1 Kasım seçimlerine sayılı günler kala Davutoğlu AKP klasiklerini bir bir sergiliyor. DAİŞ ile 360 derecelik farktan, canlı bombaların eylem yapmadan yakalanamayacağına ve beyaz Toroslara kadar... Hepsi birbirinden faul, hepsi birbirinden bilinç altının dışa vurumu. En son Urfa mitinginde gençlere dönük bir çok vaatten sonra; “…Şimdi işiniz, maaşınız var, aşınız var. Ne kaldı? Eş kaldı eş. Biz bu toprakların insanlarının bereketlenmesini istiyoruz, çoğalmasını ama aynı zamanda iş güç sahibi olmasını da istiyoruz…” diyor. Davutoğlu gençlere çeyiz yardımı sözünü de veriyor ve arkasından ekliyor; “Böyle devlet sevilmez mi?”

Bir kere bütün gençlerin işi, maaşı ve aşı yok.  

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)  2015 Mayıs, Haziran ve Temmuz ayı verilerine gore genç nüfusta işsizlik oranı artış gösteriyor. 

TÜİK 2015 Mayıs verilerine gore 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 1.2 puanlık artış ile yüzde 17.0’ye, Haziran ayında 1 puanlık artışla yüzde 17,7’ye, Temmuz ayında ise 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 0,1 puanlık artış ile %18,3'e ulaştı. 

“OECD 2013 verilerine göre Türkiye’de 15-29 yaş arası gençlerin %31,25’i; ne istihdam içinde yer alıyor ne de eğitim-öğretim içinde. Yani 15-29 yaş arası her 3 gençten 1’i işsiz ve/veya eğitim-öğretim sistemi içinde yer almıyor. OECD ortalaması %15,49. Başka bir ifadeyle, Türkiye’deki oranın yarısı. Daha vahimi, Türkiye %31.25 oranı ile OECD ülkeleri arasında (33 ülke arasında) son sırada.”  http://globalpse.org/turkiyede-genc-issizlik-sorunu/

Verilerden de anlaşılacağı üzere Türkiye’deki genç nüfusun iş, aş ve maaş sorunu var. 

Başbakan Davutoğlu gençlerin tüm bu sorunlarını çözmüş ve sırada eş bulma sorunu var!  

Öncelikle eş bulmak ne demek? Neyi nereden buluyorsunuz? Eş bulmak için veri tabanlarınız mı var? Yoksa hayatta tek amacı eş olmaya kurgulanmış kızları ve erkekleri mi yetiştiriyorsunuz? Bu gençler zamanı gelince AKP’li anne babalarına görücüye mi çıkacak? Bu arada başlık parası da var mı acaba? Eşlerin sipraşle bulunduğu bir ülkenin sağlıklı bir toplumu olur mu? Ya da oldu mu? 

Dahası; sınırlarının ötesinde savaş olan, ülke topraklarında her gün çatışma, kan ve göz yaşı olan bir ülkenin gençleri seçim vaatlerinde gerçekten parti liderlerinin eş bulmasını mı ister? Bir başbakanın öncelikle gençlerin nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek istediklerini sorması gerekmez mi?

Başbakan Davutoğlu’nun "Böyle devlet sevilmez mi” sorusuna 1 Kasım seçimlerine ilişkin BBC Türkçe servisinden Rengin Arslan’ın “Gençler nasıl bir ülke hayal ediyor” röportajı cevap veriyor aslında.

Gençler; 

"Kimsenin evine cenaze gelmediği bir ülke…"

"Kesinlikle daha eşitlikçi bir ülke"

"Ben gece dışarı çıktığım zaman annemin, 'Kızım aman dikkat et' demediği bir ülke" 

"Gerçek anlamda özgürlükçü bir ülke"

"Bu kadar sorunun arasında belki daha az önemli ama etrafımda ucube binaların olmadığı bir yerde yaşamak istiyorum" diyor.  

Görüldüğü gibi bu üniversiteli gençlerin eş, hatta aş ve maaştan önce barışın hakim olduğu bir ülke hayalleri var. Muhtemelen üniversiteli olmayan gençler de "Savaş olsun ama bizim de işimiz, aşımız ve eşimiz olsun" demiyorlardır. 

Cizre’de, Silvan’da, Gever’de Artvin’de, İstanbul’da, İzmir’de, Adana’da, Amed’deki gençlerin özlemi muhtemelen böyle bir ülkedir. Yani eşit, özgür, demokratik, adil bir ülke. Böyle bir ülkede iş, aş, maaş daha anlamlı olur.

Bırakın gençler kendi arkadaşlarını, kendi eşlerini kendileri bulsun. Onlara barış, demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük yüklü bir gelecek bırakalım. Öyle bir ülke olsun ki, birbirini boğazlamadıkları, linç etmedikleri bir ülke olsun. Devletin gücüne değil, insanlığın, vicdanın, ahlakın, eşitliğin, adaletin gücüne dayanarak; hangi kimlikten olursa olsun birbirinin hakkını, hukukunu gözeten gençler olsun. Kürt'ün eşitliği, Türk'ün; Ermeni'nin özgürlüğü Çerkez’in, Alevi ve Êzîdî’nin hakkı Sunni’nin sorunu olsun, derdi olsun. Birinin eksikliğinin yaşamın eksikliği olduğunu bilsin. İşte o zaman gelecek kurtarılmış, aş, iş kazanılmış olur. Gençlerine barışı, özgürlüğü, eşitliği, adaleti öğreten, bekleyen ve bununla geleceği kuran devlet sevilir. 

Dolayısıyla gençlere demokratik, eşit, adil, barışçıl bir ülke kim vaat ediyorsa seçimi ve geleceği de o kazanacak demektir.