Sadece bir ana değil; sadece devrimcilerin anası değil; aynı zamanda devrimcinin ta kendisi Hatice Ana.

Sadece devrimci evlatlarına ev sahipliği yapan, pantolonlarını yamayan, karınlarını doyuran değil; onlarla birlikte direnişlerde öncülük yapan Hatice (Altun) Ana.
1970’lerde oğlunun cebine koyduğu 500 lirayla evlatlarını Antep’e yollayan, Haki’nin, Kemal’in annesi.  
Bir kadın, bir direnişçi, bir tutsak Cesaret Ana.
Bir sürgün, bin sürgün, zından eylemcisi Hatice Altun.
Brecht’in Cesaret Anasının yaptığı gibi iki oğlunu savaştan uzak tutmaya çalışmak bir yana; onları Kürdistan’ın hiçbir evladından ayrı tutmayan; bilakis daha da cesaretlendiren, devrim yoluna daha da hasreden bambaşka bir ana O.
Öyle ki, ailesi sık gelemediği için Amed zındanındayken en çok Kemal için elbise diken, en çok onlar için yüreği pır pır eden muazzam bir kadın. Rıza’nın, Xazal’ın, Bezar’ın, Kara Ömer’in olduğu kadar, Mazlum’un, Hayri’nin, Sakine’nin annesi.
Bir tarih O. Öylesine bir tarih değil; neredeyse Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana tüm vahşetlere de, o vahşetlerin büyüklüğünden daha büyük direnişlerine de denk gelen bir tarih Cesaret Ana.
O yüzden sadece kendi doğurduklarının değil; Ferhat’ın, Ali’nin, Akif’in yoldaşı.
1990’larda zından zından gezdiği zaman zalimin, vahşet uygulayıcısının kendisinden korktuğu Xece Ana. O ana ki, peştemaliyle sırtında büyüttüğü torunları Doğan’ı, Cumali’yi; evlat-yoldaşlarını anlatarak büyütendir.
O torunları ki, büyükannelerinin anlattığı yoldan yürümüş; yıldızlar ülkesinde amcaları ve büyükannelerinin yoldaşlarıyla buluşmuştur.
O torunları ki, bugün Karşıyaka’da Sevgili Xece Anamızla koyun koyuna yatmaktadırlar.
Böylesine onurlu, direngen, sömürgeciye asla boyun eğmeyen bir hayatın taşıyıcısı olmuş Anamızı bir 14 Temmuz günü kaybetmek de tesadüfi olmasa gerek. Kemal’in, Hayri’nin, Ali’nin ve Akif’in 14 Temmuzunda…
Neredeyse bir yüzyıllık yaşam, sürgünde başladı ve bir başka sürgünde son buldu.
Hayatı dolu dolu, direne direne yaşadı, aman vermedi, ilkelerinin ve inancının peşinden koştu. Çocukluk hayallerine asla ihanet etmedi; her daim bir çocuk saflığıyla kaldı bu yüzden.
Xece Anamızın yaşamı, Kürtlerin bir bütün olarak yaşadıklarının tek kişide simgeleşmiş özeti gibidir. Dört parçaya bölünen, bir sürgünden ötekine yollanan, payına hep acının ve ölümün düştüğü ama bir o kadar da başı dik ve vakur ülkem gibi.
Ne ki, Brecht’ler, Gorki’ler ve diğerleri yazabildiler anaları; biz yazamadıysak da bugün onların gösterdiği yolda milyonlarca yürüyoruz.
Bugün Rojava’da bir devrim tarihi en başta kadınlarca yazılıyorsa; bu Hatice Altunlar sayesindedir.
Kobanê, komple halk düşmanı çeteler ittifakına karşı tarihinin en çetin direnişine tanıklık ediyorsa, Cesaret Analarımız sayesindedir.
Bakur Rojava, Rojava Başur, Başur da Rojhilat ise artık; yine onların sayesinde.
Yine tüm bu kaleler asla ve asla düşmeyecekse onlara borçluyuz.
Bugün IŞİD çetelerine pabuç bırakmayacak kadar asil ve vakur bir geçmişimiz varsa, onların yüzü suyu hürmetinedir.
Colemêrg’de "aşiret kavgası" olarak bize yutturulmaya çalışılan bu "derin" oyunlara karşı yek parça duruşumuza da onlara olan borcumuz için sahip çıkmalıyız.
Sen rahat uyu, Güneş’in yoldaşı.
Sen rahat uyu. Sizler bugüne kadar getirdiniz, tırnağınızla dişinizle kazıyarak; canınızı evlatlarınıza siper ederek bugünlere giden yolun öncüsü oldunuz.
Uğurlar olsun, sen rahat uyu…