1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile temelleri atılan Avrupa Birliği dünyanın en gelişmiş projelerinden biri olarak biliniyordu. Ancak birliğin lokomotiflerinden Birleşik Krallığın ayrılma karayıla 65 yıl süren ve gittikçe genişleyen bu birlik en zorlu sürece girdi ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya. 

Tarihi referandumda İngiltere’de halk %51.9 oranında AB’den çıkılması yönünde oy kullanırken %48.1’lik kesim ise ‘AB’ye devam’ dedi ayrıca %72’lik oy kullanım oranıyla son dönemlerdeki seçimlere nazaran en yüksek katılım oranı, AB referandumunda oldu. 

Referandum ardından İngiliz iç siyasetinde izlenecek yeni politikalar merak konusu oldu. İngiliz parlamentosunun da 28 üyeli AB’den çıkmak için gerekli yasaları geçirmesi gerekiyor, parlamentonun AB konusunu Pazartesi günü tartışmaya açması ve karar sürecine başlatması bekleniyor. 


‘Kaptan kalmam doğru değil’

Referandum yenilgisinin ardından gazetecilerin karşısına çıkan David Cameron, ekim ayından sonra başbakanlık görevinden ayrılacağını açıkladı. Cuma (24 Haziran) sabahı erken saatlerde yaptığı açıklamada Cameron, Birleşik Krallık halkının AB’den ayrılma yönündeki kararına saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak kararın ciddiye alınıp halkın tercihine derhal cevap verilmesi gerektiğini söyledi.  

Cameron 10 Donwinin Street’deki konuşmasında, “Ülkemizin yeni rotasında dümende olmamın doğru olmayacağını düşünüyorum, Ekim’deki Muhafazakar Parti Kongresi’ne kadar yeni bir Başbakan adayı belirlenmeli ve AB’yle müzakereler de yeni Başbakan’ın seçilmesinin ardından başlatılmalı. 

Ayrılalım kampanyasını yürütenleri tebrik ediyorum. Piyasaları ve yatırımcıları temin ederim ki Birleşik Krallık ekonomisinin temelleri sağlamdır. Hizmetlerin, malların ve kişilerin serbest dolaşımında hemen bir değişiklik olmayacak. Müzakerelerde her şeyden önce güçlü bir liderliğe ihtiyaç olacak.” Ifadelerine yer verdi. 


Ayrılma müzakereleri

İngiltere’nin AB’den ayrılması 2 yıllık müzakereler ile gerçekleşecek. Hükümetin bu kararın ardından atacağı ilk adımlardan biri, 2009’da imzalanan Lizbon Anlaşması’nın, üyelerin birlikten ayrılmasını düzenleyen 50. maddesini işleme koymak olacak. İngiltere’nin ayrılık müzakerelerinde odaklanacağı konular arasında Serbest Ticaret Anlaşması ve güvenlik konuları öne çıkacak. 


Corbyn: Kemer sıkmaya tepki

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn AB Referandumu neticelerinin resmi açıklamalarının ardından basına konuştu. Seçmenin kararına saygı duyulması gerektiğini söyledi. Corbyn, referandum sonuçlarını yorumlarken, seçmenin bütçe kesintileri ve kemer sıkma önlemlerinden bıkkınlığının altını çizdi. aUzun zamandır AB üyeliğine devam edilmesi yönünde kampanya yürüten Liberal demokratarların lideri Tim Farron ise ilk açıklamasında, “Bugüne kadar AB’yi destekleyen tüm muhafazakarlara çok kızgınım. Sonuçlar çok kötü ve tam bir hayal kırıklığı.” İfadelerine yer verdi. 

Öte yandan faşist ve ırkıçılığı ile bilinen UKIP lideri Nigel Farage ise AB referandumundan ‘hayır’ kararı çıkması ile 24 Haziran gününün İngiltere’nin kurtuluş günü olması gerektiğini savunan açıklamalarıyla basında yer aldı. Açıklamasında Farage, “AB’den ayrılma müzakerelerini bir an önce başlatıp yeniden küresel bir aktöre dönüşmeliyiz. 23 Haziran’ı resmi tatil ilan edip ‘Bağımsızlık günü’ olarak adlandırmalıyız.” sözlerine de yer verdi.


