
İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan göçmen işçi Kürtler üzerine ‘Diaspora, İş, Hizmet ve Toplum’ başlıklı bir rapor hazırladı. Londra Metropolitan Üniversitesi’ne bağlı Çalışma Koşullarını Araştırma Enstitüsü kapsamında tamamlanan projenin sonuçları ve bulguları bir rapor olarak yayınlandı.
Rapor, Kürtlerin çoğunlukla yaşadığı Londra’ın Haringey ve Hackey bölgelerini mercek altına aldı. Kürt işçilerinin yaşadığı sorunlar ve nereden destek alabileceklerine dair kapsamlı bir kılavuz sunuyor. Rapor aynı zamanda, Kürt işçilerinin iş verenlerle, diğer toplumlarla, kendi aile ve toplum üyeleriyle birlikte sosyal ve dini kurumlarla ilişkilerini de ele alıyor. Gözleme dayalı somut veriler sunma bakımından zengin içeriğiyle Kürt göçmenlerin geleceğine dair öngürüler de sunan raporu gazetemiz inceleyip, projede yer alan araştırmacı Dr. Jane Holgate, Dr. Janroj Keleş, ve Dr. Leena Kumarappan ile görüştük.
‘Her üç kişiden biri işyerinde sorun yaşıyor’
Araştırmacılar, başlıca amacı Kürt çalışanların iş yerlerinde karşılaştıkları ırkçılık, sömürü ve diğer çalışanlarla anlaşmazlıkların yanı sıra işyerinde sağlık, güvenlik ve aldıkları ücret bakımından yaşadıkları sorunlar karşısında ne yaptıkları ve kimlerden destek aldıklarını anlamak olduğunu dile getirdiler. Araştırmacılar, proje sonunda 185 işçi ile çeşitli işçi sendikaları veya danışmanlık bürolarından 64 kişi ile yaptığı röportajlardan edinilen bilgi ve gözlemler üzerine bir rapor hazırladı.
Raporda yer alan başlıca önemli sonuçlar, “Mevcut araştırma ve daha önce yapılan benzeri araştırmalar, Britanya’da yaşayan bütün çalışanların iş yerlerinde mutlaka sorun yaşadıklarını gösteriyor. 2008 yılında 4 bin kişiyle yapılan ‘İşyerinde Eşit Muameleler’ adlı anket, her üç kişiden birinin işyerinde sorun yaşadığını, sorun yaşayanların yüzde 66’sının müdürleriyle konuşarak sorunlarını çözmeye çalıştıklarını, ancak sadece yüzde 3’ünün ise iş mahkemelerine başvurdukları” şeklinde belirtiliyor.
Daha önce yapılmış bir rapor, beyaz işçilerin diğer etnik kökenli işçiler kadar sorun yaşadığı sonucuna varırken, başka bir rapor, azınlık olan diğer etnik kökenli işçilerin düşük ücret, önyargı ve ırkçılık gibi sebepler bakımından beyaz işçilere oranla daha çok sorun yaşadığını açığa çıkarıyor.
‘Eğitimden yoksun kişiler ciddi bir sömürü altında’
Britanya’da yaşayan birçok çalışan sendikaya bağlı olmamakla beraber, 2008’de ciddi bir düşüş yaşandığı görülmekte. Bununla birlikte, Kürtlerin büyük bir çoğunluğu işçi sendikasına bağlı olmadığı gerçeğini anketler ortaya çıkarıyor. Sorunların yaşanması durumunda az sayıda işçinin dış kaynaklı destek arayışı içerisine girdikleri, girenlerin de öncelikle yurttaş danışma büroları veya hukuk merkezlerine başvurdukları kaydedildi.
Ancak bu yerlerinde kısıtlı hizmet vermesi, doğru kişi ve bilgiye ulaşma bakımından yer yer sorunlu olmasının yanı sıra yasal destek sunma bakımından da yetersiz kaldığı belirtiliyor.
Bazı toplum merkezleri danışmanlık desteği sunmasına rağmen danışmanlık yapanların kısıtlı hizmet sunmaları, sorunları çözmekte sınırlı olduklarını dile getiriyor. Irkçılık ve cinsel ayrımcılık gibi sebepler başlıca sorun kaynağı olmasına rağmen, işçiler sorunlarını bu tarz ifadeleri kullanmaktan kaçınıp istismar veya tehdit olarak nitelendiriyorlar. Irkçılıkla birlikte yabancılaşma ve izolasyonda sık rastlanılan sorunlar olarak görülüyor.
