Fransa'nın başkenti Paris'te 9 Ocak'ta katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in dosyasını takip eden anti terör hakimi Jeanne Duye'nin evine giren 'hırsız', Duye'nin bilgisayarını çaldı.
Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbîn) ve Leyla Şaylemez'in (Ronahî) katledilmelerinin üzerinden 10 ay geçti. Katliamdan sonra dosya, anti terör hakimi Jeanne Duye'in de içinde bulunduğu üç hakim tarafından izleniyordu. 23 Eylül tarihinde anti terör hakimi Jeanne Duye'nin evinin soyulduğu önce 'Le Parisien' ardından da 'Le Figaro' ve 'Le Monde' gazetelerine yansıdı.

İlginç tesadüfler!
Le Parisien ve Le Monde hakimin adını vermezken Le Figaro hakimin adını ifşa etti. Katedilen üç Kürt kadının aile avukatlarının "Ömer Güney hakkında Fransız idari makamları tarafından olaydan önce bir dinleme ve izlemenin olup olmadığı konusunda incelemenin yapılması" konusundaki başvurusu dosya hakimleri tarafından reddedildiği 20 Eylül'den üç gün sonra yaşanan 'hırsızlık' vakasında evde sadece Duye'nin kişisel bilgisayarının alınması ise Fransa açısından yanıtlanması gereken bir dizi soruyu barındırıyor.
Le Parisien gazetesinde 'hırsızlık' olarak yansıtılan olayın hangi hakimin evinde yaşandığı belirtilmezken Le Figaro haberi şu şekilde duyurdu: "Bir yıldır Saint Eloi Galeresi'nde hakim görevi gören Duye'nin evine hırsız girdi tüm dava dosyalarının kayıtlı olduğu bilgisayar çalındı. Tarnac SNCF 'sabotaj' dosyası üzerine özellikle çalışıyordu."
Üç Kürt kadının dosyasından ise söz edilmiyor. Oysa SNCF dosyası, çoktan bitmiş bir dosya olarak biliniyor.

Ayrıntılar bilgisayarındaydı

"Duye, anti terör seksiyonuna bir yıldır seçilmişti. Paris Yüksek Mahkemesi'ne geçmeden önce 2008'e kadar Nanterre Yüksek Mahkemesi'nde başkan yardımcısı olarak görev yaptı" denilen haberin devamında şu cümlelere yer verildi: "Hırsız ya da hırsızlar Duye'nin evine hiçbir zarar vermeden, iz bırakmadan girmişler ve tüm dosyaların kayıtlı olduğu dizüstü bilgisayarı çalmışlar. Duye, ekipte yeni olmasından kaynaklı her türlü dosyayı takip etmekle yükümlüydü. Bunların arasında İslamist davalardan tutalım Korsika davalarına kadar ve aynı zamanda 2008'de yaşanan Tarnac sabotaj davası da bulunuyor. Savunma gizliliği gerekçesi ile bir dava Paris tarafından açılmıştı. Dosyalarda avukatların elinde olmayan gizli detayların sorgu hakiminin bilgisayarında olduğu belirtiliyor." 

Özel korunma gerektiren

Dosyaların özel bir korumaya sahip olup olmadığı ise muamma. Eski dosyalar üzerinde kristal sistemi denilen bir korumanın olmadığı ama Duye'nin anti-terör hakimi olduğu süreçte böyle bir sistemin koruma amaçlı kullanıldığı kaydediliyor. Haberde adı belirtilmeyen iç istibarat merkezinden eski bir üst düzey yetkilinin şu açıklamasına da yer veriliyor: "Sadece Sayın Duye bize bilgisayarını alan kişilerin, hangi dosyalarına ulaşıp ulaşamayacağını söyleyebilir ve o zaman gizli savunmayı içerip içermediğini öğrenebiliriz, çünkü sonuçta bu sulh hakimleri polisin ve anti terör ekiplerinin özel raporların ulaşma yetkisine sahipler."
Haberin içeriğinden de anlaşıldığı gibi Duye'nin bilgisayarında izlediği dosyalara dair bilgilerin korumalı ya da korumasız olup olmadığı bilinmiyor. Ama haberlerde üç Kürt kadınına dair bir tek cümle bile kullanılmaması şaşırtıcı. Oysa bu 'hırsızlık' vakkasının bu dosyadan bağımsız olduğu düşünülemez.

Koruma nasıl aşıldı?

Anti terör hakimlerinin Fransa'da olağanüstü bir biçimde korunduğu bilinirken bu korumayı kimin aşıp Duye'nin evine girerek kişisel bilgisayarını çaldığı, sorusu basit bir hırsızlık cevabıyla verilmeyi haketmiyor. Duye, son bir yıldır anti terör hakimi olarak çalışıyor; üzerinde çalışma yürüttüğü temel dosya üç kürt kadının katledilmesine dair dosya. Duye ne tür verilere ulaştı ki kişisel bilgisayarı çalındı? Anti-terör hakimi ilgilendiği dosyaları evine götürme hakkına sahip mi?
Fransız basını bu sorularla ilgili olmadığı gibi bilgisayarda neler olup olmadığından öte bir anti-terör hakiminin evine nasıl girildiği sorusuyla da ilgili değil. Evine girip rahatlıkla kişisel bilgileri çalınan bir hakimin bugüne kadar tehdit alıp almadığı ise başka bir tartışma konusu. Fransa'daki Kürt siyasi çevreleri, "Üç Kürt kadınını koruyamayan Fransa, derin güçler karşısında kendi hakimini de gözden çıkarıyor mu?" diye soruyor. Kürtlerin kaygısı da var: "Dosya hakiminin evinden kişisel bilgisayarı hangi amaçla alınmış olursa olsun katliamı işleyen güçlerin hala işbaşında oldukları düşünülmeli. Hakime yönelen güçlerin bu davanın gidişatını değiştirmek istedikleri çok açık."

Avukatların inceleyemedi
Aile avukatlarının "Ömer Güney hakkında Fransız idari makamları tarafından olaydan önce bir dinleme ve izlemenin olup olmadığı konusunda incelemenin yapılması" yönündeki başvurusu dosya hakimleri tarafından 20 Eylül'de reddilmişti. Dosya avukatlarından Antoin Comte'un basına verdiği bilgiye göre, dosya hakimi Cristophe Teissier ve Jeanne Duye "Bu talebin bu olayla bir ilişkisi yok" gerekçesiyle ret karar verdi. Duye bu kararı baskı altında olduğu için mi aldı, sorusu 'hırsızlık' olayı olarak basına yansıtılan olaydan sonra Kürtlerin haklı kuşkusuna neden oluyor.


SELMA AKKAYA/PARİS