Bölgelerden farklı tutum

Kuzey İrlanda halkı Avrupa Birliği üyeliğine devam kararı aldı. Oylama sonucunda Kuzey irlandadan %55.7 AB üyeliğine devam derken %44.3’lük halk ise AB’den çıkmaya yönelik oy kullandı. 

Galler’de, %47.5 oy oranına karşılık %52.5’lik ile Gallerliler AB’ye Hayır dedi. İskoçya’da Avrupa Birliği referandumunda AB’ye ‘Devam’ dedi. İskoçyalılar, %62 ‘AB’ye Evet’ derken %38’lik kitle ise çıkılması yönünde oy kullandı. 


‘Ayrılma’nın muhtemel etkileri 

İBrexit, yani ayrılma kararı alınması, AB’nin kimyasını kaçınılmaz şekilde değiştirecek. Muhtemel gelişmeler şöyle:

- Brexit’in AB içinde domino etkisi yaratmasını ihtimali bulunuyor. AB ülkelerinde popülist partilerin güç kazanmaya devam etmesi bu ihtimali güçlendirir.

- Fransa’nın çıkışını savunan aşırı sağın iktidara ulaşması şehir efsanesi olmaktan çıkabilir.  

- Brexit, bazı AB ülkelerinde ekonomi alanında çok olumsuz sonuçlar doğuracağından ekonomik ve sosyal şoklar olabilir. Bunlar da yeni krizleri tetikleyebilir.


Model ve opsiyonlar

İzlanda ve Norveç modeli: Bunlardan ilki ve en sık dile getirileni İngiltere’nin İzlanda ve Norveç’in de yer aldığı Avrupa Ekonomik Alanı’na dahil olması. İngiltere, ortak pazara erişim sağlayacak, ancak AB kararlarına ortak olamayacak.

İsviçre modeli: Yüzlerce anlaşmaya dayanan İsviçre modeli de bir başka model ancak bu anlaşmanın İsviçre’yi bile tatmin etmediği düşünüldüğünde İngiltere için bir opsiyon olabileceğini düşünmek zor. AB’yle Serbest Ticaret Anlaşması ya da Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği benzeri bir anlaşma imzalamak da öteki seçenekler arasında.


Lizbon Antlaşması 50. madde

Lizbon Antlaşmasının 50. maddesi bir üyenin AB’den ayrılma sürecini şu şekilde açıklıyor:

1. Her üye devlet, kendi anayasal kurallarına uygun olarak Birlik’ten çekilmeye karar verebilir.

2. Çekilme kararı alan üye devlet, niyetini Avrupa Birliği Zirvesi’ne bildirir. Birlik, söz konusu devletle, Avrupa Birliği Zirvesi tarafından belirlenen yönlendirici ilkeler ışığında, bu devletin Birlik ile gelecekteki ilişkisinin çerçevesini dikkate alarak, çekilmeye ilişkin kuralları belirleyen bir anlaşmayı müzakere eder ve akdeder. Bu anlaşma, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 218. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak müzakere edilir. 

Anlaşma, Birlik adına, Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini aldıktan sonra, nitelikli çoğunlukla hareket eden Konsey tarafından akdedilir.

3. Antlaşmaların ilgili üye devlete uygulanması, çekilme anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte, bunun gerçekleşmemesi halinde, Avrupa Birliği Zirvesi oybirliğiyle ve ilgili üye devletle mutabık kalarak süreyi uzatmadığı takdirde, 2. paragrafta belirtilen bildirimden iki yıl sonra sona erer.

4. 2 ve 3. paragrafların amaçları doğrultusunda, çekilen üye devletin Avrupa Birliği Zirvesi’ndeki veya Konsey’deki temsilcisi, Avrupa Birliği Zirvesi veya Konsey’de kendisini ilgilendiren görüşmelere ve kararlara katılamaz. Nitelikli çoğunluk, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 238. maddesinin 3. paragrafının (b) bendine göre belirlenir.