Kürtlerin yaşadıkları sorunların farklılıkların, göçmenlik sebeplerinin farklılığından kaynaklanıyor. Kürtlerin büyük bir çoğunluğu, bölünmüş ülkelerinden etnik ayrımcılık, siyasi yargılanma, Kürt örgütlerinin kendi aralarındaki çatışmalar ile Suriye, Irak, İran ve Türk devletinin baskıları yüzünden göç etmişlerdir. Bu yüzdende göçmen Kürtlerin büyük bir çoğunluğu politik mültecidir. Bu bağlamda, diğer mülteci toplumlarda da olduğu gibi ekonomik zorluklar Kürt göçmenler arasında oldukça yaygındır. Özellikle İngilizce konuşamayan ve yeterli eğitimden yoksun kişiler, ciddi bir yoksuluk içindeler. Bu kişiler aynı zamanda, ciddi bir sömürüye de maruz kalıyor.
Çocuklarıyla büyük çatışma yaşıyorlar
Tıpkı Güney Asyalı, Karibik adaları kökenli olan işçiler gibi, Kürt kökenli işçiler de İngilizler ile karşılaştırdığımızda düşük bir gelire sahipler. Birinci jenerasyondan olan Kürt işçileri, sorunlarını çözmek yerine, sorunlarıyla yaşıyorlar. Bunun en önemli nedeni İngilizce’ye hakim olmamaları, informal ekonomide (kayıt dışı) çalışmaları ve ellerinde hiçbir iş kontratının olmaması ve çalıştıkları yerlerde onların haklarını koruyacak mekanizmaların (sendika) olmaması.
Günde 12 ile 15 saat çalışan bu birinci jenerasyon, genellikle Kürt ve de Kıbrıslı Türk/Yunan işyerlerinde çalışmaktalar. Uzun çalışma saatleri yüzünden, aileleriyle günlük ilişkileri kopuktur ve çocuklarıyla büyük bir jenerasyon çatışması yaşamaktadırlar.
Sorunlar karşısında komiteye gidiyorlar
Göçmenler arasındaki birinci nesil, kendi toplum kuruluşlarından iş bulmak veya sorunlarını çözmek için destek alıyorlar. Ancak bu ‘Toplumsal Birlik’, iş bulma bakımından yararlı görünmesine karşın, gündelik gerçek hayatta bu tarz sosyal bağların faydası bazı çelişkileri de beraberinde getiriyor.
Bu tarz ‘Toplumsal Birlik’ anlayışı, iş verenlerin ekonomik ve sembolik güçlerini kullanarak, savunmasız işçilerin sömürülmesine yol açabiliyor. Düşük ücret karşılığında uzun saatler çalışmayı danışmanlık veya destek alma bakımından da kısıtlı imkanlara sahip olmalarına neden oluyor. Bu bağlamda ‘Sömürücü Birlik’, Kürt toplumu arasında oldukça yaygın olduğu görülüyor. Ancak, barış komitesi gibi iş yerleri ve işçiler arasındaki sorunlarla ilgilenen resmi çözüm mekanizmaları da bulunmaktadır. Bu yüzden Kürt Toplum Merkezleri, toplum içindeki sorunları çözmede önemli bir role sahiptir. Barış Komitesi, yaşı ilerlemiş Kürt toplumu üyeleri arasından seçilmektedir.
Toplumda önemli bir yere sahip komiteden, sorun yaşayan tarafları birbirleriyle kaynaştırması bekleniyor. Bazı karışık ve çözümsüz durumlarda, İngiliz polisleri sorunları çözmek bakımından Barış Komitesi’ne başvurdukları söyleniyor.
‘Kürtler ‘Türk’ olarak tanımlanıyor’
Britanya devlet idaresinin göçmenleri vatandaşlıklarına göre kaydetmesi, Kürtleri nüfus sayımlarında ve İşgücü anketlerinde görünmez kılıyor. Bu yüzden de Birleşik Kraliyet’te Kürtler üzerine hükümet verileri bulunmamaktadır.
