PT, parti programı "sosyalist", hükümet programı kapitalist, neo-liberalist olan bir parti. Ve yeni kalkınmacı (neodesenvolvimentismo) neo-liberal politikaları izliyor. PT’nin üst düzey kadroları entelektüel birikimi olmayan insanlar. Zaten seçim kazanmak ve yönetmek için entelektüel birikime ihtiyaç yok, tam tersine anti-entelektüel olmak prim yapıyor ve kazandırıyor.
PT son 12 yılda kendi üst düzey kadrolarını zengin etti. Kamu kurumlarının içini boşalttı, rüşvet dahil bütün yolsuzlukların içine girdi. Boğazına kadar hırsızlığa, yolsuzluğa bulaştı. En büyük kamu kurumu Petrobras’ın tutuklu başkanı, PT’ye seçim kampanyası için gizlice 20 milyon lira kadar bir para verildiğini itiraf etti. Örneğin, tutuklu Petrobras başkanının bu itiraflarına göre Parana PT’den vali adayı kadın, bu paradan yaklaşık 1 milyon tl. kadarını almış ve bu paranın bir kısmı ile estetik ameliyat yaptırmış. Başkan Dilma da halkın parasıyla estetik ameliyatlar yaptırmıştı. 66 yaşındaki başkan Dilma’nın yüzünde tek bir kırışık yok; çünkü yüzü tepeden tırnağa botokslu.
PT adayı Dilma’nın sadece tek bir makyajı 3 bin tl. civarında bir paraya mal oluyor Brezilya halkına. PT "sosyalist" partisinin birçok adayı, milletvekili ve kadrosu hırsızlıktan yolsuzluktan ve rüşvetten tutuklu bulunuyor. Brezilya hükümeti henüz yargıyı denetimine alamadı. Örneğin son dört yılda kamu bankası Banco do Brasil’in 37 üst düzey yöneticisi PT ile bağlantılı yolsuzluklardan dolayı cezaevinde bulunuyor.
Son seçimlerde PT Hükümeti kendilerinin "sosyalist" olduğuna vurgu yaparak ve yoksul halktan yana olduklarını iddia ederek, halkın en yoksul kesiminin oylarına talip oldu. Ve gerçekten de halkın en yoksul kesiminin oylarıyla bir kez daha seçimleri kazandı. Bunda Türkiye’de olduğu gibi halka verilen küçük çaplı para yardımlarının ve makarna, fasulye paketlerinin büyük rolü oldu. PT, halka iş sahası fabrika açmak yerine, makarna fasulye paketiyle onu köleleştirmeyi ve kendine bağımlı hale getirmeyi tercih etti. Oysa işçi ve emekçilere yönelik bütün olumsuz kararlar son on iki yıllık PT iktidarı döneminde alındı. Bunlardan başlıcası ülkede emeklilik yaşını yükselten ve "mezarda emeklilik" olarak bilinen yasa idi. Bu yasa da PT tarafından gündeme getirilerek yasalaştırıldı.
Peki aylar önce PT Hükümetine karşı milyonlarca Brezilyalı neden sokağa çıktı? Neden şimdi tekrar PT’ye oy verdi aynı milyonlar?
Bu estetik ameliyatlı, botokslu zengin "sosyalist kapitalist" neo liberalistler, hala halktan yana olduklarını söyleyerek halkı kandırabiliyorlar. Çünkü halkın her zaman bir gözü kapalıdır, diğer gözü ise propaganda ve demagoji ile kapatılır; bazen uyanır gibi olur ama yeniden uyur. O bilinçsiz olarak yağmalanmaya, sömürülmeye hep hazırdır. Onun adına, onun parasıyla saltanat yaşayanları bir paket makarna ve kölelik uğruna sırtında taşımaya devam eder, hem de hiç şikayet etmeden. Dünyanın birçok ülkesinde yapılan araştırmalar, halkların "hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet" gibi olaylara son derece duyarsız olduğunu gösterdi. Brezilya’dakiler de "sosyalist kapitalist hırsızlar"...
