
Türk devlet güçlerinin Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde “sokağa çıka yasağı” adı altındaki soykırım saldırıları 77. gününde devam ediyor. Yoğun bombardıman, dün de sürdü; mahallelerin üzerinden dumanlar yükseldi.
YPS Genel Koordinasyonu, önceki gün yaptığı yazılı açıklamada, savaş uçaklarının devreye girmesinden sonra yeni bir durum değerlendirmesi yaptıklarını; sivillere yönelik katliamları önlemek için tüm silahlı güçlerini kentten çektiğini duyurmuştu.
AKP’nin Pirus Zaferi!
AKP, Nisêbîn’de sivil ve yine Nisêbînli gençleri yıkıntılar arasına yatırarak elleri havada çektirdiği fotoğrafları medyasına servis ederek, “PKK Çöktü, Çözüldüler, Tükenişin Resmi, Çözülme Süreci” gibi manşetler attırdı. AKP’nin Takvim gazetesi işi hakarete vardırarak sivil insanların resmini “Köpek gibi pişmanız” gibi manşetlerle verdi. Bu manşetler ve haberler, 24 Temmuz’dan bu yana başlatılan saldırılarda en ağır kayıpları verdiği Nisêbîn’de AKP’nin “Pirus Zaferi” olarak nitelendirildi.
Pirus Zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer olarak tanımlanıyor; aslında yenilmeye mahkum galibiyetleri anlatmak için kullanılıyor.
Halbuki hükümet bile devirdi
Serhildanlar ve şehitler kenti Nusaybin, 74 gün devam eden öz yönetim direnişi boyunca Vietnam direnişçilerinin Amerikan ordusuna, YPG’nin Kobanê’de DAİŞ çetesine yaşattığı bozgun ve sendromun bir benzerini Türk devlet güçlerine yaşattı.
Hurri-Mitannilerin ataları olarak bilinen Subarular tarafından dönemin doğal tıp merkezi de olan Gırnavas kenarına M.Ö 4 bin yıl önce kurulan Nusaybin’de, Hz. Muhammed’e Hendek savaşında, hendek fikrini veren İranlı sahabe Salman Farisi’nin de uzun süre yaşadığı biliniyor.
Subarular, Hurri-Mitanniler, Medler’in kenti, hiçbir döneminde egemenlerin zulmüne boyun eğmeyen Nusaybin, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne de her dönemde öncülük etti. Özgürlük mücadelesinin ‘90’larla birlikte halklaşarak serhildanlar aşamasına geçtiği ilk alanlardan olan Nusaybin, Kürdistan’ın neresinde bir zulüm ve baskı varsa ona karşı serhildana durdu. Bunlardan, ‘92 Newrozu’nda Cizre’de Türk devlet güçlerinin gerçekleştirdiği katliama karşı Nusaybin’de gelişen ve onlarca kişinin katledildiği serhildan halen hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Kuzey Kürdistan’daki mücadeleye sayısız şehit veren Nusaybin, serhildanlar kenti olmasının yanında şehitler kenti olarak da anılıyor.
Nusaybin, Rojava Devrimi’ni de büyük bir coşku ile karşılayarak, Rojava halkına yönelen saldırılar karşısında yine en iyi bildiğini yaparak serhildanlara geçti. Bununla da yetinmeyen Nusaybin’in onlarca evladı, Rojava Devrimi’nde yerini alarak şehit düştü.
Büyük saldırı dalgası
Nusaybin’de 2015 yaz ayları ile birlikte saldırılarından sonuç alamayan devlet güçleri, artık operasyonel saldırıları bir yana bırakarak, en üst düzeyde bir savaş stratejisi devreye soktu; Mart ayı ile birlikte yeniden işgal harekatı başlattı.
Devlet güçleri onlarca tank, obüs, yüzlerce zırhlı araç, ağır silah ve on binlerce asker, polis gücünü Mart’ın ilk günlerinden itibaren Nusaybin ve çevresine yığmaya başladı. Sadece devletler arası savaşlarda görülebilecek yoğunlukta savaş gücü ile Nusaybin’e saldırmaya hazırlanan devlete karşı az sayıda YPS savaşçısı ferdi silahlar ve el yapımı patlayıcılarla karşı koymaya hazırlanıyordu.
Tarihler 14 Mart gününü gösterdiğinde, binlerce yıl önce yüz binlerce kişilik Pers ordusu ve yurdunu savunan bir avuç Spartalı savaşçı arasında, ‘Ateş Geçitleri’nde yaşanan eşitsiz savaşın, yaz ayları ile birlikte Silvan, Sur, Cizre ve Silopi’de yaşanan benzerlerine Nusaybin de ekleniyordu.
