Sinemacı arkadaşlarla 21 Ocak günü Roboskî’ye gittiğimizde, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e inat Roboskî’nin şiirini yazacağız diyorduk. Yanılmışız. Ne Ahmed Arif, ne Yaşar Kemal ne de Neruda bir annenin oğluna haykırışını, sessiz çığlığını bu kadar anlamlı yazamazdı.
Bir annenin katliamda yitirdiği biricik oğlu için yazdığı aşağıdaki şiir, Selam’ın şahsında 34 cana adanmıştır. 33 Kurşun şiiri denince nasıl ki Ahmed Arif akla geliyorsa; tarih, 34 kurşunu Selam’ın annesinin yazdığı bu şiirle hatırlayacak. ‘34 Kurşun’ şiiri bu olsa gerek.
***
‘’Kimse bana ‘oğlun yandı’ diyemedi

Saat gecenin dokuzuydu
Haber aldım ateşe vermişler etrafı
Gittim oğlumu aradım
Bağırdım, çağırdım sesini duyamadım
Oğlum dedim, Selam’ım dedim.
Bana ses vermedi.
Birini getirdiler, yaralıydı
Selam’ım dedim, oğlum dedim
Baktım Selam değildi
Bu Serhat dediler
Diğerine baktım, o da değildi,
Mehmet Ali dediler.
Selam’ım dedim, Oğlum dedim.
Bana ses gelmedi.
Gelene sordum Selam’ım dedim,
Ağlayan gözlerle cevap vermediler.
Dedim ‘Selam’ıma bir şey mi oldu?’
Kimse bana birşey söylemedi.
Selam’ım diyordum hep,
oğlum diyordum hep.
Kimse bana ‘oğlun yandı’ diyemedi.
Gittim, baktım.
Bir sürü yanmış ceset
paramparça haldeydi.
İçinde oğlumu aradım.
Hepsi yanmıştı, tanınmaz haldeydi.
Bana en kısasını gösterdiler.
Bu benim oğlum değil, dedim,
Benim oğlum uzun boyludur.
Beni öperken hep eğilirdi, dedim.
Baktım, ayaklarından tanıdım.
Oğlumdu.

Oğlumun hayalleri vardı.
‘Mühendis olacağım’ diyordu.
Son bir sınavı kalmıştı.
Parası yoktu, borç almıştı.
Selam’ım onun için gitmişti.
Annem, diyordu bana,
Okul yapacağım, diyordu.
Cami yapacağım, diyordu.
Annem, sana ev yapacağım, diyordu.
Selam’ımla birlikte hayallerini yaktılar.

Ez Kurdim, Kurmanci jî dizanim.
Edi bes e, artık yeter.
Senin anladığın dilden söylüyorum.
Sana söylüyorum, sana, evet!
Benim yüreğim yandı,
Canımdan bir parça gitti.
34 masumu katlettin,
Annelerin yüreğini yaktın.
Sen Allah’a nasıl hesap vereceksin.
Senin de günün gelecek.
Senin de yüreğin bizim gibi yanacak.’’