Zapatista lideri Subcomandante Marcos daha 2007 yılında PT’nin "sosyalizme ihanet ettiği" tespitini yapmıştı.
PT Hükümetinin dünyadaki en önemli müttefiklerinden birisi ise AKP Hükümeti. PT ile AKP arasında çok iyi ilişkiler mevcut. Brezilya, Türkiye’ye biber gazı başta olmak üzere birçok ürün satıyor, ticari hacimleri yüksek bu ilişkinin. Ayrıca bazı dönemlerde dış politikada da birlikte hareket ediyorlar; örneğin İran konusunda yaptıkları gibi. Birbirlerini hiç eleştirmiyor, aksine iltifat ediyorlar. Hatta PT adayı Dilma, aynı Türkiye’de olduğu gibi kendisine yönelik bazı eleştirileri "darbe girişimi" olarak niteledi ve medyanın ise "seçim terörizmi" yaptığını söyledi. Dilma ya da tıpkı Erdoğan gibi giderek diktatörleştiği eleştirisi yapılıyor. AKP ile iç politikada da neredeyse aynı söylemleri kullanıyorlar.
Evet, Brezilya’da ambalajı "sosyalist" kendisi kapitalist neo liberalist PT yeniden kazandı. Kaydeden ise kendisi farkında olmasa da yoksul halk oldu.
Rimbaud’nun dediği gibi oldu; "Nizam yeniden kuruldu: Zevk ve sefa alemleri / Eski hırsızları eğlendiriyor gene eski hırıltılarla..."
Belki Türkiye'deki bazı sol gazetelerde "eski gerilla solcu başkan anne kazandı" diye okuyabilirsiniz. İşte "gerilla sosyalist başkan anne" böyle cehennem suratlı bir anne. Bu sol gazeteler araştırmak, incelemek yerine okurlarına yanlış bilgi vermeyi tercih ediyorlar ve neo liberalizme karşı olduklarını söyleyerek, neo liberalistleri sosyalist gibi gösteriyorlar.
Sosyalistlerin artık "iktidar" kavramı üzerine yeniden düşünmeleri gerekiyor. İktidar kendiliğinden sönmüyor, aksine güçleniyor. Parçalanmıyor, aksine parçalıyor. Yozlaştırıyor ve bir zamanlar karşı olduklarına benzetiyor. Bu her tür iktidar için geçerli, "sosyalist iktidar" dahil. Bunun için iste komünizm sonuç olarak "sınıfsız, sömürüsüz, devletsiz yani iktidarsız bir toplumu" hedefler.
Sınıfsız sömürüsüz bir topluma giden yolda, iktidara en az ihtiyaç duyarak ya da hiç ihtiyaç duymadan bunu yapabilmenin teorik ve pratik olanakları araştırılmalı ve tartışılmalıdır. Yeni çağın tartışması bu olacaktır. Bu konuda anarşizmden faydalanılabilinir. Çünkü iktidarın olduğu toplum özgür değildir ve olamaz.
Çünkü gerçek, anarşist düşünür Proudhon’un son derece yalın bir biçimde ifade ettiği gibidir: "İktidar kamu yararı gerekçesiyle ve genel çıkarlar adına yükümlülüğe bağlanmak, yetiştirilmek, soyulmak, sömürülmek, tekellere bağımlı kalmak, zorbalığa maruz kalmak, köşeye sıkıştırılmak, gizemlerle büyülenmek ve yağmalanmaktır; en ufak bir direniş ya da yakınma sözcüğü karşısında baskıya uğramak, ceza görmek, azarlanmak, taciz edilmek, takip edilmek, istismara uğramak, sopayla dövülmek, silahsız bırakılmak, hapse atılmak, yargılanmak, mahkûm edilmek, kurşuna dizilmek, sürgüne gönderilmek, feda edilmek, satılmak, ihanete uğramaktır; alay edilmek, gülünç düşürülmek, öfkelendirilmek, onursuz bırakılmaktır. İktidar budur, onun adaleti budur, onun ahlakı budur..."