Hafta sonunun bu en önemli olayını herkes dört gözle bekliyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e göre, bu görüşme Newroz’dan beri yaşanan demokratik çözüm sürecine olumlu yansıyacak. Fakat gerçeğin böyle olup olmayacağı pek belli değil. Çünkü olaya ilişkin fazla bilgi verilmiyor ve açıklama yapılmıyor. Bu konuda tek açıklama yazılı olarak Mesud Barzani adına yapılmış durumda.
Basına yansıyan bilgilere göre, Güney Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani yaptığı yazılı açıklamada “Rojava’da devrim olmadığını, oradaki Kürtlerin Esad yönetiminin boşalttığı yerleri yönettiğini” belirtmiş! Tabi Sayın Barzani geçmişte yaptığı açıklamalarda Rojava’daki devrimin Hewler Antlaşması temelinde gerçekleştiğini söylemiş olduğunu unutmuş gibi. Herhalde başkalarının da bunu unutmuş olacağını ve ifade etmeyeceğini sanmış.
Neyse, burası başka bir konu. Fakat Amed görüşmesi açısından ele alırsak, Sayın Barzani’nin yaptığı bu açıklama Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i pek doğrulamıyor. Diyarbakır görüşmesi gibi çok önemli bir olayın hemen ön gününde Barzani’nin Rojava Kürtlerine hakaret sayılabilecek böyle bir açıklamayı yapmış olması Kürtler tarafından olumlu karşılanacak gibi görünmüyor.
Eğer Mesud Barzani Diyarbakır’a demokratik çözüm sürecine destek için gelseydi, o zaman Kürt kamuoyunun çok hassas olduğu Rojava konusunda bu açıklamayı yapmazdı. Belli ki Güney Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani 16 Kasım günü Amed’e başka amaçlar için geliyor. Zaten birçok çevre de tartışmalarda böyle farklı amaçlar üzerinde duruyor.
Peki 16 Kasım günü gerçekleşecek olan bu şatafatlı görüşmenin esas amaçları neler olabilir? Tabi bu durum taraflara göre farklılıklar arz ediyor. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’a göre, en başta bu bir yerel seçim hazırlığı ve propagandasıdır. İmralı görüşmelerinin olumlu gitmediğinin basına yansıdığı bu günlerde AKP için Diyarbakır’da Mesud Barzani ile görüşmekten daha etkili bir yerel seçim propagandası bulunamaz. Bununla bir yandan İmralı’da işlerin iyi gittiği mesajı verilmek istenirken, diğer yandan kötü gittiğini düşünenlere de “Abdullah Öcalan olmazsa Mesud Barzani”, “PKK olmazsa KDP” mesajı verilmek istenmektedir. Böylece Kürt oyları artırılmaya çalışılmaktadır.
Elbette AKP’nin ve Türk Devletinin başka amaçları da vardır. PKK ile KDP arasındaki çelişkileri artırarak Kürtleri bölüp zayıflatmak da çok önemli bir AKP hedefidir. Yine KDP’nin Rojava üzerindeki baskısını daha da artırmak istemi vardır. Zaten Mesud Barzani’nin Rojava karşıtı açıklaması bunu sağlamıştır. Bununla Kürtler ve dış dünya nezdinde “AKP’nin Kürt sorununu çözdüğü” imajını güçlendirmek istemektedir. Kuşkusuz ekonomik, vb. ortaklıklar da birer etkendir.
Güney Kürdistan yönetiminin bu görüşme ile hangi çıkarları amaçladığını ifade etmek o kadar kolay olmamaktadır. Mesud Barzani’nin bir amacının Rojava’daki direnişi kötülemek için fırsat yaratmak olduğu açığa çıkmıştır. Bunu zaten 15 Kasım günü yaptığı yazılı açıklamayla gerçekleştirdi. Bunun dışında acaba Türk Devletini Rojava üzerine sürmeyi hedefliyor olabilir mi? Bunu tam bilemeyiz. Fakat yazılı açıklamada yer alan sözleri söyleyen birisi bu tür amaçlar peşinde de koşuyor olabilir. Ne bilelim, belki de bu ziyaretle Diyarbakır’da parti kurmayı ve Kuzey Kürtlerini de PKK’ye karşı çıkmaya yönlendirmeyi hedeflemiş olabilir.
Tabi bu belirttiklerimiz birer şüphe ve düşünce. Fakat şatafatlı görüşme yapan taraflara şunu söylemeden de insan kendini alamıyor: AKP eğer bu görüşme ile Kürt dostu olduğunu ve KDP ile de arasının çok iyi durumda bulunduğunu göstermek istiyorsa, o zaman Irak’taki gibi bir özerkliği Kuzey Kürdistan’a da versin, Hewler gibi Amed’i de başkent ve Barzani’yi de Amed’e başkan yapsın! Eğer yüreği yetiyorsa ve sahte değil gerçek Kürt dostu olacaksa en azından bunu yapmalıdır.
