Bu yazının başlığı, 3 Aralık 1994 tarihinde bombalanan Özgür Ülke Gazetesi’nin 4 Aralık 1994 tarihinde çıkan sayısının manşetidir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in susturun emriyle, Kürt siyasetçi ve işadamlarına yönelik olarak başlatılan “susturun” talimatıyla onlarcası öldürülmüş, tutuklanmış ya da sürgüne gönderilmişti. Köyler boşaltılmış, İHD verilerine göre 5 bini aşkın faili meçhul, yargısız infaz olayı yaşanmıştı.
Susturun talimat adeta bugün de uygulanmak isteniyor. Üstelik sadece Kürtler değil, logosunda “Türkiye Türklerindir” sloganıyla çıkan ama iktidarı eleştiren gazeteler, televizyonlar da hedefe konulmuş durumda.
“Sandık sonuçlarına saygılı olacaksınız” diye televizyon kanallarında boy gösterenler, 7 Haziran’da halkın ortaya koyduğu iradeye adeta ipotek koymak istiyor. Bir AKP milletvekilinin “1 Kasım’da 400 milletvekili vermezseniz de, seni başkan yapacağız” sözleri sivil darbenin adım adım uygulanmaya konulduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Devlet yöneticilerinin “tepkinizi ortaya koyun” açıklamalarıyla HDP ve DBP Genel Merkezi başta olmak üzere 140’u aşkın HDP binasına yönelik saldırılar, binaların içeride bulunan çalışanlar ve yöneticilerle birlikte yakılmaya çalışılması, Madımak Katliamı’nı yeniden hatırlatıyor. Sadece HDP binaları değil, Kürtlerin evleri ve işyerleri yakılıyor. En bariz örneği, iki aydır Alanya’da yaşananlar karşısında herkes suskun.
26 Haziran 1994 tarihinde HADEP Kongresi’nde yaşanan bayrak provokasyonu ile Kasım 1998 yılında HADEP binalarında Kürt sorununun barışçıl çözümü için başlatılan açlık grevlerine yönelik saldırıların daha kapsamlısı yaşanıyor.
Altı günden bu yana İç Güvenlik Yasası’na dayanılarak Cizre’de ortaya konulan sokağa çıkma yasağı kararı sonrasında 9 insanın yaşamını yitirmesi, cenazelerin defnedilmesine dahi izin verilmemesi nedeniyle 13 yaşındaki Filiz Çağırga’nın naaşı 2 gün buzdolabında bekletildi. İnsanlıktan dem vuranlar bunu bile görmezden geldiler. Çağırga ailesi 90’lı yıllarda da bu acıyı yaşamıştı. Çağırga ailesinin kaldığı ev bombalanmış ve aile fertlerinden 7 kişi yaşamını yitirmişti.
Suriye Kürtlerinin tradejisi Alan bebeğe ait bir fotoğraf karesiyle dünyanın gündemine girdi. Ama Cizre’de yaşananlara adeta ambargo uygulanıyor. Medyanın bu ambargosu sosyal medya üzerinden kırılsa da bu trajediyi kimse gündeme taşımak istemiyor. Bu coğrafyaya ömründe uğramamış, onlarca yıldır bu topraklardan kopuk ya da bu topraklara geldiğinde halkla bir teması olmamış herkes Kürt uzmanı. Medyadan aldıkları binlerce dolar maaş uğruna, söyledikleri yalanlarla adeta insanlığı katlediyorlar.
Bugün Türkiye, 1990’lar Türkiyesi değil söylemleri de koca yalan. O dönem iletişim kanalları bu kadar yaygın değildi. Halk her bilgiye ulaşamıyordu. Bugün ise yaşananları medya ambargo uygulasa da, çarpıtsa da, görmese de sosyal medya üzerinden canlı canlı izliyoruz. Bugün herkes her şeyi biliyor ama…
Özgür Ülke Gazetesi bombalandığında o dönem atılan manşet bugünleri de adeta tarif ediyor: “Bu ateş sizi de yakar!”