Vietnam ve Kobanê gibi
Türk devlet yetkilileri, Nusaybin’e yığdıkları devasa savaş gücünün verdiği güvenle Nusaybin’in kısa sürede düşürüleceğini hesaplıyor, “Dümdüz edeceğiz” naraları atıyordu. Ancak hesaplar tutmuyor ve Nusaybin, Vietnam halkının Amerikan ordusuna yaşattığı “Vietnam Sendromu”ndan sonra Türk devlet güçlerine karşı “Nusaybin Sendromu”nu hissettiriyordu. Olup bitenler, Kobanê’ye “Bir haftada bitiririz” hesabı ile geldikten sonra binlerce kayıp vererek “Kobanê Sendromu”na yakalanan ve aylar sonra büyük bir yenilgile Kobanê’den kaçan DAİŞ çetesinin düştüğü durumu da hatırlattı.
Nusaybin Sendromu
Hendek ve barikatların bulunduğu Devrim, 8 Mart, Yeşilkent, Barış, Selahattin Eyyubi ve Yeni Turan mahallelerinde her operasyon girişiminde kayıplar vermeye başlayan devlet güçleri için operasyonların ikinci haftasından itibaren “Nusaybin Sendromu” baş gösterdi. Türkiye’deki bazı köşe yazarlarının köşelerinde yayımladıkları, Nusaybin’de bulunan JÖH/PÖH elemanlarının gönderdiği mektuplar, Nusaybin’de devlet güçlerinin büyük bir çaresizlik yaşadığını ve panik içerisinde olduklarını gösteriyordu. Operasyonlara gitmek istemeyen birçok asker ve polis kendilerine destek gönderilmediğini ve çok kötü durumda olduklarını öne sürüyordu.
Komuta kademesi çöktü
Nisan ayının ilk haftası geride kalırken Nusaybin’de aralarında binbaşı, özel harekat şube müdürü, astsubay ve yüzbaşı rütbesinde bulunan çok sayıda polis-asker öldürülürken, devlet güçlerini koordine eden komuta kademesinin de tümden devre dışı bırakıldı. Devre dışı bırakılan ve öldürülen komuta kademesi içerisinde Amed’in Sur ilçesinde yürütülen saldırıları koordine eden binbaşı Ahmet Kahraman da vardıb
Yetkiler tamamen askerde
Tarihler artık 7 Nisan’ı gösterdiğinde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Gerekirse binaların tümden yıkılması yoluna gidilebilir” açıklaması geldi. Bu açıklamanın ardından 9 Nisan’da hükümetin kararı ile yönetim askere devredilirken, devlet güçleri mahallelerden tümden çekilerek, 200 binanın bombalanarak imha edilmesi için Nusaybin’i tank ve top atışları ile vurmaya başladı..
Eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Radovan Karadzic’in Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde mahkum edilme gerekçeleri arasında yer alan, “kentlerin ve sivil yerleşim alanlarının uzaktan bombalanması” yöntemine başvuran Türk devlet güçleri bu tarihten sonra Nusaybin’i ağır tank ve obüslerle yakıp yıkıyor.
Genelkurmay Başkanı geldi
Devlet güçlerinin ilçeden çekilerek uzaktan bombardımana başlamaları da asker-polis kayıplarını önlemezken, yaşanan başarısızlık karşısında Türk Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Mardin’e gelerek yaşanan başarısızlığı önlemeye çalıştı.
Uçaklar devreye girdi
Nusaybin’de kullanılan üstün savaş tekniği, sayısal üstünlük ve her türlü takti değişikliğe rağmen mahallelere giremeyen ve kayıplarını önleyemeyen Türk devlet güçleri, 13 Mayıs’ta uçaklardan ilçeyi bombalamaya başladı. Genelkurmay, uçakların bombardıman yaptığını yalanlansa da bölgede bulunan kaynaklar ve görüntüler bunu doğruluyordu.
64. Hükümet düştü
Nusaybin’de devlet güçlerinin yaşadığı başarısızlık ve tüm çabalarına rağmen gizlenemeyen kayıplar, AKP’nin Ahmet Davutoğlu başbakanlığında 64. hükümetinin devrilmesine yol açtı. Davutoğlu hükümetinin öz yönetim alanlarında yürütülen savaşta herhangi bir başarı elde edememesi ve Nusaybin’de yaşanan bozgun, Saray tarafından görevden alınması ile sonuçlandı.