Barzani’ye gelince ve gerçekten Kürtlerin Lideri ise, Güney Kürdistan gibi Kuzey’in de özerkliğini ve Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesini açıkça isteyebilmelidir. Yoksa bazı basit ekonomik çıkarlar karşılığında AKP’nin seçim propagandasının aleti olmak, AKP’nin koltuk deyneği haline gelmek liderliğe yakışmaz. Eğer Kürt toplumunun desteğini almak istiyorsa, o zaman en azından Diyarbakır’a da başkan olmayı hedefleyebilmelidir.
Çünkü Kürtler Mesud Barzani’yi bu duruma getirmek istediler. Eğer Kürdistan Ulusal Kongresinin toplanmasını engellemeseydi ve Kongre toplanmış olsaydı, Mesud Barzani şimdi tüm Kürdistan’ın başkanı olmuş olacaktı. Başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK olmak üzere tüm Kürt örgütleri Barzani’yi böyle bir göreve getirmek istediler. Mesud Barzani ise, Kürt örgütleriyle bir olup Kürdistan Başkanı olarak Amed’i ziyaret etmek yerine, AKP ile ittifak kurup Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak Diyarbakır’a gelmeyi tercih etti. Peki Kürt onuru ve gururu bunu kabul eder mi?
Belli ki Barzani yanlış yolda ve bir türlü bu yanlıştan çıkamıyor. Rojava Kürtlerinin iradesini kabul etmemesi, kendisini Kürdistan kralı yerine koyarak adeta herkesin kendisine biat etmesini istemesi Barzani’yi böyle bir yanlış yola sokuyor. Halbuki biraz demokratik davranmayı ve yönetimi başkalarıyla paylaşmayı artık becermesi gerekiyor. Yoksa AKP’ye koltuk değneği olmak kendisini de kurtarmaz.
AKP’ye gelince, Kürt direnişine karşı mücadelede denemediği yöntem kalmadı. Uyguladığı hiçbir yöntem de başarı getirmedi. Şimdi denenmiş yöntemleri yeniden tekrarlamaya çalışıyor. 27 Temmuz 2011’den itibaren Kürt Halk Önderi ile avukat görüşmelerini durdurur ve Kürt halkına karşı savaş açarken, yaptıklarını maskelemek ve kamuoyunu aldatmak için Kemal Burkay’la anlaşıp onu Avrupa’dan Türkiye’ye getirmişti. Sözde alternatif bir lider sunarak Kürt toplumunu aldatmak istemişti.
Fakat bilindiği gibi AKP’nin bu oyunu tutmadı. Ne Kürtler ne de başkaları AKP’nin bu basit oyununa aldandılar. Kemal Burkay’dan kurtuluş gelmeyeceğini anlayınca, daha sonra AKP yöneticileri Leyla Zana ve Şivan Perwer gibi bazı Kürt şahsiyetlerinden medet ummaya çalıştılar. Onlara dayanarak Önder Abdullah Öcalan’ın Kürt toplumu üzerindeki etkisini kırmak istediler. Fakat bu da tutmadı. Bu oyun Kemal Burkay oyunu kadar bile etkili olamadı.
Şimdi Mesud Barzani oyunu deneniyor. Kemal Burkay ve Leyla Zana ile başarılamayan, şimdi Mesud Barzani ile gerçekleştirilmek isteniyor. PKK ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a karşı Mesud Barzani’ye sarılınıyor. Barzani’ye dayanarak Kürt oyları alınıp yerel seçimler kazanılmak isteniyor. Böyle bir süreçte ve de Diyarbakır’da Erdoğan-Barzani görüşmesinin başka ne anlamı olabilir.
Peki bu seferki oyun veya numara tutar mı? Hiç sanmıyoruz! Bu da tutmaz. Kırk yıllık mücadele içinde bu denli bilinçlenmiş ve örgütlenmiş Kürt toplumu bu tür AKP numaralarına hiç aldanmaz. Dolayısıyla Diyarbakır görüşmesi taraflara fayda getirmekten çok zarar verebilir. Bunun işaretleri daha şimdiden zaten gözükmektedir. Dolayısıyla hiç kimse yanlış hesap yapmamalı ve sahte umutlar beslememelidir!
*NOT: Bu yazı Erdoğan ve Barzani’nin buluşmasından önce yazılmıştır.
Bu da tutmaz
Basının verdiği bilgilere göre, Güney Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani bugün Amed’e geliyor. Amed’de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan ile görüşecek. Amed’de onları İbrahim Tatlıses ile Şivan Perwer karşılayacak ve düet yapacaklar. Böylece bölgesel politikalarda zorlanmakta olan iki politikacı birbirinden güç alarak biraz rahatlamaya çalışacaklar.