Kürtler ‘Türk’ olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda, Kürt toplumunda ciddi danışmanlık, bilgi ve kılavuzluk eksikliğine yol açıyor. Kürtlerin ihtiyaçları giderilemiyor, birçoğu da Britanya’daki göçmenlere sunulan bölgesel ve ulusal sosyal hizmetlerden yararlanamıyor. Kürt kadınları ise etnik ekonomi ve daha geniş açılımlı iş pazarı içerisinde cinsiyet bazlı ayrımcılıkla karşılaşıyorlar. Birinci nesil Kürt kadınları Kürt dükkan ve lokantalarında çalışıyorlar. Eğitimlerini İngiltere’de tamamlayan ikinci nesil ise, toplumun dışındaki finans, eğitim, sağlık sektörü ve hukuk gibi daha profesyonel işlerde çalışma imkanı bulabiliyorlar. Cinsel istismar ve tehdit, Kürt kadınlarının işyerlerinde yaşadıkları ana sorunların başında geliyor.
‘Örgütlenmeleri gerekiyor’
Dr. Janroj KELEŞ:
Bu gibi araştırmalar, toplumsal sorunların özellikle de toplumun ötekileştirdiği farklı etnik, dinsel, cinsel kimliklerin iş hayatında karşılaştığı ırkçı, etnik, dinsel, cinsel ayrımcılığa dayalı sorunların kamusal alana taşınmasıdır. Bu sorunların çözümünde toplumun farklı kurum ve kuruluşlarının, hükümet dışı organizasyonların, etnik, dinsel, cinsiyet üzerinde sosyal ve politik faliyetlerde bulunan kurumların bilgilendirilmesi ve farklı sosyal-politik stratejilerin geliştirmesinde yardımcı olur.
Britanya’daki sendikalar, küçük iş yerlerinde sendikalaşmaya gitmek gibi bir çabaları olmadığından, birinci kuşak Kürt işçilerin çalıştığı lokanta ve market gibi iş kollarında kendi haklarını koruyacak örgütlemeler yaratmaları gerekiyor. Bunu geçmişte tekstil iş alanlarında çalışan Yahudiler ve 90’larda Kürtler kendi örgütlemelerini yaparak, iş verenlere karşı kendi haklarını savunmuşlardı. Bugünde aynı örgütlenmelere gidilebilir.
Sendikalara üyelik önemli
Dr. Jane HOLGATE:
Kürtlerin iş imkanları uygun destek ve eğitim ile düzeltilebilir. Bu da ancak kişilerin işleri konusunda yasal haklarına ulaşabilecek yeterli bilgi ve kaynağın oluşmasıyla mümkün olabilir. Ne yazık ki bu tarz destek ve yardım sunan hizmetler ekonomik kriz yüzünden kesintiye uğradı. Bu yüzden iş sendiklarına üyelikleri çok önemlidir. Ben de şu anda sendika birliğinde, Kürt toplumu arasında sendikalaşmayı nasıl geliştirebileceğimiz konusu üzerine çalışıyorum.
Destek almalılar
Dr. Leena Kumarappan:
Özellikle Hackney bölgesinde çalışan Kürtlerin düşük ücretle ve sendikasız çalıştıklarını gözlemledik. Bir çoğu da işte karşılaştıkları sorunlar konusunda hiç kimseden destek alamıyorlar. Böylesi iş yerlerindeki sendikal örgütlenme olmamasının yanı sıra iş meselelerinde danışmanlık yapacak kurumların eksikliği ve çalışanların mevcut derneklere gitmekte ki isteksizlikleri karşılaştıkları sorunlar da yeterli desteği almamalarına neden oluyor.
Rapora ulaşmak isteyenler...
1970’lerden beri azınlık konumundaki etnik toplumların sendikalar ile diğer iş odaklı kuruluşlar arasındaki ilişkiler hakkında çok az sayıda akademik çalışmanın bulunduğunu belirten rapor, şimdilerde iş pazarında ırkçılık, ayrımcılık, ve sosyal dışlanma gibi meselelerin en çok ilgilenilen sorunlar arasında olduğunu belirtiyor. Rapor son olarak, sosyal dışlanmanın ancak eşit çalışma, barınma, siyasi katılım, hizmet koşullarıyla çözülebileceğinin altını çiziyor.
Raporun detaylarına ve konuya ilişkin başka makalelere “http://www.workinglives.org” www.workinglives.org sitesinden ulaşılabilir.
ÖZLEM GALİP - LONDRA