Bütün çabalarına rağmen AB ile yürüttüğü Brexit sürecinde kendi partisinden bile destek alamayan Başbakan May, 7 Haziran’da istifa edecek. 13 aday, May’den boşalan koltuğa talip.
Büyük Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılmasını ifade eden ve son yıllarda tam bir yılan hikayesine dönüşen Brexit, hükümetteki bakanların istifasından sonra Muhafazakar Parti lideri ve İngiliz Başbakanı Theresa May’i de tüketti. Büyük Britanya Başbakanı Theresa May, 7 Haziran’da resmen istifa edeceğini açıkladı.
AB ile müzakereler yürüttüğü Brexit sürecinde (Britanya’nın AB’den ayrılması) liderliği sorgulanan May, İngiltere’nin başkenti Londra’da Başbakanlık Konutu’nun önünde yaptığı konuşmada, “Brexit çabasını yeni bir başbakanla yürütmenin ülkenin çıkarına olacağına inanıyorum” dedi.
May, istifasında AB ile yaptığı Brexit Anlaşması’nın kendi partisindeki milletvekillerine bile anlatamama ve onları ikna edememenin etkili olduğunu şu sözlerle dile getirdi: “Milletvekillerini bu anlaşmaya destek vermeye ikna etmek için elimden geleni yaptım. Üzücü bir şekilde, bunu başaramadım. Ülkenin ikinci kadın başbakanı olmak hayatımın en önemli onuruydu.”
Sesi titredi
May son kadın başbakan olmayacağını da ekledi. May’in bu sırada sesinin titremesi dikkat çekti.
Muhafazakar Parti’nin yeni bir lider seçmesi başlatması bekleniyor. Sürecin önümüzdeki hafta başlaması bekleniyor. May’in ise yeni bir lider seçilene dek görevinin başında kalacağı belirtiliyor.
May, AB ile yaptığı Brexit Anlaşması’nı 3 kez Parlamento’da oylamaya sundu ancak destek alamadı. Ana muhalefetteki İşçi Partisi ile bu konuda yapılan görüşmeler de sonuç vermedi. May, Salı günü Parlamento’da yaptığı konuşmada, Brexit anlaşmasının onaylanması halinde, ikinci referandum konusunda da oylama yapma teklifinde bulunmuştu. Bu şekilde İşçi Partili milletvekillerinin desteğini almayı planlamış ancak AB’den ayrılma yanlısı Muhafazakar Partililerin tepkisini almıştı.
İstifasını isteyenler çoğalmıştı
Hem Muhafazakar Parti hem de İşçi Partisi içinde Brexit konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Kabine üyeleri arasında Brexit Anlaşması’na açıktan karşı çıkanlar olduğu gibi, Muhafazakar milletvekilleri arasında da May’in istifasını isteyenler çoğaldı. Kıdemli bakanlarından biri olan Andrea Leadsom’ın Çarşamba günü istifa etmesi bu baskıyı daha da artırdı.
Aslında May, görevden ayrılacağına dair daha önce taahhütte bulunmuştu. Muhafazakar Partili milletvekilleri de daha önce onu görevden almaya çalışmış, ancak başarılı olamamıştı.
May’in Brexit politikasına karşı olan partili milletvekilleri geçen Aralık’ta May’e karşı güvensizlik oylamasına gitmişti.
Liderlikte kimler yarışacak?
May’in bu oylamayı kazanması, parti içindeki muhaliflerinin bir yıl boyunca yeni bir güvensizlik oylamasına gitmesinin önünü tıkamıştı. Ancak May’in liderliğine karşı hoşnutsuzluklar devam etmişti, liderliği konusunda Muhafazakar Parti içinde de tartışmalar başlamıştı.
May’in istifasından sonraki hafta Muhafazakar Parti’de yeni liderlik yarışı başlıyor. Liderlik yarışmasına birçok adayın katılması bekleniyor. Bunların bir kısmı zaten haftalar öncesinden bu planlarını sergilemeye başlamıştı. Liderlik yarışına 13 adayın katılması bekleniyor.
Bunlar arasında daha önce istifa etmiş olan Brexit yanlısı eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Parlamento’nun eski Sözcüsü Andrea Leadsom, Dominic Raab, Çevre Bakanı Michael Gove’ın yanı sıra AB üyeliğinin devamından yana kampanya yürütmüş Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, İçişleri Bakanı Sajid Javid, Çalışma ve Emeklilik Bakanı Amber Rudd gibi isimler var.
En önemli ayrılık noktası
May’in Brexit Anlaşmas’ının Britanya Parlamentosu’ndan geçmemesinin en önemli nedeni, May’in azınlık hükümetine dışarıdan destek veren Kuzey İrlanda’nın Demokratik Birlik Partisi’nin (DUP) “backstop” olarak tarif edilen düzenlemeye karşı çıkmalası. “Backstop” bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile İngiltere arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık’ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor.
İngiltere ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. İngiltere’de anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık’ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor.
LONDRA