Valsta. Güzel bir düğün. Şatafatlı bir Süryani düğünü…
Herkes neşeli. Arapça, Türkçe, Kürtçe, Süryanice türküler söyleniyor. İnsanlar bu ortak nağmelerle dans ediyor. Ortak halaylar ve diğer halk dansları... Erivan’da da halk danslarını izlerken, bunlar hepimizin dansı diyordum.
Aklıma geçen yılkı bir düğün haberi geliyor. Kamışlı’dan. Süryani kilisesinde yapılan bir Ermeni düğünü. Aristokrat bir görüntü kılık kıyafet ile. Bunu mümkün kılan ise Rojava Devrimi.
Erkeklerin el ele verip titreyerek tutkulu bir biçimde oynadıkları bir dans bana Karadeniz’in tutkulu dansını hatırlatıyor.
Belki de, Pontos Kralı Mitridates ile merkezi Adıyaman olan Komagene krallarının Roma işgal ordusuna karşı ortak verdikleri kavgadan bir miras bugünlere. Dans ederken sergiledikleri tutku aynı tutku… Karadeniz keşke aynı Karadeniz olsa… Sayat Nova’nın gerçek türküleri ile titrese…
Aynı kahve gibi… Bir zamanlar “Kahve Yemen’den gelir” diye bir türkü vardı. Kahve içme alışkanlığı zaten Avrupa’ya Osmanlı diyarından gitti. Onun için ona, “Türk kahvesi” demişlerdi. Zaten Osmanlı diyarına da Türkiye derlerdi. Belki de Selçuklulardan bu yana Türkçe’nin İmparatorluğun “lingua franca”sı, yani ortak anlaşma dili olması nedeniyle...
Nasıl Rus Çarlığında ortak anlaşma dili Rusça, Alman İmparatorluğu’nda da Almanca ise… Doğu Avrupa Yahudilerinin konuştuğu dil de Yidişçe’ydi, yani eski Almanca. Sahi, İberya Yahudileri de İspanyolca konuşurlar hala değil mi? Ladino yani.
İspanya şu günlerde, 1492’de İberya’dan kovdukları Yahudilere yurttaşlık hakkı tanıyan yeni bir yasa çıkardı. [Yalnız İspanyolca yeterlik sınavı vermek koşulu ile…]
Selanik kentini onlar Selanik yapmışlardı. 1492’de Engizisyon’un ateşinden kurtuldular ama onları 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’in gaz Odaları bekliyordu… 500 yıl sonra aynı akıbet!
TC’de umarım, 500 yıl beklemez İspanya gibi, Anadolu’nun kovulan Ermeni, Rum, Süryani çocuklarına yurttaşlık haklarını iade etmek için!
İlginçtir Doğu’ya İdris-i Bitlisinin Kürt beylikleri alanına gidildiğinde bu ortak anlaşma dili Kürtçe iken Güneye kayıldığında ortak anlaşma dili Arapça oluverirdi...
İsveç’ in en güzel zamanları...
Ama önce kilisede nikah töreni…
Rahiplerin yuvarlak başlıkları, Yahudilerin kipasından daha büyük.
Kürt dindarların beyaz başlıklarını anımsıyorum. Yalnız Süryanilerinki siyah…
Ayin devam ederken Süryanice bazı kelimelerin, Arapça ile aynı oluşunu bir kez daha keyifle izliyorum.
“Allah”, “namaz”, “selamu aleyhu”...
Ve ayini izlerken, çocukluğumun Fatih’ine dönüyor, sanki Mevlut dinliyormuş gibi hissediyorum...
Kürtçe Mevlut da dinleyebilsem diyorum kendi kendime.
Belki yanılıyorum ama, Arapça Mevlut duymadım.
Belki de bizim coğrafyanın insanının bir hediyesi bu İslama.
Fener’de Ortodoks ayini izlerken de Mevlut duygusuna kapılmıştım.
Beyrut’lu din kadını Feruz, Ortodoks dini müziğini Grekçe ve Arapça olarak en güzel yorumlayan sesti benim için.
Mardin’de çoğu Süryaniler Arapça konuşur.
İbrani alfabesinin ve Süryani alfabesini ilk harfi “Alef” tir. Arap alfabesinde ise bu “Elif” olur.
Zaten Yunus da şöyle dememiş mi?:
“Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır”
Ve softalara karşı şöyle devam edelim:
“İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır” (egosu yüksek olanlara ithaf!)
Mardinli Süryani bir dost, seçim sonuçlarını kastedip, “Kazandık” diyor sevinçle.
Evet, korku duvarı aşıldı artık.
Herkes cok mutlu... Sanki bir demokratik devrim gibi...
Evet, halkların ve inançların, tercihlerin, kimliklerin, renklerin ortak partisi HDP’nin barajı yıkması, bence bir “demokratik devrim”!
Keşke bu sonuç her kesim arasında diyalogun önünü açsa...
HDP’den seçilenler arasında her inanç ve milliyetten insan var
İlk defa feminist ve ekolojistler parlamentoda...
Bir Ezîdî kadın ile başörtülü kadın birlikte HDP milletvekili...
Ve HDP’den seçilenlerden yarıya yakını kadın...
Farklı sosyalist partilerden insanlar artık parlamentoda.
Bunu HDP çatı partisi projesi mümkün kıldı.
(Veysi’nin hayali gerçek oldu).
Bunu da gördük ya, ardından karanlık günler gelse bile...
Türkiye siyasal tarihinde ilk kez sol partiden bu kadar çok milletvekili parlamentoda...
Sadece bir başlangıç ve arkası gelecek.
Ve bu herkesin “hayrına”!
Umut ederim, bu demokratik sıçramanın sonu, halkların büyük umut bağladığı, İttihatçıların heder ettiği yarım kalmış 1908 “Anayasal Devriminin” sonuna benzemez.
Umut ederim AKP, İttihatçıların yaptığı “hata”yı ve “ihaneti” tekrarlamaz.
Bunun bedelini herkes öder.