Devletin göçertme politikasının yaşandığı 90’lı yıllarda korucu olmadıkları için amcası işkenceyle katledilen, eşinin dayısı da ‘faili mechul’ cinayete kurban veren Hiznê Arslan (40), bu kez bir kardeşi ve iki evladını kaybetti.

Her dönem devletin zulmünü yaşayan sekiz çocuk annesi Arslan, Türk işgal güçlerinin Cizîr’deki soykırım saldırıları ardından oğlu Said’in (22) cenazesine ulaşabildi. Anne Arslan, bodrumda olduğu bilinen ve ardından bir türlü bulunamayan kızı Hacer’in (19) cenazesine ise hala ulaşabilmiş değil.

Sokağa çıkma yasağının 9’uncu gününde devletin katlim yapabileceğini sezdiğini belirten Arslan, yaşadıklarını, “İlk 9 günlük yasakta biz aile olarak ağabeyimin birinci katındaki evinde kaldık. Geceleri biz çocuklarımızı koridorun tuvaletinde uyutuyorduk. Biz 7 aile kalıyorduk. Sabahları ise bütün 7 aile mutfakta kalıyorduk. O 9 günlük süreçte su, elektrik ve yiyecek bir şeyimiz yoktu” diye anlattı.


Önce kardeşi, ardından oğlu 

Kız Sağlık Meslek Lisesi’nde okuyan kızı Hacer’in Cizre Devlet Hastanesi’nde hemşirelik yaptığı için saldırıların başlangıcında işe gidip geldiğini, oğlu Said’in de dayısı ile beraber Nuh Nebi Mahallesi’ndeki akrabalarına ulaşmaya çalıştığını söyleyen Arslan, ilk önce yasağın 43’üncü gününde kardeşinin ölüm haberini aldığını belirtti. Ardından bir türlü çocuklarına ulaşamayan Arslan, yaklaşık bir ay sonra Nuh Nebi Mahallesi’nde oğlu Said’in vurulduğu haberini aldığını söyledi. 


Nasıl katledildiğini bilmiyorum

Kızı Hacer’in ise bodrumlarda olduğunu televizyonlardan öğrendiğini kaydeden Arslan, insanlar diri diri yakılıp cenazelerin tanınmaz halde olduğunu hatırlattı. Halen de ismi bilinen fakat cesetleri dahi olmayan 11 gençten birinin Hacer olduğunu kaydeden anne Arslan, kızının ne şekilde katledildiğini dahi bilmediğini sözlerine ekledi. 

Oğlu Said’in ölümüne ilişkin de bilgi edinemediğini sözlerine ekleyen Arslan, en son Nuh Nebi Mahallesi civarında tarandığı yönünde haber aldığını söyledi. Arslan, oğlunun defalarca polis tarafından gözaltına alındığını, işkenceden kaynaklı ameliyat olduğunu ve son olarak da 10 yıl hapis cezası aldığının bilgisini verdi.  Arslan, “İnsanlar savaşta dahi yakılmaz, cenazelere işkence edilemez” diyerek, devamla şunları söyledi: “Biz ölünceye kadar bu zulmü unutmayacağız. Çocuklarımın davasını kanımın son damlası kalıncaya kadar sürdüreceğim. Kime yetişirsem bu devletin bize yaptığı zulmü anlatacağım ve asla affetmeyeceğim.” 


 ŞIRNAK