Siviller katledilmesi diye
Savaş uçakları, tank, top ve ağır silahlara karşı iki buçuk ay boyunca savaşan YPS güçleri öz yönetim direnişinin 72. gününde “Devlet güçlerinin pervasız bir biçimde her tarafı yerle bir ettiği bu koşullarda direniş güçlerinin pozisyon değiştirmesi gerekli görülmüştür” şeklinde bir açıklama ile güçlerini Nusaybin’den çektiğini duyurdu.
Bilanço gizleniyor
Nusaybin’de devlet güçlerinin kayıpları yüzlerle ifade edilirken, yaralanan asker-polis sayısının da 500’ün üzerinde olduğu ifade ediliyor. Devlet güçleri her ne kadar kayıp ve yaralılarını az sayıda göstermeye çalışsa da, hastane ve hava alanlarından gelen bilgiler gerçeğin öyle olmadığını, çok sayıda cenazenin hastanelerden alınarak Mardin Havaalanı’na gelen uçaklarla gizlice memleketlerine götürüldüğü yönünde oluyor. Devlet yetkilileri öldürülen asker-polis sayısını 68 olarak açıklarken, yaralı sayısını da 384 olarak veriyor. Aynı yetkililer şehit YPS’li sayısını ise 438 olarak ifade ediyor.
75 günde hem içeride kalan, hem de evlerini terk etmek zorunda kalan Nusaybin halkı her an öz yönetim tercihlerinin arkasında olduklarını vurguladı. Evlerinden çıkmak zorunda kalan binlerce kişi ilçeye yakın bölgelere yerleşti; Nusaybin’in etrafında kenetlendi.
Aylardır devam eden ve son iki buçuk ayı devasa bir ordu, hava ve kara gücü eşliğinde yürütülen saldırılar karşısında direnen Nusaybin, binaları yerle bir edilmiş olsa da direniş ruhu dimdik ayakta.
ANF/DİHA-MARDİN
5 gündür aralıksız yanıyor
Şirnex’te devlet güçleri öz yönetim alanları dışında kalan mahallelerde de evleri yakmaya başladı. Kentte yüzlerce evde çıkan yangın, 5 gündür aralıksız sürüyor.
Devletin soykırım saldırılarına karşı öz yönetim direnişi Şirnex’te 75. gününe girdi. Gece boyu mahalle etrafına yerleştirilen tank ve zırhlı araçlarla mahalleler aralıksız bir şekilde tarandı.
İsmet Paşa, Gazipaşa, Yeni, Dicle ve Cumhuriyet mahallelerinde ise evler ve evlerin çevrelerindeki bahçeler, devlet güçleri tarafından son 5 gündür yakılıyor. Yüzlerce evde çıkan yangın itfaiyenin söndürmesine izin vermediği için günlerdir yanıyor.
Saldırıların yoğunlaştığı Bahçelievler Mahallesi ise sabah saatlerinde obüslerle vuruldu. Birçok evin yıkıldığı mahalle, daha sonra zırhlı araçlarla taranmaya başladı.
Devlet güçleri öz yönetim alanları dışından kalan Aydınlıkevler ve Vakıfkent mahallelerinde de evleri yakmaya başladı. Önceki akşam saatlerinde Vakıfkentte ateşe verilen evler gece boyunca yandı.
YPS açıklaması
YPS Genel Koordinasyon, rün yaptığı yazılı açıklamada, Şırnak ile ilgili şu bigileri verdi:
* 26 Mayıs’ta direniş birliklerimiz Şırnak’ın Bahçelievler Mahallesi’nde üç evde konumlanan saray çetelerine karşı orta otomatik ve ferdi silahlarla eylem düzenledi. Bu konumlama noktalarından biri mha edildi. Buradaki ölü sayısı netleştirilemedi. Müdahaleye gelen 1 tank darbelendi. Yine mahalleye girmeşe çalışan 1 kepçe imha edilirken 1 kepçe darbelendi.
* Aynı gün birimlerimizin ağır silahlar ile hedef aldığı Ejder tipi zırhlı araç alev alarak imha edildi; 2 PÖH elemanı öldürüldü.
* Birliklerimizin gerçekleştirdiği 6 suikast eyleminde 6 PÖH elemanı öldürüldü.
* Farklı bir birliğimiz de 2 PÖH elemanını hedef alıp öldürdü.
* İki sabotaj eylemi daha yapıldı ama ölü ve yaralı sayısı netleştirilemedi.