NPG Komutanı Murat Karayılan, ateşkesi bozma gibi bir niyetlerinin olmadığını, ancak askeri operasyon yapılması halinde yaşanacak bir çatışmanın bu süreci bozabileceğini söyledi.

Geri çekilme süreci durdurulduktan sonra Kuzey Kürdistan tarafında kalan gerillalara uzun mesafeli telsiz aracılığı ile seslenen NPG Komutanı Murat Karayılan, çözüm sürecinin kritik bir aşamaya geldiğine dikkat çekerek, geri çekilmeyi durdurmaya mecbur edildiklerinin altını çizdi. Karayılan, gerilla güçleri geri çekilirken Türk devleti ve AKP Hükümeti’nin çözüme dönük güven verici hiçbir adım atmadığını belirterek, tersine savaşa hazırlık anlamına gelen pratik uygulamalar geliştirildiğini ve bunun da ciddi kuşkular yarattığını kaydetti. Eğer geri çekilmenin ağırlaşmasından bahsediliyorsa, bunun temel nedeninin kendileri değil AKP’nin bu uygulamaları olduğunu ifade eden Karayılan, “Doğrudur, devlet tarafı, güçlerimizin dışarı çıkması için imha operasyonlarını durdurdu. Ama bunun dışında hiç bir şey yapmadı. Tersine karakollar, yollar, barajlar yaptı, yeni korucu kadroları açtı” dedi. “Devlet adım atsaydı durum farklı olabilirdi” diyen Karayılan, çözüm süreci için belirtilen yol temizliğinin yapılmadığını hatırlattı. Karayılan, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Öcalan’ın şartlarının değişmediğini vurgulayarak zihniyet değişiminin gereğini şöyle ifade etti: “Bu Terörle Mücadele Yasası, Kürtlere karşıtlık yasasıdır. Bu sürecin gelişmesi için üzerine sorumluluk almış birinci kişi Önder Apo’dur. Onun üzerinde bile tecrit devam ediyor; avukatları bile kendisiyle görüşemiyor. Devletin Kürt sorununda gerçekten ne düşündüğü ve nasıl bir zihniyet taşıdığı bu süreçte açığa çıktı. Bu süreçte belki bazı devlet kademelerinde belli düzeyde bir değişim olmuş olabilir ama AKP Hükümeti’nin zihniyetinde sorunun çözümüne dönük değişimin pek yaşanmadığını görüyoruz.”

Aksi taktirde tamamen tıkanır

Sürecin kritik bir aşamada olduğunu, zaten geri çekilmenin durdurulduğunu kaydeden Karayılan, “Bu kararı almaya devlet bizi mecbur etti. Sorumlu AKP Hükümeti’dir. Eğer yarın bu süreç bozulursa sorumlu biz değiliz. Çözümün gelişmesi için Önderlik bir kez daha bir çerçeve önerdi. Bu çerçeveye göre, öncelikle diyalog süreci müzakereye dönüşmeli, görüşmeler bu temelde yeni bir formatla sürdürülmelidir. Bununla birlikte 3 başlık halinde şunları ifade etti: Birincisi, bundan sonra görüşmelerde bağımsız, gözlemci bir tarafın da olması gereklidir. Müzakerede kararlaştırılanları kim yerine getirmezse onları uyaran bir güç lazımdır. İkincisi, sorunun çözümü için gerekli yasal ve anayasal değişimler geliştirilmelidir. Ve sonuncusu da görüşme sürecinin başarısı için Önderliğin koşullarının değişmesi gerekmektedir. Bu üç önemli konuda adım atılır ise süreç ilerleyebilir. Aksi durumda süreç tümüyle tıkanma noktasına gelir” dedi.

Boşa çıkarma paketi

Karayılan,  Erdoğan’ın ‘demokratikleşme paketi’nin pazarlık sonucunda oluşmadığı açıklamasına “Zaten bu paket çözüm paketi değildir” cevabını vererek şunlara dikkat çekti: “Çözüm sürecini boşa çıkartma paketidir. Bu paket onların zihniyetini ele vermiştir. Onların zihniyetinde çözüm olmadığı açığa çıkmıştır. Onların zihniyetinde Kürtlerin kabulünün olmadığı açığa çıkmıştır. Kürtleri hazmedememişler. Kürtlerin adını bile söylemek istemiyorlar. Mesela Erdoğan bu paket üzerine 45 dakika konuştu, konuşmasında bir kez bile Kürt kelimesi geçmedi. Biz bu zihniyeti 90 yıldır tanıyoruz. Kürt demiyor ve Kürtlerin doğal haklarını tanımıyor. Bu herkes tarafından bir kez daha görüldü.”
Çözüm sürecinin ilerlemesi için yasal ve anayasal adımların atılması gerektiğini belirten Karayılan, “Kürt sorunu ayak üstü oluşturulmuş paketlerle tek taraflı çözülemez. Bu şekilde olan paketler boştur” diye konuştu.

