Şengal’i Özgürleştirme Hamlesi’nde yaşamını yitiren HPG’li Sêdar Sansak için 27 Aralık’ta düzenlenen cenaze töreni ardından devlet, Hüda Par eliyle Cizre'de katliam yapmaya başladı.  Hizbul-Kontra ve devletin ortak saldırıları başlatıldı. 27 Aralık'tan bu yana Cizre’de AKP polisi belli aralıklarla can almaya devam ediyor.  DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın Cizre’ye ilişkin mesajını götürmek için Cizre’ye gittiği gün 12 yaşındaki Nihat Kazanhan polis kurşunuyla katledildi. 27 Aralık'tan bu yana sadece Cizre’de 6 insan devletin eliyle katledildi.
Cizre halkı son 20 günde bu evlatlarını daha yaşamlarının baharındayken devletin terörü yüzünden toprağa vermek zorunda kaldı. Yasin Özer 19, Barış Dalmış 15, Zeki Alar 32, Ümit Kurt 14, Nihat Kazanhan 12 yaşındaydı.
Devlet güçleri gözünü bile kırpmadan peş peşe katletti. Ortada devletin daha önceki katliamlar için gerekçe(!) olarak gösterdiği bir durum, bir gösteri de yoktu.
Devlet, işbirlikçisi olan Hizbul-Kontrayı (Hüda-Par) devreye sokarak başlattığı katliamı, artık başka bir güce ihtiyaç duymadan direk kendi polisleriyle yapmaya devam ediyor.  Bunun somut örnekleri olmasına rağmen devlet tek bir yargılama bile yapmadı. Neden yapsın ki? 
Yargılama yaparak adaleti açığa çıkarmak gibi bir derdi olan bir devlet olsaydı bu cinayetleri işlemezdi. Ayrıca Hrant Dink cinayetinde şüpheli olarak görülen Ercan Demir’i Cizre Emniyet Müdürü olarak atamazdı. Ve Hrant Dink cinayetinin şüphelisi Cizre’ye gelir gelmez, yani 6 Ocak’ta 14 yaşında boyacılık yaparak geçimini sağlamaya çalışan Ümit Kurt, hedef gözetilerek kalbinden vurulmazdı. 12 yaşındaki Nihat’a bugün kendi akranlarıyla sokakta oynuyor olacaktı. Ama maalesef durum böyle değil. Çünkü “devlet baba” Cizre’de infazlarla asayişi sağlamakta kararlı.
Devletin tüm erkanı kamu düzeni sağlanmalı diyor. Bunun devlet cinayetlerinin durdurulmasıyla sağlanması gerekirken, devlet devlet terörüne karşı açılan hendekleri gerekçe olarak gösterdi. Devlete göre, olayların durabilmesi için kazılan hendeklerin kapatılması gerekiyordu. İş bu kadar basitti yani! Her şeye rağmen Kürt gençleri olayların durması için bu gerekçeyi de ortadan kaldırdı ve kendilerini savunmak için kazdıkları hendekleri kapattı.
Fakat devlet güçleri bu katliamları hendeklerin kapatıldığı gün yapmaya başladı. Hendeklerin kamu düzenini bozduğunu, bunun için kapatılması gerektiğini söyleyen devlet değil miydi? Hendekler kalkarsa ilçede asayiş sağlanır deniliyordu. Hendekler kapatıldı ama asayişi bozan yine devlet oldu. Neden? Yoksa kamu düzeninden, asayişten kasıt, ilçeye istediği gibi girip katliam gerçekleştirmek midir? 
Cizre'de devlet eliyle gerçekleştirilen infazlar, çözüme yanaşmayan AKP hükümetinin, Kürtlere yönelik imha ve inkar konseptini sürdürmekte kararlı olduğunu gösteriyor. Bu zihniyet 'çözüm süreci'nde de değişmemiştir ve AKP'nin tercihi infaz ve katliamdır. Öldürmeye, yok etmeye endekslenmiş AKP hükümetinin bu akılla Kürdistan'da asayişi sağlaması mümkün değil. Barış, katliam yaparak sağlanamaz. Barış ve huzur ancak demokratik yaklaşım ve hoşgörüyle gerçekleştirilir. AKP’de bu akıl gelişmedikçe katliama karşı kendisini savunan bir Kürdistan halkı da var olmaya devam edecektir.