5. Birlik’ten çekilen bir devlet Birliğe yeniden katılmak isterse, talebi 49. maddede belirtilen usule tabi olur.


EREM KANSOY/LONDON






Bölünme kavşağı


Birleşik Krallık’ta dün yapılan tarihi referandumda AB’den ayrılma kararı çıkmış olsa da, aslında ülkeyi oluşturan dört bölgeden ikisi AB’ye ‘evet’ ikisi ‘hayır’ dedi.

İngiltere ve Galler’de AB’den ayrılma, İskoçya ve Kuzey İrlanda’da birlik yanlıları ağır bastı. Referandumdan önce İskoç ve Kuzey İrlandalı siyasi liderler, İngiltere ile yollarını ayırıp, AB’de kalmayı tercih edeceklerini söylemişlerdi.

Şimdi bu sözlerini tutabilirler mi yoksa bu sözler referandum kampanyasının bir parçası mıydı?

Sonuçların belli olmaya başlaması ardından İskoçya Yönetimi Başbakanı ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon’ın ilk tepkisi, “İskoçya, AB’de kalma yönünde güçlü, kararlı bir oy kullandı. Halkımız geleceğini AB’de görüyor.” demek oldu.

Eski SNP lideri Alex Salmond ise; “Sonuç bizi ikinci bir ayrılık referandumuna götürebilir” dedi. Bölgenin en güçlü partisi olan SNP geçen ayki yerel parlamento seçimleri öncesinde yayınladığı bildiride, İskoçya’nın arzusu hilafına AB’den çıkarılması durumunda yeniden referanduma gidilmesi gerektiği belirtilmişti.

Ancak yorumcular burada “hemen halkoylaması” gibi bir koşul getirilmediğine, SNP’nin bu seferki oylamayı kazanacağına emin olmadan sandık başı çağrısı yapmayacağına dikkat çekiyor.


Değişen dengelere bakılacak

Dolayısıyla İskoçların AB’den ayrılık kararı ardından İngiltere ekonomisinin durumunu, Sterlin’in ne kadar çabuk toparlanacağını, bu arada Euro’daki gelişmeleri ve AB ile nasıl bir ayrılık anlaşmasının yapılacağını izleyecek zamanı olacak.

Siyasi yorumcular yeni bir ayrılık referandumu yapılırsa neredeyse üç yıl önceki ilk referandumda AB’den ayrılmamak için Londra’ya ‘evet’ diyen bir kesimin, bu kez ‘hayır’ kampına katılabileceği görüşünde.

İskoçya’nın ayrılmayacağını, İngiltere ile 300 yıllık ortak tarihe son vermeyeceğini uman çevrelerse, ilk referandum sırasında dünyada petrol fiyatlarının yükselişte olduğunu, bunun da petrol zengini İskoçları cesaretlendirdiğini, oysa şimdi petrolün düşüşte olduğunu hatırlatıyor.

Yani SNP’nin halkına ekonomisinin nasıl ayakta duracağını anlatması gerekecek.


Kuzey İrlanda ne yapacak?

Önceki günkü oylama, Kuzey İrlanda’da da benzer tartışmaların fitilini ateşledi.

İrlanda Cumhuriyeti ile paylaştıkları sınıra kontrol getirilmesini istemeyen milliyetçi parti Sinn Fein, tepkilerini hemen ortaya koydu.

Kuzey İrlanda Yönetimi başbakan yardımcısı ve Sinn Fein başkan yardımcısı Martin McGuinness ilk açıklamasında, birleşik bir İrlanda için referandum istedi.

Sinn Fein adına açıklama yapan parti liderlerinden Declan Kearney de sonucun siyasi görünümü tamamen değiştirdiğini, AB’den çıkan bir Birleşik Krallık’ın, Kuzey İrlanda halkının çıkarlarını temsil etme yetkisinden mahrum olduğunu belirtti. Bölgede dün seçmenlerin %52’si AB’ye ‘evet’, %46’sı ise ‘hayır’ demişti.

Bir diğer faktör de AB referandumunda “AB’ye evet” kampını açıkça destekleyen, adanın güneyindeki İrlanda Cumhuriyeti’nin tutumu.