Anadil vazgeçilmez şart

Anadilde eğitimin vazgeçilmez bir şart olduğunun altını çizen Karayılan, şöyle devam etti: “Kürdistan’da anadilde eğitim hakkı olmazsa ve devlet iki dilli olmazsa nasıl çözüm olacak? Eğer Kürt dili üzerindeki yasaklar devam ederse nasıl çözüm olur ki? Önderlik başta olmak üzere, soykırıma karşı direnen, insanlık mücadelesini yürüten herkes özgür olmazsa çözüm nasıl gelişecek? Eğer Kürt halkı kendi kendini yönetmezse, şehirlerini kendisi yönetmezse nasıl çözüm olacak? Çok açık ki, Türk devletinde zihniyet düzeyinde temel değişiklikler yaşanması gerekiyor. Çözüm ancak böyle olur. Bu olmadan olmaz. Peki bunlar şimdi devlette ve AKP Hükümeti’nde var mıdır? Hayır. O zaman bu zihniyetle çözüm olmaz. Çözüm ancak zihniyetin değişimiyle olabilir. Kürt halkının kabul edilmesiyle olabilir. Kürt halkının inkarı büyük bir haksızlıktır. Bu inkar kalkmalıdır. Bu hakları gasp etmekten vazgeçmelidirler. Çözüm ancak böyle gelişebilir.”

Önemli günler

Kürt Özgürlük Hareketi’nin tutumunun bir deklarasyonla açıklanacağını hatırlatan Karayılan, neden böyle olacağına da şöyle açıklık getirdi: “Birkaç gün daha durum izlenecektir. Bazıları diyor ki, ‘tartışmak istiyorlar, Öcalan’dan haber bekliyorlar.’ Öyle değil; biz, önümüzdeki yakın günler içinde devlet ne yapacak onu öğrenmek istiyoruz. Çünkü bazı uyarılar yapıldı. Önümüzdeki günler içinde bu konuda elbette gerekli tartışmalar yapılır ve bir deklarasyonla tutumumuz açıklanır. Görünüyor ki eğer devlet ve hükümet çözüm için gerekli yasaları ilan etmezse, o zaman biz kendi yasalarımızı ilan edeceğiz. Şimdi yaşanan süreç bu noktaya gelmektedir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz günler süreç açısından önemli günlerdir.”

Rojava’da savaş ilanı

NPG Komutanı, çözüm süreci için yaptıkları ateşkes ilanına karşı Türkiye’nin Rojava’ya karşı girdiği dolaylı savaşa dikkat çekerek El Nusra çetesiyle Türkiye’nin ilişkilerine vurgu yaptı. Karayılan şöyle konuştu: “Biz ateşkes ilan ettik, onlar da Rojava Kürdistan’ına karşı savaş ilan ettiler. Bazı silahlı çeteleri örgütleyerek ve yönlendirerek Rojava’da savaşı geliştirdiler. Biz, El Nusra vb. silahlı çete gruplarının nerede ve nasıl kurulduğunu biliyoruz. Türk devleti, onların yoluyla savaş ilan etti. Çünkü orada Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı doğal haklarına kavuşmasını istemiyorlar. Şuanda bütün Suriye halkı kendi şehirlerinin denetimini ele geçirme sürecine girdi; Kürt halkı da orada böyle yapmış durumda. Halkımız Kürdistan şehirlerinde kendi sistemini kurmak istiyor ama AKP Hükümeti buna karşı tutum aldı ve bir yıldan fazla zamandır bu halk devrimini boğmak için her türlü yolu denedi. Bu çabaları halen de devam etmektedir.”

