Irak’ta Saddam Hüseyin’in ABD işgaliyle devrilmesinin ardından Şii, Kürt ve Sunniler, Irak Ulusal İttifakı adıyla hükümet kurmuştu. Başkakan Şiilerden, Cumhurbaşkanı Kürtlerden seçilmişti. Ancak Şii Başbakan Nuri El Maliki’nin Kürtler ile Sunnilere yönelik baskıcı tutumu ülkede gerginliğe ve siyasi krize neden oluyor. Maliki ile Kürt yönetimi arasında uzun süredir bir gerilim söz konusu. Mesud Barzani yönetimi Maliki’nin kurduğu özel kuvvetlerin lağvedilmesini istiyor. Maliki ise ısrarla bu birlikleri Kerkük ve çevresinde konumlandırmayı sürdürüyor. Kürt, Arap ve Türkmenlerin yaşadığı Kerkük; büyük petrol yataklarından dolayı Bağdat ve Kürt hükümeti arasında çekişme nedeni. Kürtler, Irak Anayasası’nın 140. maddesinin uygulanarak kentte önce nüfus sayımı yapılmasını ardından da Kürt yönetimine bağlanmasını isterken; Araplar ve Türkmenler ise şehrin Bağdat tarafından yönetilmesini istiyor. ABD’nin hakemliğine rağmen Kürt yönetimi ile Bağdat hükümetinin bir türlü üzerinde uzlaşmaya varamadığı petrol zengini Kerkük’te aylardır sürekli can alan bombalar patlıyor. Ayrıca 2013 bütçesinde Kürtlere petrol gelirlerinden verilen pay yükseltilmedi. Buna tepki gösteren Kürt vekiller, bütçe oylamasını boykot etti. Maliki hükümeti, Kürt yönetiminin Türk devletiyle enerji ve petrol ticareti anlaşması yapmasına da sert tepki gösteriyor. Tüm bu gelişmeler üzerine Kürt vekiller durum değerlendirmesi yapmak üzere Hewlêr’de adeta kampa girdi. En son Mesud Barzani’nin biraraya gelen milletvekilleri, Irak’ta milli mutabakat sağlanana kadar Parlamento çalışmalarına katılmayacakları ve Bağdat’a dönmeyeceklerini açıkladı.


Neden böyle bir karar alındı?

Konuyu yakından bilen bir isim olan Kürdistan Parlamenterler Birliği Başkanı Nimet Abdullah, “Kürtler bu boykotu yapmak zorundaydılar. Çünkü Irak Hükümeti, Kürtlerin isteklerini görmezlikten geliyor” dedi. Dicle Haber Ajansı’na konuşan Kürt siyasetçi, böylesi bir karara neden gidildiğini şöyle izah etti: “Hewlêr ve Bağdat hükümetleri arasında uzun bir dönemdir anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Bu sorunların aşılması ve daha sağlıklı diyalogların geliştirilmesi için Kürt hükümeti çok çaba harcadı. Heyetler yollandı, görüşmeler yaptı. Ama sorunların çözülmesi için Irak Hükümeti olumlu sayılabilecek adımlar atmadı. Bu sorunların neler olduğu bilinmektedir. Sorunlardan biri Anayasa’nın 140. maddesinin uygulanmamasıdır. Ayrıca bütçe, sınır, peşmerge gücünün resmiyeti gibi bazı Anayasal sorunlar da bulunmaktadır. Bu sorunlara ilişkin Irak Hükümeti bir düzeltmeye gitmemiş, bir takım kısmi düzenlemelerle yetinmiştir. Ancak Kürt halkı sürekli olarak Irak Hükümeti’ni bekleyecek durumda değildir.”

Boykotun riskleri de var

Boykotun Bağdat Hükümeti üzerinde baskı kurma amaçlı olduğunu söyleyen Abdullah, ancak bu kararın bazı riskleri de taşıdığına işaret etti: “Kürt parlamenterlerin bulunmadığı Meclis oturumlarında Kürtlere karşı karar alınması riski var. Yalnız Kürtler böylesi bir boykota gitmek zorundaydılar. Umarız bu süreç daha da kötüye gitmeden olumlu noktalara evrilir.” 

Boykot bağımsızlık ilanı değil
Boykotun “Kürtler bağımsızlık ilanına hazırlanıyor” şeklinde yorumlanmasını doğru bulmadığını ve “Bu bir bağımsızlık ilanı” değildir diyen Abdullah, mevcut koşulların bağımsızlık ilanı için yeterli olmadığına dikkat çekti. Tüm Kürtlerin bağımsız bir devlet hayali olduğunu ve Kürtlerin de tüm halklar gibi kendini yönetme hakkı bulunduğunu belirten deneyimli siyasetçi, ancak bağımsızlık için tam bir siyasi birlik, ekonomik güç ve diğer dünya ülkelerinin desteğinin de gerektiğine dikkat çekti.

YNK seçime tek başına girecek

Ülke gündeminde yer alan en önemli konulardan bir diğeri olan 2005 yılından beri tüm seçimlere ortak listeyle katılan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (YNK) ortaklığının bozulma işaretleri vermesi. Zira YNK, önümüzdeki aylarda yapılacak olan bölge seçimlerine tek başına gireceğini açıkladı.

Birlik Kürtlere kazandırır

Nimet Abdullah, Hewlêr ile Bağdat arasında yaşanan gerginliklere de atıfta bulunarak böylesi bir süreçte YNK’nin bu kararı almasının yanlış olduğunu söyledi. Bu durumu bir süredir tedavi altında olan Irak Cumhurbaşkanı ve YNK lideri Celal Talabani’nin yokluğunun etkisine bağlayan Abdullah şöyle konuştu: “Çok kritik ve hassas bir dönemden geçmekteyiz. Bu tür süreçlerde Talabani’nin yaklaşımı her zaman birlikten yana olmuştur. Bu noktada YNK yönetimi Talabani’nin yaklaşımlarını örnek almalı. Demokrasinin verdiği özgürlükler doğrultusunda partiler bağımsız, tek başlarına, kendi listeleriyle seçimlere girebilirler. Ancak bulunduğumuz süreç bizden birlik olmamızı istemektedir. Bundan dolayı tek listeyle ve tüm partilerin birliğiyle seçimlere girmemiz en doğrusudur.”

HABER MERKEZİ