete sundu; hükümet bu metne birkaç gün içinde yanıt vereceğini bildirdi.
Bunun üzerine CJP, Yeni Delhi'deki Jantar Mantar'da süren oturma eylemini "iyi niyet göstergesi olarak" sonlandırdığını açıkladı. Ancak hareketin kurucusu Abhijeet Dipke, mücadelenin tamamen bitmediğini vurgulayarak iki talebin daha takipçisi olacaklarını söyledi: NEET skandalı nedeniyle intihar eden öğrencilerin ailelerine 1 crore rupi (10 milyon rupi) tazminat ödenmesi ve 20 Temmuz'daki polis müdahalesinde sorumluluğu bulunan güvenlik görevlileri hakkında işlem yapılması.
20 Temmuz'daki sert polis müdahalesiyle ulusal bir demokrasi hareketine dönüşen protestolar, bu süreçte Hindistan sınırlarını da aşarak dünyanın birçok kentinde dayanışma eylemlerine sahne oldu. Böylece "Hamam Böceği Hareketi", Modi döneminde öğrenci hareketlerinin elde ettiği en önemli siyasi kazanımlardan birine imza atarken, verilen sözlerin uygulanıp uygulanmayacağı ise önümüzdeki haftalarda belli olacak.