Danışıklı dövüş

El Kaide’nin Reyhanlı saldırısını üstlendiği iddiasının El Kaide ile Türk devleti arasında danışıklı bir dövüş olduğunu söyleyen Karayılan, şunları ifade etti: “Kaç gündür El Kaide’ye bağlı El Nusra Cephesi’ne karşı açıklama yapıyorlar. Çünkü artık bu yükü kaldıramıyorlar. Gerçekten AKP, El Nusra Cephesi’yle pratikte ilişkisini kesecek mi, kesmeyecek mi? Biz buna inanmıyoruz. Resmi olarak koparmış gibi görünebilirler ama bazı devlet kademeleri ilişkilerini sürdürecektir. Çünkü onların Türkiye’de ağırlıkları, kadroları ve yerleri var. İlişkilerinin tamamen kopmuş olduğunu herkese göstermek için El Kaide’nin bir kolu Reyhanlı olayını üstlendi. Açık ki bu danışıklı bir dövüş durumudur. Belli ki bundan haberi olmayan Hatay Emniyet Müdürlüğü, ‘hayır bunlar yapmamış, filankesler yapmış’ diye açıklama yaptı. Çünkü kendileri yapmadığı halde dünya kamuoyuna AKP ile El Kaide’nin ilişkisi olmadığını göstermek için daha önce yapılmış olan bu olayı üstlendiler. Gerçekte ise yapmamış olmaları büyük bir ihtimaldir. Buradan da samimiyetin olmadığı anlaşılıyor. Gerçekten El Nusra’ya karşı bir tutum alma yoktur; sadece resmiyette böyle bir görüntü veriliyor. Çünkü biz biliyoruz ki, şu an birçok çatışma bölgesinde Türk devlet yetkilileri bu kesimlere doğrudan destek sunmaktadır. Türk devletinin desteği olmazsa, El Nusra ve Irak-Şam İslam Devleti bir hafta bile Rojava Kürtlerine ve YPG’ye karşı savaşamazlar.”

Halk savaşı yürütülüyor

Karayılan, YPG’nin Rojava’daki direnişini Halk Savunma Merkezi adına selamlayıp HPG’nin Rojava’ya gittiği söylentilerini yalanladı. Karayılan, şunları söyledi: “Sanki biz gitmişiz de orada savaşıyoruz. Hayır. Gücümüzün nerede olduğu bellidir; basın da gelip görebilir. Öyle bir şey yoktur. Rojava halkımızın kendi örgütsel temelleri eskiden beri vardır; tecrübeleri vardır; kendileri kendilerine yetebilir ve yetiyor da. HPG’nin oraya gittiği söylemi doğru değildir. Bunu, yenilgilerinin üzerini kapatmak için söylüyorlar. Bunu kendilerine gerekçe yapıyorlar. Batı Kürdistan halkının değerli evlatları kendileri örgütlenmişler ve topraklarını koruyorlar. Bir diğer konu ise orada sadece YPG değil, tüm halk savaşıyor. Gerçek anlamda bir halk savaşı vardır orada. Halkın bu iradeleşmesi karşısında Türk devletinin çabaları ve tüm saldırgan çeteleri yenilmişlerdir.”

Ateşkes bozulur mu?

Karayılan konuşmasının sonunda ateşkesi bozma gibi bir niyetlerinin olmadığını fakat devletin operasyonlar yapması halinde yaşanacak bir çatışmanın ateşkes sürecini bozabileceğini ifade etti. Kuzey güçlerine ‘her ihtimale hazır olmaları’ talimatını veren Karayılan, şöyle seslendi: “Süreç hassas bir noktaya ulaşmış durumdadır. Belirttiğimiz gibi devlet ateşkesi bozmazsa biz bozan olmayacağız. Ancak birkaç gündür devlet operasyonlar yapmakta. Bu operasyonlarda arkadaşlarla karşılaşma olur ve çatışma yaşanırsa tabii ki süreç bozulur. Çünkü biz daha başlangıçta ‘eğer operasyonlar olursa süreç sona erer’ demiştik. Bunu 25 Nisan’da yaptığımız basın toplantısında ben kendim dile getirdim. Bu, sürecin bir şartıdır. Yani devlet güçleri operasyon yaparsa, çatışma ve kayıplar yaşanırsa, süreç son bulur. Biz kendi açımızdan böyle bir şeyi düşünmüyoruz ama devleti bilmiyoruz. Bu nedenle tüm arkadaşlar ateşkesin devam etmesi için hassas yaklaşmalıdırlar. Bu bir. İkinci olarak ise ateşkes tek değil iki taraflıdır. Diğer tarafın bozması mümkündür. Bu yönü de düşünülerek arkadaşlar her ihtimale hazırlıklı olmalıdır. Yani biz devam etmeyi esas alıyoruz ama karşı tarafın esas alıp almayacağını bilmiyoruz. Bunun için bütün gücümüzün her ihtimale hazır olması gerekmektedir.”

ANF/BEHDİNAN