Onlar da haftada 1 milyar euro değerinde olduğu tahmin edilen ikili ticaret ilişkilerini ve zayıflayan Sterlin’in ekonomilerine etkisini dikkatle inceleyecek; birlik oylaması konusunda bir tavır almaları gerekecek.

Çünkü bir oylama yapılırsa, sınırın iki yanında da yapılması gerekiyor.

Kısacası önümüzdeki iki yılda Birleşik Krallık bir yol ayrımının daha eşiğinde.


AB’yi koruma telaşı


Avrupa Birliği  Konseyi Başkanı Donald Tusk, İngiltere’deki referandum sonucu ile ilgili olarak AB’yi 27 üye olarak korumakta kararlı olduklarını belirterek, “Sizi öldürmeyen şey sizi güçlendirir” dedi.

Referandumdan başka bir sonuç çıkmasını istediklerini belirten Tusk, “Bunun siyasi olarak ne kadar ciddi ve hatta dramatik olduğunun farkındayım.” dedi. Özellikle İngiltere’de önemli siyasi sonuçların olabileceğini kaydeden Tusk, “Tarihi bir an, ancak ani tepkiler verme zamanı değil. Herkesi temin etmek isterim ki, bu olumsuz senaryoya karşı da hazırlıklıydık” diye konuştu.

Son günlerde Avrupa Birliği liderleri, başbakanlar, devlet başkanları ve AB kurumları başkanlarıyla İngiltere’nin olası AB’den çıkma kararına ilişkin görüşmeler yaptığını söyleyen Tusk, “Hepimiz için birliğimiz ortak geleceğimizin çerçevesini oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı. 


Sağcı liderlere gün doğdu

Fransa’dan aşırı sağcı lider Le Pen Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Özgürlüğün zaferi. Yıllardır söylediğim gibi şimdi aynı referandumu Fransa ve diğer AB ülkelerinde de yapmalıyız” dedi. Geçen Cuma günü Viyana’da aşırı sağcı partilerin bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada Le Pen, “Fransa’nın muhtemelen, AB’den ayrılmayı istemek için İngilizlerden bin tane daha fazla nedeni var” dedi.  


‘Sözümüzü söylemek istiyoruz’

Hollanda’daki Özgürlük Partisi’nin lideri Geert Wilders ise yaptığı yazılı açıklamada, “Kendi ülkemizi, kendi paramızı, kendi sınırlarımızı ve kendi göçmen politikamızı kendimiz yönetmek istiyoruz” dedi. Wilder, “Olabilecek en kısa zamanda Hollandalıların da, Hollanda’nın Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili sözlerini söyleme fırsatının olması gerek” dedi. Wilders, “Eğer ben başbakan olursam, Hollanda’nın Avrupa Birliği’nden ayrılması konusunda bir referandum olacak. Kararı Hollanda halkı versin” dedi.

İtalya’dan aşırı sağcı Kuzey Ligi partisi de “Şimdi sıra bizde” dedi.


İsveç halkı karar vermeli

Avrupa Birliği’ne mesafeli bir politika izleyen İsveç Demokrat lider Jimmie Akesson da İsveç’in referanduma gitmesi gerektiğini söyledi.   Akesson, İsveç halkının AB üyeliğinin geleceği ile ilgili görüşlerini bir referandumda söyleme fırsatının onlara verilmesi gerektiğini belirtti.

İngiltere’deki referandum kampanyasının önde gelen isimlerinden, AB’den ayrılma yanlısı aşırı sağcı UKIP’in lideri Nigel Farage, “AB’nin ölmekte olduğunu” söyledi.Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ise Brexit’in bir domino etkisi yaratması ihtimalini yadsırken, AB’nin “hazırlıklı” olduğunu söyledi.

Ancak Almanya’dan birliğe mesafeli bir politik bakışı olan AfD partisinin lideri Beatrix von Storch, referandum sonucunu “Birleşik Krallık için bağımsızlık günü” olarak niteledi. Storch, “Avrupa Birliği siyasi bir birlik olarak başarısız oldu” dedi.