
Türk cezaevlerinde tutulan 147 gazeteciye dün de Hatay Ses Gazetesi çalışanı Ceren Taşkın eklendi. Taşkın, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklandı. 19 gündür gözaltında tutulan 6 gazetecinin dosyasına hala ulaşılamazken, avukatlar gözaltıların hukuksuz olduğunu söyledi. Bütün bunlara rağmen Türk Adalet Bakanı Bozdağ, cezaevinde gazeteci olmadığını söylüyor. Basın örgütleri Bozdağ’a tepki gösterdi.
Hatay’da geçtiğimiz günlerde sosyal medya paylaşımları üzerinden “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla gözaltına alınan Hatay Ses Gazetesi çalışanı Ceren Taşkın, dün adliyeye çıkarıldı. Savcılıkça ifadesi alınan Taşkın, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, “örgüt propagandası yapmak”tan tutuklanma talebiyle sorgu hakimliğine sevk edildi. Hakimlik aynı suçlamayla Taşkın’ı tutuklayarak, cezaevine gönderdi.
20 gün oldu
İstanbul merkezli yürütülen soruşturmada 25 Aralık’ta gözaltına alınan gazeteciler Ömer Çelik, Metin Yoksu, Tunca Öğreten, Derya Okatan, Mahir Kanaat ve Eray Saygın 20 gündür gözaltında tutuluyor. Ne ile suçlandıkları ise bilinmiyor. Gazeteciler hakkında herhangi bir delil ise şu ana kadar avukatlara tebliğ edilmiş değil.
Okatan açlık grevinde
Gözaltına alınan gazetecilerden Derya Okatan’ın başlatmış olduğu açlık grevi eylemi ise devam ediyor. Okatan’a şu anda B1 vitamini verilirken, hayli zayıfladığı belirtildi.
Avukat Özcan Kılıç, gazetecilerin gözaltına alınmasını, “saçma sapan bir gözaltı” şeklinde yorumlarken, gözaltı kararının hukuksuz olduğunu dile getirdi. Gazeteciler hakkında verilen 30 günlük gözaltı kararını ise Kılıç, “Ellerinde olmayan delilleri üretmeye çalışıyorlar” şeklinde değerlendirdi.
Avukatlardan Bülent Çoban ise dosyanın içeriğine dair hiçbir şey bilmediklerini kaydederek, “Normalde 5-10 gün uzatılan gözaltı süreleri burada 30 gün birden verildi. Bununla ne kastettiler anlamış değiliz” dedi. Çoban, 30 günlük gözaltı süresinin alışılmışın dışında olduğunu ifade ederek, bir an önce bu kararın kaldırılmasını istediklerini ifade etti.
Avukat Sezin Uçar da gazetecilerin 20 gündür gözaltında tutulmalarının başlı başına bir infaza dönüştüğünü vurgulayarak, savcılığa çıkarılacakları günün bile belli olmadığını ifade etti.
Uçar, 20 gündür açlık grevinde olan gazeteci Okatan için de doktor kontrolünde B1 vitamini aldığını ifade ederek, aşırı kilo kaybı yaşadığını dile getirdi. Uçar, Okatan’ın bel ağısı yaşadığı, grip olduğunu ve troit testleri yapıldığını söyledi.
Bozdağ’ın yalanını tekzip
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, Anayasa değişikliği görüşmelerinde “Gazetecilik yaptığı için tutuklu kimse yok” açıklamaları ulusal ve uluslararası basın örgütleri tarafından tekzip ediliyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) dünya basın özgürlüğü endeksine göre, Türkiye 180 ülke arasında 151’inci sırada yer alıyor. Rapora göre, dünya genelinde 348 gazeteci cezaevindeyken bu sayının 100’ü aşkını Türkiye’de. Raporunda, dünya genelinde tutuklu gazeteci sayısının yüzde 6 oranında arttığına dikkat çeken RSF, bu rakamın Türkiye’de bir önceki yıla oranla 4 kat, yüzde 22 oranında artış sergilediğini belirtiyor. RSP aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “basın düşmanı” listesinde yer verdi.
Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) 2016 yılı Dünya Basın Özgürlüğü raporunda ise 2016 yılında dünya çapında en az 257 gazeteci cezaevine girerken, rekor ise Türkiye’de. Uluslararası basın meslek örgütlerine göre; Türkiye cezaevindeki 148 gazeteci ile gazetecilerin tutuklu olduğu ülkeler sıralamasında birinci sırada yer alırken, Freedom House ise yayınladığı raporda, Türkiye’nin basın özgürlüğü açısından “yarı özgür ülke” konumundan “özgür olmayan ülke” konumuna düşürüldüğünü açıkladı.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun (TGDP) 11 Ocak 2017 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde 15’i imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 147 gazeteci tutuklu.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, konuşmasında şunları ileri sürmüştü: “Türkiye cezaevlerinde salt gazetecilik yaptığı için tutuklu hiçbir kimse yoktur. Mesleği gazetecilik olanlar var. Eğer bir kişi -mesleği gazeteci ama- diyelim ki uyuşturucuda suçüstü yapılmışsa yani mesleğinin gazetecilik olması onun yargılanmasına, tutuklanmasına, mahkûm olmasına engel olabilir mi? Bakın, adam öldürmekten içeride yatan gazeteciler var ama onları kimse dile getirmiyor. Bakıyorum, içeride tutuklu gazeteci sayısı, mesleği gazeteci olanların sayısı farklı ama dile getirilene bakıldığında, onların içerisinden bazıları özellikle seçilip gündeme getiriliyor. Bu da tabii bu yaklaşımın yanlış olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir. Onun için, hiç kimse gazetecilik yaptı diye içeride değil. Onlarla ilgili bir suç isnadı var. Bunları soruşturan savcılar var. Bunlara ilişkin karar veren hâkimlikler, mahkemeler var. Bunu özellikle ifade etmek isterim.”
ANKARA